"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ve “Kobani komplosu”yla siyasî kumpas

Cevher İLHAN
08 Ekim 2020, Perşembe
Hukukçuların tahliliyle “yeni bulgular ve bilgiler” olmadan ve hiçbir hukukî gerekçesi bulunmadan altı yıl sonra ateşlenen “Kobani operasyonu” da iç siyaset malzemesi olarak kullanılıyor.

 “Cumhur ittifakı” dışındaki herkesi “gayrı millilik”le itham eden, “koltuk bekası” hesâbına siyasi rakiplerini “hâinlik”, “teröre destek” ve hatta “teröristlik”le suçlayarak kutuplaşmayı keskinleştirme komplosunda istismar eden “iktidar bloku”nun bu operasyonu da istimal ettiği görülüyor. 

Görünen o ki çöken ekonomiden iflas eden dış politikaya, yeniden pik yapan salgından karmaşaya dönen eğitime, Türkiye’nin tıkanan gerçek yakıcı gündemi saptırılmaya çalışılıyor. Sözkonusu soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra tahliye edilen HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in Emniyetteki ifadesi perde arkasındaki gerçeği deşifre eden belgelerden biri. 

“DEVLETLE İŞBİRLİĞİ”NİN AKIBETİ...

Önder’in sorulara öncelikle, “Çözüm sürecinde devletin bilgi ve önerisi, Millî Güvenlik Kurulu kararı ve dönemin Başbakanının teklifi ile İmralı Heyetinde yer aldım. Bu nedenle KCK içerisinde yer alan üst düzey yöneticilerle 100’e yakın görüşme yaptım. Yapmış olduğumuz tüm görüşmeleri o dönemin İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, Kamu Güvenliği Müsteşarı ve MİT Başkanlığı’yla heyet olarak paylaştık, karşılıklı görüş ve önerilerini ilettik” cevabı işin içyüzünü açığa çıkarıyor. 

Keza “Olaylara bir hafta kala Kamu Güvenliği Müsteşarı, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanlığı’nda çözüm sürecinin koordinatörlüğünde görevli bir başmüşavir ile görüştük. Bu süreçte İmralı’ya giderek Öcalan’la görüşmeler yaptık. 7-8 Ekim 2014’te İçişleri Bakanı’nın makamında olayların olduğu bölgelerde tarafımıza iletilen bilgileri Bakan’a iletip, olaylara dair bize yansıyan konularda bilgi sahibi olmasını, olaylara kolluk kuvvetlerinin doğru müdahalesinin sağlanması için bilgiler aktardık” ikrarları da.

Yine Önder’in, “Bakan, Başbakan ve Yardımcısının hazırlığında görüştük. Bu görüşmede halktaki IŞİD saldırılarına dönük tedirginliğin giderilmesine yönelik adım atılmasının iyi olacağını söyledik. Kobani’deki olaylara dair; Başbakan ‘biz bölgeye insani yardım dahil gerekli müdahaleleri yapacağız’ dedi” aktarması, siyasî iktidar üzerinden “devletle işbirliği”nin akıbetini ele veriyor.  

Ve “9 Ekim 2014’te Adalet Bakanı Başmüşaviri bana gece yarısı A4 kağıda Öcalan tarafından el yazısı ile yazılmış “şiddet olaylarının en kısa sürede bitirilmesi”ne dair bir not iletildi. Notu hemen Demirtaş’a whatsapla gönderdim, sonra kamuoyuna duyurdu. O dönem olayların engellenmesi adına hükümet yetkilileri ile sık sık görüşmeler yaptım” sözleri.

“MİLLET İTTİFAKI”NI DAĞITMA OYUNU

Gerçek şu ki, Bağdat’a rağmen Erbil’in Kobani’yi kuşatan IŞİD’e karşı Peşmergelerin PYD /YPG’ye yardıma gitmesine önayak olan, silâh ve lojistik destek sağlatan AKP iktidarı, Cumhurbaşkanı’nın müdahalesiyle ricat edilip ıskartaya çıkarılan “çözüm süreci”ndeki başarısızlığın bütün vebalini siyasi rakiplerine yüklemekle yine “politik rant” devşirme peşinde.

Darbelerle, ara rejimlerle “merkez sağ”ın tasfiye edildiği, “cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” ucubesiyle otoriterleşen “parti devleti”yle millet irâdesinin temsilcisi Meclis’in devre dışı bırakılıp yargının tâlimatlandırılarak “tek adam rejimi”nin güdümüne sokulduğu vartada, demokrasi ve millet irâdesi üzerinden dehşetli oyunlar oynanıyor.

Hedef, dokunulmazlık fezlekeleriyle HDP’nin ürkerek çekilmesi, siyasî sistemin dışına itilip kapatılması sürecini tetiklemek; ve bütün kamuoyu yoklamalarında “cumhur ittifakı”nın oylarının düşmesi paniğiyle yüzde 60’lara tırmanan “millet ittifakı”nı bu parti üzerinden kırılgan hale getirip erozyona uğratarak dağıtmak. 

Mahalli seçimlerde tezâhür eden irâdeden mahrum etmek. 

Öcalan’ın “iktidar cephesini destekleme” mesajının devlet ajansında duyurulması, kırmızı bültenle aranan teröristin röportajının devlet televizyonunda yayınlatılması bunun içindi. 31 Mart’ta HDP’den seçilen 65 belediye başkanından 6’sına KHK ile mazbataları verilmeyip, 48’inin yargısız infazla görevden alınıp kayyım atanarak, seçimle gelen sadece 4 ilçe ile 2 beldenin kalması da bunun için. 

Özetle, haksızlık, hukuksuzluk ve baskılarla siyaseti sindirme, vatandaşları “seçim de olsa, yüzde 70-80’le seçtirsek de iktidar kabul etmeyecek!” yılgınlığına düşürtme taktiği güdülüyor. 

Muhalefet, bu komployu boşa çıkarıp “millet itti- fakı”ndan “demokrasi ittifakı”na geçmeli. 

Okunma Sayısı: 1462
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    8.10.2020 10:43:50

    Makalenin final cümlesi harika. Ve bütün gündemi özetleyen vurucu hedef: "MUHALEFET, MİLLET İTTİFAKINDAN DEMOKRASİ İTTİFAKINA GEÇMELI". Oyunları bozacak reçete budur vesselâm...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı