"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

1960 ihtilâli yüz sene geriye götürdü

15 Mart 2019, Cuma 01:15
27 Mayıs 1960 ihtilÂli Türkiye’yi 100 sene geriye götürmüştür. Devlet gemisi iskelede torpil yemiş, yana yatmış ve ondan sonra bir türlü doğrulamamıştır. Bu günkü halin sebebi de budur.

- DEMOKRAT MİSYON PARTİLERİ (3) -

DİZİ-3: MEHMET ALİ KAYA

***

13. 27 Mayıs 1960 Darbesi

27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra TSK adına geçici olarak iktidara el koyan güçler Millî Birlik Komitesi (MBK) adında bir komite kurdular. 38 kişiden oluşan bu komite 12 Haziran 1960 günü açıklandı. Cemal Gürsel hem bu komitenin başkanı hem de devlet ve hükümet başkanı oldu. Darbeyi yapan komiteciler DP’nin yaptığı bütün cinayetlerin (!) hesabını soracaklarını halka deklare ettiler.  Komite daha sonra Ankara ve İstanbul’da birbiri ile eşgüdüm içinde çalışacak “Cunta”lar kurdu. Komite’nin görevi 25 Ekim 1961 yılında TBMM’nin yeniden açılması ile sonra erdi. MBK “Kardeş kavgasını önlemek amacı ile iktidara el koyduklarını ilân etmişlerdir. Bu komitenin sözcüsü Alparslan Türkeş idi. Radyodan bildirileri o okuyordu. Daha sonra yeni bir anayasa ile Atatürk Devrimleri’ni güvence altına almayı amaçladılar. Bunun için Cemal MADANOĞLU Ankara’da hukukçu bilim adamlarından bir kurul oluşturdu. Bu kurulun teklifi ile iktidardan uzaklaştırılanların serbest bırakılmamaları ve derhal tutuklanmaları ve yeni bir anayasal düzen kurulana kadar ülke yönetimine bir kurulca el konulması kararı alındı. Darbecilerin kurmuş olduğu  “Yüksek Adalet Divanı” 14 Ekim 1960 / 15 Eylül 1961 tarihleri arasında çalıştı. 592 sanık hakkında 19 ayrı dâvâya baktı. 

13 Kasım 1960 yılında MBK üyeleri arsında iktidar, seçim ve reformlar konusunda önemli görüş ayrılıkları doğdu. Bunun üzerine “On Dörtler Hareketi” adı verilen 14 üye Alparslan TÜRKEŞ ve Dündar Taşer gibi üyelerle beraber MBK’ dan uzaklaştırılarak yurt dışında çeşitli görevlere gönderildiler. 1961 Anayasa’sının Halkoyu ile kabul edilerek yürürlüğe girmesi ile de komite üyeleri “Tabiî Senatör” unvanı ile Cumhuriyet Senatosu üyeliğine atandılar. Bunlardan hayatta kalanlar 12 Eylül 1980 tarihinde Kenan Evren başkanlığında yapılan “12 Eylül Askerî İhtilâline” kadar Cumhuriyet Senatosu üyeliğine devam ettiler. 

14. Yassıada DÂVÂları

Darbecilerin kurduğu “Yüksek Adalet Divanı” Yassıada’da çalışmaya başladı. Demokrat Parti’nin bütün milletvekilleri, il ve ilçe başkanları tutuklandı ve yargılandı. Bu dâvâların hepsini burada yer vermemiz imkânsız; ancak başbakan ve bakanlar hakkında açılan bazı dâvâları vermekle yetineceğiz. 

Dâvâların bir kısmı şunlardır:  

1. Köpek Dâvâsı: (14–24 Ekim 1960) Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Tarım Bakanı Nedim ÖKMEN Afgan Kralı’nın hediye ettiği köpeği hayvanat bahçesine satmaktan yargılanarak beraat ettiler.  

2. Bebek Dâvâsı: (31 Ekim 21 Kasım 1960) Başbakan Adnan MENDERES gayr-ı meşrû çocuğunu öldürmekten yargılandı ve beraat etti. 

3. 6–7 Eylül Olayları Dâvâsı: 1955 yılında İstanbul’da Rumlar aleyhine halkı ayaklandırmaya azmettirmek, cana ve mala zarar vermekten dolayı Menderes ve Zorlu yargılanarak mahkûm oldular. 

4. Vinileks Şirketi Dâvâsı: (4–26 Kasım 1960) Hasan Polatkan şahsî çıkarları için şirkete usûlsüz kredi vermekten yargılandı ve mahkûm oldu.

5. Dolandırıcılık Dâvâsı: (8 Kasım–3 Aralık 1960) Hayrettin Erkmen ve Zeyyat Mandalinci ABD gezisinde artan dövizleri vermemekten yargılandı ve beraat ettiler. 

6. Arsa Dâvâsı: (11 Kasım 1960 – 19 Ocak 1961) Tarım Bakanı Nedim ÖKMEN hükümeti eşine ait tarla ve arsaları fahiş fiyata satın almaya zorlamaktan yargılandı ve mahkûm oldu. 

7. Örtülü Ödenek Dâvâsı: (25 Kasım 1960 – 2 Şubat 1961) Başbakan Adnan MENDERES’i örtülü ödeneği yasalara aykırı kullanmaktan yargıladı ve mahkûm etti. 

8. Radyo Dâvâsı: (29 Kasım–26 Aralık 1960) Adnan Menderes ve yedi bakanı Devlet Radyosu’nu siyasî çıkarlarına alet etmekten yargılayarak mahkûm etti. 

9. Topkapı, Çanakkale ve Kayseri Olayları Dâvâsı: CHP’li milletvekillerinin ve İsmet İNÖNÜ’nün seyahat Hürriyeti’ni kısıtlamak, İNÖNÜ’ye su-i kast düzenlemeye teşvik etmekten yargılayarak mahkûm etti.

10. Üniversite Olayları Dâvâsı: (2 Şubat–27 Temmuz 1961) 28–29 Nisan 1960 İstanbul ve Ankara’da meydana gelen olaylarda üniversite basmak, ateş etmek, yasalara aykırı sıkıyönetim ilân etmek suçlarından 118 sanık yargılandı, 84’ü mahkûm oldu, 34’ü beraat etti.

11. İstimlâk Dâvâsı: (17 Nisan–12 Haziran 1961) başbakan Adnan Menderes ve 9 devlet memuru araziyi istimlâk etmek ve bedelini tam olarak ödememek suçlarından yargılanarak mahkûm oldular. 

12. Vatan Cephesi Dâvâsı: (27 Nisan–21 Haziran 1961) 22 DP milletvekili “Vatan Cephesi” kurmak ve Türk halkını bölmek suçlarından yargılandılar. Menderes ve 19 sanık mahkûm olurken 3 sanık da beraat etti. 

13. Anayasa’yı İhlâl Dâvâsı: (11 Mayıs – 5 Eylül 1961) Adnan Menderes Anayasa’yı ihlâl etmek suçundan 8 ayrı dâvâdan yargılandı. Bu dâvâlarda 400’ü aşkın sanık yargılandı ve hepsi de mahkûm oldu.  

1 Eylül 1960 tarihinde Ankara Sulh Ceza Mahkemesi DP’yi faaliyetten men ederek kapatma kararı aldı. 29 Eylül 1960’ta ise tamamen feshetti. Böylece Yassıada da kurulmuş olan “Yüksek Adalet Divanı” 20 ayrı dâvâdan dolayı DP’yi yargıladı ve birçoğundan dolayı mahkûm etti. Celal BAYAR, Adnan MENDERES, F. Rüştü ZORLU ve Hasan POLATKAN’ın idamına karar verdi; ancak Celal BAYAR 65 yaşını geçtiği için idamını onamadı. 11 sanık için de ömür boyu hapis cezası verdi. 16 Eylül 1961 tarihinde F. Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamı infaz edildi. Bir gün sonra 17 Eylül 1961’de ise Başbakan Adnan Menderes’in idam kararı infaz edildi. 

İdam edilenler dışında içeride mahkûm olan DP’liler 8 Ağustos 1966 yılında AP Hükümeti ve Başbakan Süleyman DEMİREL’in çıkardığı af kanunu ile serbest bırakıldılar. 

27 Mayıs 1960 ihtilâli Türkiye’yi 100 sene geriye götürmüştür. Devlet gemisi iskelede torpil yemiş, yana yatmış ve ondan sonra bir türlü doğrulamamıştır. Bu günkü halin sebebi de budur. 3 Ağustos 1960 tarihinde 5.000’e yakın subay emekliye sevk edilmiştir. 27 Ekim 1960 tarihinde ise 147 Üniversite Öğretim Görevlisi görevinden alınmıştır. Bunların bu müesseseleri ne derece tahrip ettiği tartışma götürmez.

İhtilâl ihtilâli doğurur. 27 Mayıs, Talat AYDEMİR hadisesini, Aydemir hadisesi, 12 Mart 1971 muhtırasını, o da 12 Eylül 1980 ihtilâlini, o hadise de maalesef 28 Şubat 1997 örtülü darbesini doğurmuştur. Maalesef bu ihtilâl ve muhtıralara aydınlar, gazeteciler, üniversiteliler ve hukukçular hiçbir tepki göstermemişler, bilâkis teşvikçi ve tetikçi rolünü üslenmişlerdir. Resmî rakamlara göre 30.000 kişinin katili olarak bilinen “Apo”ya “İnsan Hakları” adına gösterdikleri tepkinin milyonda birini 10 yıl Başbakanlık yapmış ve millete sayısız hizmetlerde bulunmuş olan Sayın Adnan MENDERES’e göstermemişlerdir.

 “Dün bir yumurta yedim de kendimi kuzu yemiş gibi tok hissettim” diye işkenceye maruz kaldığını zarif bir ifade ile dile getiren Adnan MENDERES idam edilmeden önce her gün idamdan çok fazla işkencelere maruz bırakılıyordu.  Fatin Rüştü ZORLU da çok metin bir insandı. İdam sehpasına çok emin adımlarla gitmiştir. İdam sehpasına çıkarken makamına giden bir bakan gibi ütülü elbise giyerek ve kravat takarak gitmiştir. Kimseye minnet etmeden idam sehpasına çıkmış, boğazına ipi kendi geçirmiş ve sandalyeye kendisi tekme vurmuştur.  

14 Mayıs 1950 öncesini yaşamayan 60’lı yılların nesli DP’yi anlayamaz. Hele bu günün nesli hiç anlayamaz. 14 Mayıs 1950 Türkiye’de CHP diktasının yıkılma tarihidir. DP bu tarihte % 53.3 oy oranı ile CHP’nin 69 milletvekiline karşılık 408 milletvekili çıkararak CHP diktasına son vermiştir. Millet o gece CHP hükümetine “Siz seçimi kaybettiniz; seçimi millet kazanmıştır” mesajını vermiştir. Millet bu seçimle sevinmek ne kelime bayram etmiştir. 1950 öncesi milletin söz ve konuşma hakkı yoktu. DP milleti söz sahibi ederek, halka insan olduklarını hatırlattı ve insan gibi konuşma hakkına sahip olduklarını gösterdi. Bunun için seçim sloganı olarak “Yeter söz milletindir” ifadesini kullandı. 

 “Menderes Devri” devletin demokratikleşmesinin halkın “Din ve Vicdan Hürriyeti”ni kullanmasının ve fakirlikten kurtulmasının adı oldu. Köylüler ormancı ve tahsildar zulmünden kurtulmuştu. 27 yıldır % 3’ün üzerine çıkmayan kalkınma hızı DP ile % 12’lere kadar çıkmıştı. Her yerde fabrika, baraj, cami, yol ve okul inşaatları beraber yürüyordu. 25 kuruş değerinde olan bir hayvana 400 kuruş vergi alınıyordu, bu zulme son verildi. 20 kuruşa satılan bir çinik buğday 45 kuruşa çıktı. Buğday üretimi % 230, pancar üretimi % 190 arttı. 42 yeni baraj yapılmış, 21.500 köye içme suyu götürülmüş, 20.000 köy okula kavuşturulmuştu. Keyfi harcamalar kısılmış, bütçenin % 25-30’u yatırıma yönlendirilmişti. 

DP’nin iktidara gelmesiyle 17 yıllık ezan yasağı kalktı, CHP’nin kapattığı ve sattığı 800 camiye bedel 15.000 cami yapıldı. 19 İmam-Hatip Lisesi, 2 İlahiyat Fakültesi açıldı. Böylece DP din düşmanlığı terörüne son verdi. 

Bütün bunlar halkı memnun ederken Halk Partisi’ni fevkalâde mahzun etmekteydi. Çünkü CHP’ye göre kendisine oy vermeyen millet “Nankör Milletti.” “DP dışarıdan borç para aldı ve milleti rezil etti” diyorlardı. Hâlbuki Amerika’dan borç alan ilk hükümet 1946 yılında CHP hükümeti idi. CHP’ye göre “Şartlar müsait olunca ihtilâl meşrû olurdu.” 

Nihayet seçimden ümidini kesen “Halkçılar” “Irkçılarla” işbirliği içine girdi. İhtilâl için anlaştılar. 27 Mayıs 1960’ta ihtilâli gerçekleştirdiler. İhtilâlin kudretli albayı Alparslan TÜRKEŞ idi. 

İhtilâlin ilk icraatı “yatırımları durdurmak” idi. 

O günlerin gazete başlıkları şunlardı: 

• “Fuzuli yatırımlardan vazgeçiliyor: Soma Termik Santralinin faaliyeti durduruldu.”

• “İstanbul Boğaziçi’ne yapılması planlanan asma köprünün yapımından vazgeçildi.”

İhtilâlden hemen sonra ABD Devlet Başkanı Eisenhower MBK Başkanı, Devlet Başkanı, Başbakan ve Millî Savunma Bakanı Cemal Gürsel’e memnuniyet ve destek mesajı gönderiyordu. Ayrıca Türkiye’ye 400 Milyon dolarlık malî destek de veriyordu. 21 Ocak 1972 tarihli “The Daily Telegraph” ihtilâlde CIA parmağı olduğunu açıklayacaktı. 

17 Eylül 1961’de Adnan MENDERES idam edildi. Saat 13.21 de son sözü “Allah!” kelimesi oldu. 

Okunma Sayısı: 1484
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı