"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Yargı bağımlılığı” ayıbı…

Cevher İLHAN
10 Eylül 2019, Salı

GÜNDEM

Geçen hafta adli yıl açılışının yürütmenin merkezi Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapılmasıyla “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin yok edildiği, yargının yürütmenin tahakkümüne ve vesâyetine sokulmasıyla “tek şahıs yönetimi”nde tam bir hukuk kaosuna itildiği tartışmaları sürerken, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Temsilcisi’nin Türkiye’de yargı bağımsızlığı endişesi açıklaması çarpıcı oldu. (gazeteler, 3.9.19)

Yargı bağımsızlığının tehdit altında olduğunu kaydeden Temsilci Dunja Mijatovic, Türkiye’de mahkemelerin bağımsızlığının 15 Temmuz “darbe girişimi” sonrası OHAL sürecinde zarar gördüğünü” yazıp “Yargı bağımsızlığının ciddi şekilde aşındığı”nı uyarıyor.

“İnsan haklarına saygı olmadan güvenlik olmaz. Terörle mücadele ederken, insan haklarına saygı göstermemek, hukuk devleti ve yargı sistemine güvene zarar verir” diye konuşan İnsan Hakları Temsilcisi, daha önce de Türkiye’de “terörizm ve suç örgütü üyeliği”nin geniş tanımıyla ilgili yasaların AİHM tarafından da eleştirildiğine dikkati çekmiş, yargı bağımsızlığı ve âdil yargılama ilkesinin anayasal çerçeveye oturtulmasının, insan hakları savunucularının çalışmalarını özgürce sürdürebilmelerinin demokratik bir toplum için önemini belirtmişti.

Keza Türkiye’de hâkim ve savcıların tayini ve görevden alınma biçimiyle ilgili eleştirilerde bulunmuş, “mevcut yargı sisteminde devletin korunmasının, insan haklarının korunmasının üzerinde tutulduğu”na işaretle “Bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından âdil bir yargılanmanın temel hak olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle garanti altına alındığını” bildirmişti. (gazeteler, 10.7.19)

Özetle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) ile ilgili anayasa değişikliklerinin Avrupa Konseyi standartlarına “açıkça aykırı olduğunu” kaydeden İnsan Hakları Temsilcisinin, “Bazı hükûmetler ve politikacılar yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını ve verimliliğini korumak ve güçlendirmek yerine, yargıya müdahale ediyor ve hatta hâkimlere yönelik tehditlere başvuruyorlar” sözleri, Türkiye’nin hukuk devleti ve yargı bağımlılığındaki ayıbı ortaya koyuyor.

Türkiye, hukuk devletinde dibe vurduran bu ayıptan âcilen kurtulmalı…

VAZİYET

Gazeteci hapsinde Türkiye ilk sırada

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün “2018 Basın Özgürlüğü Yıllık Bilânçosu”na göre dünyada 348 gazeteci ve basın mensubu parmaklıklar arkasında tutulurken, Türkiye hapisteki gazeteci sayısı bakımından yine ilk sırada. (gazeteler, 18.12.18)

Yine Gazetecileri Koruma Komitesi araştırmasında, Türkiye hapisteki gazeteciler konusunda en kötü karneye sahip ülke olmayı sürdürüyor. Türkiye’de basına yönelik baskının darbe girişimi akabinde arttığına ve 100’den fazla basın kuruluşunun KHK ile kapatıldığı kaydediliyor (Deutsche Welle Türkçe, 13.12.18)

Çin’de tutuklu gazeteci sayısının 47, darbe yönetiminin olduğu Mısır’da 25 olduğunun yazıldığı raporlarda, çoğu “hükûmet karşıtı eylem” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla yazılarından ve açıklamalarından dolayı 68 gazetecinin uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıp hapse atıldığı tescil ediliyor. Ancak en son Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın açıklamasıyla Türkiye’de 131 gazeteci ve medya çalışanı cezâevinde bulunuyor. (gazeteler, 16.7.19)

Ve “Türkiye’nin despot rejimi, dünyada en fazla sayıda profesyonel gazeteciyi hapse atma unvanını sürdürüyor” diye rapor edilirken, bu vaziyet Bediüzzaman’ın “Asâyişe, emniyete dokunmamak şartıyla, hiç kimse vicdanıyla, kalbiyle kabul ettiği bir fikirden, bir metoddan dolayı mes’ul olmaz. Bu hukukî bir müteârifedir (doğruluğu herkesçe kabul edilmiş âşikâr bir kuraldır)” hakikatinin gereğini bir defa daha okutturuyor.

GARABET

“Hakikaten gazeteci” ne demek?

TBB Başkanı, “yeni yargı reformu”yla ilgili “Hakikaten gazeteci olan tutuklular tahliye olacak” demiş. Yani örtülü olarak siyasi iktidarın “bunlar gazetecilikten tutuklu değil” söylemini tekrarlamış.

Sormak lâzım; ortada fikir ve görüşlerini yazmak ve yaymaktan başka bir “eylem” olmadığına göre, bir gazetecinin “hakikaten gazeteci” olup olmadığını kim, nasıl belirleyecek? 

Garabet içinde garabet…

HAFTANIN SÖZÜ

“Yargı yürütmeye mesâfeli durmalı”

“Adli yıl açılış törenlerinin Saray’da yapılmasına karşı barolar tarafından geliştirilen tavrı anlamlı ve önemli görüyorum. Yüksek yargının da yargı bağımsızlığı adına yürütme erkine karşı mesâfeli durması gerekirdi. Bu yargıyı zayıflatmaz, aksine daha değerli ve halka ait kılardı.” 

Prof. Dr. Osman Can 

(AKP MKYK üyesi ve Anayasa Mahkemesi eski raportörü)

Okunma Sayısı: 1763
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı