"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Suriye barışı ve bölge istikrarı

Cevher İLHAN
15 Ekim 2021, Cuma
Son dönemde İdlib’den şehitler peşpeşe gelirken, Afrin’de altı sivilin can verdiği bomba yüklü araçla saldırının ardından Fırat Kalkanı Harekât Bölgesi Azez-Mare’de intikal halindeki Suriye görev gücüne güdümlü füze saldırısıyla iki özel harekât polisinin şehit edilmesi ve Suriye’den atılan havan toplarının Karkamış’ta evlere ve askerî bölge yakınlarına düşmesi Suriye krizi tartışmasını tetikledi.

Şubat 2020’de 36 Mehmetçiğin şehit edildiği İdlib saldırısında iki günlük suskunluktan sonra “İdlib meselesi ülkemizi köşeye sıkıştırmak için kurgulanan, kışkırtılan bir konu olarak önümüze geldi, Şehitler Tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak” diyen Cumhurbaşkanı’nın son saldırılar üzerine “ülkemize yönelik saldırıların kaynağı konusunda artık tahammülümüz kalmamıştır” çıkışı ve “bir gece ansızın gelebiliriz!” ifşaatıyla Suriye’ye yeni askerî operasyonun sinyali çakıldı.

Özellikle İdlib’de radikal örgütlerin tasfiyesi vaadinde Ankara’nın verdiği sözü “tut(a)maması”, bölgenin silâhlı militanlardan, terör örgütlerinden ve silâhlardan temizlen(e)memesine karşı Türkiye ‘Suriye anlaşması’nı ihlâl etmekle”, BOP kapsamında İsrail’in güvenliği hesâbına Suriye’nin parçalanmasında kullanılan yasadışı silâhlı taşeron örgütlere destek vermekle suçlanıyor.

KAYITSIZ GİZLİ GÖRÜŞME KAYGILARI…

Biden’la görüşmenin gerçekleşememesi kırılganlığında ABD’ye -güya- “rest çeken” Cumhurbaşkanı’nın, Soçi’de yine Dışişleri ve Savunma bakanlarıyla hiçbir yetkilinin olmadığı Putin’le görüşmesine dair kaygılar da devam ediyor. 

Putin’in başta Türk askerinin kışta İdlib’den çekilmesi ve “Türkiye’nin himâyesinde” gördüğü radikal örgütlerin bölgeden tasfiyesini dayattığı belirtiliyor. 

Zira daha “birinci paket”i kutularda, hangarlarda bekletilip aktif hale getirilmezken, Erdoğan’la Putin’in  “ikinci paket S-400 füzeler”in alınacağı ve Türkiye’de yeni nükleer güç santrallerini konuştukları haberleri yayılırken, baş başa “kayıtsız” gizli görüşmede İdlib için neler söylendiği bilinmiyor.

Bu arada hava savunmasından yoksun ve saldırıya açık bölgedeki on iki askeri gözlem noktasından kalan yedisinin Suriye ordusunca çevrelendiği tabloda, sözkonusu görüşmenin ardından bazı askeri birliklerin döndüğü iddia edilirken, emperyal ecnebilerin Suriye ordusuyla savaş fitnesi ateşini alevlendirmede istimal ettikleri maşa örgütlerin akıbeti de meçhul. Bu yüzden yine yüz binleri, milyonları bulacak yeni göç dalgalarından söz ediliyor. 

Neticede, önce övgüler dizdiği Biden’la görüşme gerçekleşmeyince kötüleyip Putin’i metheden, Türkiye’yi tehdit eden “skandal mektup”tan sonra G-20’de görüşeceği haberi üzerine bu konuda sessizliğe bürünen “tek kişilik yönetim”in “dış politika” fiyaskosu her haliyle sırıtıyor…

“ADANA MUTÂBAKATI” İLE “ASTANA VE SOÇİ SÜRECİ”

Özetle, baştan beri Şam yönetimini devirme saplantılı politikalarla, ülkenin etnik ve mezhebî iftiraklar üzerinden bölünüp parçalanması fitnesini ateşleyen ABD ve küresel işgal ortakların güdümündeki El Kaide türevi IŞİD ve El Nusra gibi radikal örgütleri koruyup kollayan AKP iktidarının duvara toslayan “Suriye politikası” “tek kişilik yönetim”le daha da girdaba girmiş…

Ve ABD - Rusya tezadında sıkışıp tıkanan çâresizlikte “tek kişilik yönetim”in iktidarını koruma maksatlı iç politikaya yönelik hamasetli “dış politika” Türkiye’yi tam bir vartaya düşürmüş.

Bundandır ki Müslüman komşu Suriye’nin birlik ve bütünlük içinde barış ve istikrarının temini, bilhassa Türkiye’de beş milyonu bulan sığınmacıların yurtlarına ve yörelerine dönmeleri için, Ankara’nın emperyal ecnebilerin emellerinde istimal ettikleri radikal gruplarla değil, artık Şam yönetimiyle doğrudan diyalogla işbirliği yapması âciliyet kesbediyor.  

Bu bakımdan, bölgeye musallat edilmiş radikal grupların ülkeden çıkarılması; Türkiye ve Suriye’nin terörle mücadelede işbirliğini ve terör örgütlerini tasfiyesini öngören “Adana mutâbakatı”nın güncelleştirilmesiyle iki ülke arasında ateşkes ve çatışmasızlığı sağlayan ve Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini esas alan “Astana - Soçi süreci” ekseninde başta Rusya ve İran olmak üzere bölge ülkeleriyle ortak çözüm ve barış işbirliğinde buluşması gerekiyor… 

Aksi halde Arap Birliği’nin “Türkiye Arap topraklarından çıkmalı” kararında açığa çıkığı gibi Türkiye uluslar arası zeminlerde “işgalci” durumuna düşürülecek; kaos daha da derinleşecektir.   

Ve bunun ağır faturası Suriye’nin yanısıra yine başta Türkiye ve bütün bölgeye çıkacaktır...

Okunma Sayısı: 662
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Seyit Ali

    15.10.2021 14:39:58

    ABD ve Rusya bu günlerde bu gunlerde tam bir bayram yaşıyor. Baksana F35 için milyarlarca dolar verdik 1 uçak bile alamadık. F35 i bedavaya getirdiler. Rusya ise S 400 için cebini doldurdu bizim anbarimizda yatıyor. Israil kendine tehtit oluşturacak etrafındaki güçlü devlet leri tek tek içerideki kargaşa ile bitiriyor. Suriye Mısır Lublan ve Türkiye...

  • İsmail Atak Cebecili

    15.10.2021 08:10:31

    BOP, İslam Dünyasında Kadın hareketlerini canlandırma, Küresel Kraliyetçilerin paraları ile İslam Dünyasındaki sermayeyi entegre etme, istismar etme, kullanma, IRAK'ı işgal ve Bölme, ÇEKİÇ Güç, (Bu konuda ÖZAL'ın menfi tutumu unutulmamalıdır) ve yakın zaman içinde SURİYE ile karşı karşıya gelme, Ülkemizde Dış Politika sefaletini gösteren önemli olaylardır. MÜSBET HAREKET İslam Ülkeleri arasında da geçerli daimî, değişmez bir kural ve uygulama olmalıydı. Yazık olan, Suriye ile savaşılmaması gereğinin, bizim Ülkemiz Siyasilerince değil, İnsanlık Âlemi siyasetçilerince idrak edilmesi, kavranması ve Uluslararası zeminlerde konuşuluyor olmasıdır. Evet, Suriye ve İslam Dünyasında, Dünyanın alçaklık Merkezleri olan İstihbarat Teşkilatlarının/Örgütlerinin oyunlarına, hilelerine, dolap hilelerine gelmemek; en kolay, ucuz ve doğru politikalardır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı