HTŞ destekli “Yeni Suriye ordusu”nun Halep’in iki mahallesine operasyonuyla tetiklenen tartışmalar, “süreç”in “kırılganlığını bir defa daha ifşa ediyor.
Öncelikle Dışişleri Bakanı’nın “Türkiye, Irak, İran ve Avrupa’dan gelen örgüt üyelerinin Suriye’yi terk etmediğini görüyoruz. Örgüt Suriye’de güven telkin etmiyor. Enâyi değiliz, kurnazlıkları görmüyor değiliz” çıkışıyla YPG’ye “dünyadan topladıkları bir ton teröristle tehdit olmaktan çıkma” uyarısına DEM yönetiminin tepkisi vakıayı ele veriyor.
Vakıa şu ki “10 Mart mutâbakatı”na uymayıp yirmi biner kişilik üç tümenle işgalindeki bölgede ayrılıkçı “stratejik özerklik”le Suriye’nin bölünmesinde başı çeken terör örgütünün “Suriye kolu” silâh bırakmak bir yana emperyal ecnebilerce Suriye’nin yeni iç savaş kargaşasına sürüklenmesinde istimal ediliyor.
“ROJOVA”NIN ALTYAPISI OLUŞTURULUYOR!
Aslında Bakan’ın “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasî birliği” çağrısına karşı DEM’lilerin “Halep’te atılan her bombayla, sıkılan her kurşunla ‘mutâbakat’ ayaklar altına alındı, IŞİD armalarıyla sivil yerleşimlere ağır saldırılarla HTŞ yönetimi “’mutâbakat’a uymadı; Türkiye’de ve Suriye’de bütün provokasyonlardan, oyun içinde oyun tezgâhlayanlar”dan dem vurulması, “süreç”in tıkandığını açığa çıkarıyor.
Ve ABD ile İngiltere’nin başını çektiği küresel işgalcilerin, İsrail’in “arz-ı mev’ud’ (vaad edilmiş topraklar”) ütopyasının ötesinde bütün bölgeyi fiilî işgalle egemenliği uğruna terör örgütünün “Suriye PKK’sı”na ülkenin kuzey doğusunda işbirlikçi taşeron “uydu koridor devlet” kurdurma katakullisi bir defa daha tescilleniyor.
En son Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında, “İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır, Türkiye, bu zillete nasıl onay verecektir” yakınmasıyla Öcalan’ın “manevî oğlum” dediği “Mazlum Abdi adlı terörist Siyonizmin uşağıdır, İsrail’in kuklasıdır, tek muhatap PKK kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizlik yapmaktadır” eleştirisi “süreç”in şimdi de Suriye’de “düğümlendiği”ni su yüzüne çıkarıyor.
Bu durum, PYD/SDG’nin “sürec”i enfekte ettiğinden hayıflanan “iktidara iliştirilmiş yorumcular”ın “Suriye’de korkulan olmadı, SDG Halep’ten ayrıldı” deyip ABD ve İsrail’in 50 bin TIR, yüzlerce uçak dolusu silâh ve mühimmatla 100 bin militanının silâhlandırıp savaş eğitimini verdiği “PYD/SDG’yi dışladığı, artık Şara’yı ve Ankara’dakileri nazara aldığı” propagandalarının asılsızlığını deşifre ediyor.
Zira her ne kadar iktidardakiler PYD/SDG’nin dışında “PKK’nın silâh bıraktığı”nı ileri sürseler de, Kuzey Irak’tan Kandil’e, Suriye’den İran’a terör örgütünün hiçbir unsurunun silâh bırakmadığı ortada.
SURİYE’NİN PARÇALANMASI PROJESİ...
Sonuçta PYD/YPG’nin Fırat’ın doğusuna çektirilerek “bloklaştırılması”yla, enerji kaynaklarının, verimli toprakların yüzde 80’ini elinde tutan PYD/SDG’nin ülkenin kuzey doğusuna çekilmesiyle PKK’nın üst yapılanması KCK’ye bağlı “rojova”nın altyapısının oluşturulmasıyla esas korkulan oluyor.
Partilerin “komisyon”a sundukları “süreç raporları”nın bir metin olarak kamuoyuyla paylaşılacağını bildiren Meclis Başkanı’nın, “Terör örgütünün silâh bıraktığının tesbitinden sonra ‘yasal düzenlemeler’e dair teklifler alınacak” şartını koşması, PKK’nın silâh bırakmadığının ifadesi.
Sonuçta, Saraya methiyeler dizen “yandaş medya”nın ve maaşlı trollerin iddialarının aksine Türkiye’ye 911 kilometre sınırı olan Müslüman komşu Suriye’nin de Irak gibi işgalci ecnebilerin etnik ve mezhebî tefrikalar üzerinden “Amerikan projesi BOP” bölünüp parçalanması fitnesi tedavüle sokuluyor.
“Trump’un terör örgütünün arkasından çekildiği” medyatik masallarıyla gerçekler karartılıp karambola getiriliyor. “Terör örgütünün silâh bıraktığı” uyduruk algı operasyonlarıyla kamuoyu yanıltılıp oyalanıyor.
Siyasî rant hesâbına “süreç”in “Suriye’de düğümlenmesi”yle sabote edilmesi karambola getiriliyor; bile bile…