"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şimdiden mutlu bayramlar

Davut ŞAHİN
08 Ağustos 2019, Perşembe
Bayramların mayasına baktığımızda; sevgi, saygı, hoşgörü ve kardeşliği göreceğiz.

Toplumun her kesiminde dalga dalga yayılan bu ulvî duyguların bileşimi, bizim özümüzü de oluşturuyor.

Mü’minleri bir arada tutan unsur; ben duygusunun “biz”e dönüşmesidir. Zamana ve mekâna sığmayan bu güzel günler, insanların bir araya gelerek kaynaşmasına da vesiledir.

*

Bayram denince, akla hemen “eski bayram”lar gelmesin. 

Eski bayram yok, “çocukluğumuzun bayramı” vardır aslında. Zira, çocukluğumuzda ne bir sorumluluk duygusu ve ne de masumiyetin kayboluşu vardır.

Bir gazete araştırma yapmış. “Bayram denince aklınıza ilk ne geliyor?” diye.

Cevap:

- Yüzde 34 oy oranı ile; eski bayramlara özlem, demekmiş.

- Yüzde 27 oranına göre; sıcak aile toplantıları…

- Yüzde 20’ye göre, bayramlar sıkıcı aile toplantıları…

Kalan “yüzde”lere göre, bayram, tatile gitmek, alış veriş yapmak, etkinliklere katılma ve harçlık toplamak… (Hürriyet)

Belki araştırma şimdi yapılsa, acaba yüzdelerin yeri değişir miydi bilemem.

*

Harçlık dedik de… 

Aslında yabana atılmaması gereken bir gelenek. Bir hatıramı naklederek, sizi gülümseteyim:

Küçükken Kurban Bayramı Ekim’in -sanırım,- 26’sına denk gelmişti. Yakacık’ın (Kartal) sokaklarında ben ve üç arkadaşım, ellerimizde poşet olduğu halde kapı kapı dolaşıp harçlık avına çıkmıştık! 

Eh, hatırı sayılır bir miktar toplamıştık. Bana düşen harçlık miktarı, birer liradan oluşan toplam 5 lira idi. 

Bayram boyunca yani üç gün, 5 liradan hesap edilirse, iyi bir rakam. 

Harçlık toplamaya alıştık ya… Bizi kim tutar? 

Neyse… Kurban Bayramı resmen bitmiş olmasına rağmen, bir arkadaşımız müthiş bir fikir ortaya attı: 

“Yarın da millî bayram, yine poşetleri elimize alıp kapı kapı dolaşalım mı?”

Hepimiz onay verdik. 

Ertesi gün, Yakacık sokaklarının Arnavut kaldırımlarını aşındırarak kapıları usûlca tıklatmaya başladık. Kapıları açan yok.

Israr ettik, şu kapı senin bu kapı benim… Sonunda bir kapı usûlca açıldı. Yüzümüz musmutlu gülümsüyoruz tabiî ki…

Kapıyı açan adam, yarı pijamalı ve atlet olduğu halde bize “ne istediğimizi” sordu… Poşetlerimizi adamın burnuna tuttuk. Otuz iki dişimizi göstererek, hep bir ağızdan bağırdık:

“Bayramınız kutlu olsun!”

“Sizin de… Eee, ne bekliyorsunuz?”

“Bayram harçlığı!”

“Ulan, Cumhuriyet Bayramı’nda harçlık verildiği nerede görülmüş, yıkılın karşımdan!” dedi ve kapıyı yüzümüze kapattı.

O an anladık ki, bayramlarda harçlık geleneği sadece “dinî bayram”larda olurmuş. Her Kurban Bayramı’nda bu komik hatıra zihnimde canlanınca, gülümsemeden edemem. 

*

Evet, bayramlar değerlerimizin ve alışkanlıklarımızın yerleşmesine ön ayak olduğu gibi, paylaşma kültürünü oluşturan toplulukların “sosyal toplum” olmasında önemli bir payı olduğunu bizlere hatırlatır.

Bu bakımdan elinizi öpmeye gelen miniklerin bayram harçlıklarını verin. Lütfen ihmal etmeyin. İhmal edeni de uyarın!

Ya Rabbi; Bizlere bu bayramda, zikrinde, şükründe, hüsn-ü ibadetinde daim eyle. Bedenlerimize sıhhat ve afiyet ihsan eyle!

Bayramımız mübarek ola!

Okunma Sayısı: 984
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı