"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Örtülü OHAL rejimi”

Cevher İLHAN
16 Mayıs 2019, Perşembe
“İstanbul seçiminin iptali” haksızlığı ve hukuksuzluğu tartışmalarında karambola gelen Türkiye’nin kanayan yaralarından biri de OHAL KHK’ları haksızlığı ve hukuksuzluğu.

Bilindiği gibi kamuoyundaki beklentilerin aksine, seçimden sonra ilk iş olarak “yasa”yla OHAL KHK’ları uygulamaları üç yıl daha ağır bir biçimde kalıcılaştırılmıştı.  

OHAL’in kalkmasıyla uygulamalarının sona ermesi gereken ve hiçbir yargı denetimine tabi olmayan KHK’ların üç yıl daha yürürlüğünün dayatılmasıyla, kamu kurumlarından ihrâç edilen yüz binlerin hakkı peşinen gasbedilmiş; âileleriyle birlikte milyonların mağduriyetine sebebiyet verilmişti.

OHAL KHK’larıyla “mensubiyet, iltisak ve irtibat”la kamudan ve özel sektörden atılan yüz binlerin mağduriyetinin yanı sıra, devletçe yine yargısız infazla bütün malvarlıklarına el konulan binin üzerinde özel vakıf, dernek, okul, dershane, sendika, üniversite ve medya kuruluşu TMSF’ye devredilmiş, kapısına kilit vurulmuş, tepeden kayyum atanan on bini aşkın şirket/firma ve işyerinin akıbeti OHAL Komisyonu’na havale edilmişti.

70 BİN 406 BAŞVURUDAN 65 BİN 156’SINA RET

En son 80’i raportör (hâkim, uzman, müfettiş) olmak üzere toplam 250 personel görevlendirildiği bildirilen OHAL Komisyonu’nun açıkladığı Mart ayı raporuna göre, KHK ile kamu görevinden çıkarma, öğrencilik bursunun kesilmesi, emekli güvenlik personelinin rütbelerinin alınması ve kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin kurumlardan intikal eden personel ve mahkeme dosyaları ile eski başvurularının neticesi, “dağ fare doğurdu” değerlendirmesini bir defa daha teyid ediyor.

Toplam 470 bin evraktan OHAL kapsamında yayımlanan KHK’larla 125.678’i kamu görevinden çıkarma (3.213 rütbe alma, 270 yurtdışı öğrencilikle ilişiği kesilme, 2.761 kurum ve kuruluş kapatma) olmak üzere toplam 131.922 tedbir işlemi gerçekleştiğinin bildirilmesine karşı, bugüne kadar ancak 5 bin 250’si kabul, 65 bin 156’sı red olmak üzere 70 bin 406 başvurunun karara bağlanması, yüz binlerin yıllardır süren haksızlık ve hukuksuzluğa uğratılmasına devam edilmesi, “OHAL komisyonu”nun haksızlık ve mağduriyetleri kalıcılaştırmak için paravan olduğunu bir defa daha ortaya koyuyor.

Ve tek kelime savunmaları alınmadan, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde ve hukukta itibar edilmeyen sahte ihbarlarla, “gizli istihbarat jurnalleri”yle, yargısız sorgusuz - sualsiz hak kazandıkları işlerinden atılan, özel sektörde çalışmaları da engellenen yüz binlerin, bu kez OHAL Komisyonu’na havalesi, bu komisyonun Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde bir “bariyer” olarak kullanıldığını bir defa daha açığa çıkarıyor.

Ve Anayasa ve yasalara göre sözkonusu komisyon kararlarına yargı yolunun açık olmasına karşı, ancak Ankara’da Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nca belirlenen iki özel yetkili idare mahkemesinde dâvâ açabilmeleri de, komisyonun bir göz boyamadan ibâret bir paravan olduğunu ele veriyor.

En çarpıcısı, ihrâç edilen 126 bin kamu görevlisinden komisyon kararıyla “işlerine iâde edilen”lerin, şimdiye kadar mahkemelerde beraat ve tâkipsizlik kararı alanların dahi il komisyonlarınca görevlerine başlatılmamaları; dahası beraat ve tâkipsizlik alanların dahi tekrar görevden alınmaları vahametiyle garip bir “örtülü OHAL rejimi” sürdürülüyor.

Oysa haklarında hiçbir soruşturma ve dâvâ açılmadan, iddianâmeleri bile hazırlanmadan ve yargılanmadan dayatılan bütün OHAL ihrâçlarının kanuna göre OHAL’in kalkmasıyla sona ermesi, hepsinin görevlerine derhal iâdesi gerekiyordu.

ADÂLETSİZLİKLE SOSYAL FELÂKET VE ÇÜRÜME

Hülâsa, OHAL komisyonu, haksızlıkları telâfi yerine haksızlıkları dayatma aracı olmuş. Bu vartada hukukun temel kurallarının başında gelen “suçu ispatlanıncaya kadar herkesin mâsum ve suçsuz olduğu” ve “suçun şahsiliği” esaslarını yok eden, yargısız “terör örgütü üyesi” yaftası ve iftirasıyla saldırıya dönüşen adâletsizliklerle yüz binlerin hakkı ihlâl ediliyor.

Hukukçuların tesbitiyle “hukukun 12 Eylül döneminden bile daha kötü duruma düştüğü, kimsenin güvende olmadığı”; muhbirliğin, tehdidin, şantajın, suiistimalin, istismarın, “itirafçılar”ın, “gizli tanıklar”ın meydan aldığı tam bir sosyal felâket ve çürüme bataklığına ortam oluşturulmuş.

Cumhurbaşkanı’nın “at izi it izine karışmış!” ikrarıyla yargısız infazla insanların derdest edildiği, “iktidara ilişik medya”nın yakınmasıyla “soruşturmalara şâibe bulaştırılıp sulandırıldığı” vetirede, “ağaç kökü yesinler!” merhametsizliğiyle yüz binlerce âile âdeta açlığa mahkûm edilmiş.

Kısacası, OHAL kalktığı halde mağduriyetleri idâme ettiriliyor.

Okunma Sayısı: 15478
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Beyazıt Göker

    17.5.2019 03:29:50

    Adalet hukuk var diyenlere takipsizlik kararı verildi lakin ohal iltisaklisin Eski bakan tasarruf Yüksek mahkemeler ben bilmem MEB bin avukatı taa 60 li yıllara dayanan bir örgütün suçlarını getirip garibanlara dayadı Ne yapalım selam verilmez Su verilmez ağaç kökü yenmesi tavsiye olunur Ken Öldürün bari

  • g@L!p

    16.5.2019 10:55:19

    Ben de bir öğretmendim,sorgusuz sualsiz ihraç edildim. Bugüne kadar da adli veya idari bir soruşturma geçirmedim ama komisyon red kararı verdi hakkımda. Tam da dediğiniz gibi, oval ve zulüm devam ediyor... Allah razı olsun.

  • Sevim

    16.5.2019 02:04:44

    Ben hakkımı helal etmiyorum bana ve aileme yapılanları ALLAH a havale ediyorum eşimin hakkında hiçbir bilgi yok tam 32aydan beri hayata tutunmaya çalışıyoruz 5kişilik bir aileydik şuanda ölüme terk edildik evimizde ne huzur kaldı nede aile birliğimiz bizi bu hale getirenler bizden beter olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı