"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Salgın ve “tedbir siyaseti”

Cevher İLHAN
30 Haziran 2020, Salı
“Yeni normalleşme” paravanında koronavirüsle mücadelede pompalanan “başarı propagandası”nın aksine dünya ile birlikte Türkiye salgında kritik süreçte.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Âcil Durumlar Direktörü Ryan’ın “Bu virüs, HIV gibi sık görülen ve hiçbir zaman yok olmayan bir diğer virüs olabilir ve toplumun bağışıklık kazanması yıllar alabilir” ihbarının ardından, daha önce “Bize inanın ki daha en kötüsü bizi bekliyor” uyarısında bulunan DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus’ün “Kovid-19 çekip gitmiyor, tam tersine pandemi büyüyor, vak’a ve ölüm sayısı artışı sürüyor” uyarısı kritik vaziyeti ele veriyor. (gazeteler, 21.4.20; 14.5.20; 23.06.20)

Bu açıdan, “danışma kurulu” haline getirilen Sağlık Bakanlığı’na bağlı Bilim Kurulu üyelerinin “salgının sürdüğü” tesbitlerine ve Bakan’ın halka “iş bitti demeyin, virüs stabil hâle gelmedi” ifadelerine rağmen, “iktidara ilişik medya”nın “salgın kontrol altına alındı” manşetleriyle ve Cumhurbaşkanı’nın “salgının önüne geçtik” iddialarıyla “iktidar cephesi”nce estirilen “zafer havası”nın tam tersine tehdit devam ediyor. 

Bilindiği gibi başta Bakan ile bazı kurul üyeleri, “günlük vak’a sayısının düşmesi”ni “normalleşmenin ölçüsü” olarak duyurmuşlardı. Son resmî rakamlarla vefat sayısı 5.600’e yaklaşırken, yeniden binin üzerine çıkıp 1.300’ü aşan günlük vak’a sayısındaki patlama ciddî endişelere sebebiyet veriyor; ve öncelikle “salgın yönetimi”ndeki başarısızlığı ortaya koyuyor. 

DOĞRU VERİLER PAYLAŞILMALI 

Gerçek şu ki uzmanların ve muhalefetin “en azından iki ya da üç hafta tam karantina uygulanması” çağrılarını reddeden siyasî iktidarın, dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen sadece hafta sonu, resmî-dinî bayram günlerinde sokağa çıkma yasağı kararları öncesi ve sonrasında kalabalıkların yoğunlukla çarşı - pazara çıkmasıyla salgının dalgaları yayıldı. 

Keza bir milyon öğrencinin katıldığı LGS’den sonra “iç turizmin erken canlanması” uğruna iki gün peşpeşe iki buçuk milyon öğrencinin katıldığı YKS (üniversite) sınavlarının yapılmasının olumsuz çarpıcı etkilerinin olacağı kaydediliyor. Bu yüzden Bilim Kurulu üyeleri, “Henüz birinci dalgayı yaşıyoruz, ama bulaşıklık artarsa ikinci bir dalgayı yaşayabiliriz” diye hayıflanıyorlar. 

Bundandır ki “salgınla mücadele tedbirleri” dönüp dolaşıp yine “maske” ve “sosyal mesâfe”yle kalıyor. Dahası kimi “yandaş medya” yorumcuları, hükûmetin alması gereken köklü tedbirlerden sarfınazar edip sırf siyasî sâikler uğruna halkı suçlayan garabetli söylemlerde bulunuyorlar. 

Oysa doktorların yakınmasıyla, verilere - olgulara dair bilgiler verilmediğinden, doğru ve sağlam bir analiz yapılamıyor, Türkiye’nin salgında hangi safhada olduğu belirlenemiyor. 

Türkiye’de tartışmalı test sayısıyla, “eksik tanı”yla vak’alar tam tesbit edilmiyor; birçok vak’a ve ölüm “DSÖ’nün standartları”yla sisteme girmiyor. Sağlık Bakanlığı’nın koronavirüs ölümlerini “DSÖ kodları”na göre raporlayıp bildirmemesi ve “uluslar arası kriterler”in kullanılmamasıyla kovid-19 pandemisinden ölüm sayıları eksik gösteriliyor. 

Hekimlerden yapılan bildirimlerle, koronavirüsten ölümlerin önemli bir kısmı başka hastalıklardan sayılıyor. Doğrulanmış vak’alardaki artışla ölüm sayıları paralellik göstermiyor. 

TEDBİR İÇİN GENİŞ İŞBİRLİĞİ

Bundandır ki sağlık alanındaki meslekî kuruluşlar, halk sağlığı çalışmaları için “ölüm belgelerinin doğru biçimde düzenlenmesi, hastalığın yayılış şekli, etkilediği popülasyon, görülüş sıklığı, kaç kişide ne kadar sürede nasıl yayıldığı, klinik tanı ve tedavi tedbirlerine ilişkin analizlerle doğru ve güvenilir bilgilerin paylaşılmasının ehemmiyetine dikkat çekiyorlar. 

Bu açıdan, DSÖ’nün 194 üye ülkeye “Bu virüsü kavga ve siyasî puan için kullanmak fevkalâde tehlikeli ve ateşle oynamaktır” uyarısına kulak verilmesi önemli. 

Kamuoyunu yanıltan algı operasyonlarına, medyatik manipülasyonlara, politik polemiklere son verilip salgın bilgilerinin doğru ve eksiksiz paylaşılması, muhalefetten, meslekî kuruluşlardan iletilen mâkul tavsiyeler nazara alınarak geniş istişâreyle kapsamlı işbirliğinin yapılması icâb ediyor.

Kısacası, salgına karşı artık “tedbir siyaseti”nin hayata geçirilmesi gerekiyor. 

Okunma Sayısı: 1042
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı