"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu nimete ne kadar şükretsek yine de azdır

19 Haziran 2021, Cumartesi 01:13
“Medreseler adeta bir Cennet bahçesi gibi seni her daim huzura götüren her daim herşeyden koruyan bir cam fanus gibi ve gençliğini en güzel şekilde geçirebileceğin bir ortam. Gençliğimizde Cenab-ı Hakk’ın bize verdiği bu nimete ne kadar şükretsek az olduğunu düşünüyorum.”

Fotoğraf: BETÜL ESKİ

- İREM BERRA ERGİŞİ:

u yüz günahın birden hücum ettiği ahirzamanda medresede bulunmak Allah’ın bana bir lütfu ve ikramıydı. Medrese benim için Cennete açılan bir kapı gibiydi. İçinde mutluluk, huzur, sevgi, kardeşlik gibi daha bir çok duyguyu içinde bulunduran bir yer. Medresedeki o muhabbet, sevgi ve kardeşlik beni arkadaşlarıma bağlıyordu. Allah bizi hem bu dünya da hem ahirette ayırmasın diye hergün duâ ediyorum. Medrese seni her alanda hayata hazırlayan yerdir. Gün geçtikçe ne kadar güzel bir nimetin içindeyiz diye Allah’a şükrediyorum.

Yaptığımız ilk Risale-i Nur dersinden pek bir şey anlamamıştım. Bu durum beni üzüyordu. Ama zaman geçtikçe ben artık eski ben değil gibiydim. Ruhumdaki yara iyileşiyordu. İçimdeki boşluk doluyordu. Kafa karışıklılığım gün geçtikçe azalıyordu. Ders esnasında kafama takılan soruların cevabını daha sormadan alıyordum. Bu hoşuma gidiyordu ve Risale-i Nurlar’a karşı okuma şevkimi arttırmıştı. O günden sonra bir karar aldım. Bu hakikatleri ilk önce kendi hayatıma geçirip diğer insanları da bu hakikatlerden haberdar edip imanlarını kurtarmaktı. Artık hergün böyle duâ etmeye başladım. Bu hakikatler insanın bütün lâtifelerine öyle bir işliyor ki artık anlamasan bile bir zevk alıyorsun. Allah bütün insanlara medreseye gelip bu duyguları tatmalarını nasip etsin, amin.

- SUZAN ŞAHİN:

1976 yılında Erzurum kız lisesinden mezun oldum. O zamanlar bilhassa gençler arasında sağcı solcu gibi ideolojik guruplaşmalar vardı. Ben de solcu guruplar arasında yerimi almıştım. 1977 yılında Sarıkamış Kadastro Müdürlüğü’nde göreve başlayıp kadro beklerken dairemize ilk tayin ile gelen, sonra evleneceğim kişi olan eşim ile zaman zaman yapılan fikri tartışmalarında ben solculuğu savunurken o ise iman hakikatleri ile fikirlerimi cevaplıyordu. Böylece fikirlerimin temelden sarsıldığını anlamaya başladım. 1978 yılında eşim ile evlendim ve işten ayrıldım. Risale-i Nurlar’ı böylece tanıdım gözleri görmeyen bir insanın gözleri açılınca nasıl bir ruh hali olursa bende de öyle oldu. Eşim her gün ders okuyarak beni kırmadan hakikatleri bana anlattı ve beni solculuktan Nurculuğa transfer etti. Allah razı olsun ben de okudukça neleri kaybettiğimi anladım bir medrese hayatım olmadı, ama bütün emellerimi çocuklarımda tatmin ettim. 6 çocuğum var 4 tanesi kız 3’ü Risale-i Nur eğitim merkezine, birini de İzmir medresesine gönderdim, hizmet için Fransa’ya gittiler. Onlar hizmetten geldikleri zaman medreselerdeki olayları anlatırlardı. Yediklerinden yattıklarına, derslerden programlara kadar konuşurlardı. Ben de hayran hayran dinleyerek kendimi medresede gibi hayal ederdim. Gerçi ailenin nüfus sayısı bir medrese kadar var. Allah Üstadımız Said Nursî’den ve bütün Nur Talebelerinden razı olsun. Risale-i Nurlar’ı okudukça kendimizi bulduk. Online dersleri de dinleyerek bulmaya devam ediyoruz. Vatan sathı bir mektep oldu çok şükür. 

- BEYZANUR DENİZ:

Evet İzmir’de medrese talebesi olmak şu sekiz sene boyunca medrese hayatıma geriye dönüp baktığımda yüzümü gülümsetiyor dershane hayatı. İnsana çok çok güzellikler öğretti gerçekten.

Sosyal hayatı yaşamayı, hizmete olan bakışımızı, hayata olan bakışımızı ve nasıl bir yol izlememiz gerektiğini medrese hayatı gösterdi. Sadece Risale eğitimi değil aynı zamanda sosyal eğitim de verdi bize. Çok kullandığım bir ifade var. Her genç kız muhakkak dershane hayatı yaşaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü onunla uğraştığımız süre içerisinde hayatımız güzelleşiyor ve ileriki hayatımız ve seçimlerimizde bu noktada gerçekleşiyor. Ve Cenab-ı Hak bize her daim yardım ediyor. Tanımadığımız farklı kültürden, karakterlerle nasıl yaşamamız gerektiğini gösteriyor bize.

Medreseler adeta bir Cennet bahçesi gibi seni her daim huzura götüren her daim herşeyden koruyan bir cam fanus gibi ve gençliğini en güzel şekilde geçirebileceğin bir ortam. Gençliğimizde Cenab-ı Hakk’ın bize verdiği bu nimete ne kadar şükretsek az olduğunu düşünüyorum.

- AYSUN KARATAŞ:

Çocukluğumda en büyük korkum ailemden ayrılmakdı. Ama 13 yaşımda yatılı lise hayatı ile başlayan ayrılık henüz bitmedi. Lise hayatının ardından Ankara’da başlayan gece-haftasonu çalışma, gündüz üniversite hayatı. Tam gaz dünya idealleri. İçimde yalnızlık ve gurbet hisleri, arayışlar... Arayışlar… Yanlış adreslerde aradığımdan bir türlü ulaşamama. Sonunda kendi aklımla bulamıyorum diye düşünüp Allah’a iltica. Ve Cenab-ı Hakk’ın beni Risale-i Nur’a ulaştırması. İlk okuduğum Risale, Asa-yı Musa’nın 5. meselesi. Ev arkadaşımın nişanlısının ona verdiği kitabı beraber okuyoruz. Ve oradaki cümlelere hayran kalışım. Risale okumaya başlayıp bir iki hafta gibi kısa bir süre geçince 180 derece bendeki değişim. Başörtüsü takmak bana o kadar uzak ve soğukdu ki. Namazımı kılar başımdan çıkarır atardım. Bir de ben normalde açığım niye Allah’ın karşısında kapatıyorum diye düşünürdüm. Daha ne vesvese ve sorgulamalar vardı.

Ama madem Allah var, tesettürde O’nun emri o zaman kapanacağım dedim bir gece yatarken. O gece kalp atışlarım değişti sanki. Hastanede nöbete açık gittim. O akşam madem karar verdiysem niye ertelemeyeyim dedim. Arkadaşımdan aldığım pardesü ve başörtüyü getirmesini istedim. Sabah tesettüre girerek iş arkadaşlarımın şaşkın bakışlarıyla başörtümle çıktım.

Sonra bu kitapları okuyan başka insanların olduğunu bilmek beni onları aramaya sevk etti. Çünkü önceki çevrem birden olan değişime tepkiliydi. Ev arkadaşım ‘bu kitapların okunduğu evler var’ deyince orada kalalım diye karar verdik. Ve Keçiören Şose’de Nur Apartmanı’ndaki dershanede ilk dershane ve Nur dersleri. Herkes o kadar bilgili ki. Ben üniversite son sınıfa geçmişim, orada ilk okuldan sonra okumamış, benden küçükler var. Ben onları hayran hayran dinliyorum. Ve onlara bakınca ne kadar kirlenmiş olduğumu hissediyorum...

Sonra Gazino durağındaki dershaneye geçiyoruz. Bu arada bize Risale veren arkadaşın dershanedeki ev arkadaşıyla yani eşimle nişanlanıyorum. Dershane hayatımda hem okuyan, hem çalışan, hem de nişanlı bütün eksileri bir arada bulunduruyordum. Ama o cemaate hayranlığım, dersleri merakla dinleyişim, mübarek ev arkadaşlarım. Herkesin Kur’ân okumayı bilip ben bilmeyince Kur’ânı öğrenip, ilk Ramazanda hatim edişim hepsi dershanede oldu.

Şimdi geçmişe bakınca kendimdeki değişime ben bile şaşırıp kalıyorum. Demek ki Allah’dan ümit kesilmez. En karanlık halleri Nur’a çevirmek, hem de bu kadar kısa sürede O’na zor değil. İçimdeki gurbet ve yalnızlık hissi iman hakikatleri ve dersane hayatımla son buldu çok şükür. Evden dershaneye özlemle gelir oldum. Ve o zaman kurulan bağ çok çok şükür devam etti. Yeni bir şehir, evlilik, annelik. Hayat devam ederken derslerimiz, dershanelerimiz hayatımızda en önemli yerde oldu. Ortanca kızım geçen sene benim okulumun yanındaki dersanede kalmaya başladı çok şükür. Rabbim evlerimizi Medrese-i Nuriye’ye çevirsin. Dershanelerimize binler dershane eklensin.

Hak, hakikati arayan bütün gönülleri bu hakikatlere ulaştırsın. İman ve Kur’ân hakikatlerine gönüllerimizde, ailemizde ve bütün dünyada revaç versin. Bizlere ihlâs ile, hâlimizle bu hakikatleri yaşamayı nasip etsin.

- TUBA GENGEÇ ÜNLÜ:

Medrese-i Nuriye’ye dair yazmak fikri beni öyle heyecanlandırdı ki, hemen yazmak istedim. Ama benim ruh dünyamdan, penceremden Medrese-i Nuriye’yi ve hissiyatımı kelimelerle anlatamayacağımı, ifade etmekte yetersiz kalacağımı da anladım...

Yine de yazmak istedim... Öyle güzelliklerle dolu ki bu çok kıymetli 7 yıl...

....

Hayatınızın her anının dolu dolu, dersten önce-sonra, namaz tesbihatından önce-sonra, seminerden önce-sonra, kamptan önce-sonra, Barla’dan önce-sonra diye bir intizama tabi olduğunuz...

Kur’ân’ı, sünneti, kâinatı, insanı okumayı, bazen de dinlemeyi öğrendiğiniz yer medrese...

Muhatap olmayı, kul omayı, ümmet olmayı, talebe olmayı öğrendiğiniz yer medrese...

Öyle pencereler, öyle ufuklar açılırken ruh dünyanıza, zihninize... Halden hale girdiğiniz, evrilip, çevrildiğiniz; kemale giden yolda biçimlenip yeniden şekil aldığınız hatta büyüdüğünüz yer...

Farklı ailelerden, farklı şehirlerden, farklı mizaçta insanların Risale-i Nur ile bir mutfakta piştiği, evrilip yeniden şekillendiği yer... Bir güne neler sığarmış, 24 saat dediğin sayfalarca okumanın yapılabildiği, üniversiteye gidilebilen, meslek dersi çalışılan, Risale-i Nur derslerinin sohbetlerinin yapıldığı, arkadaşlık, kardeşlik... hepsinin içine sığabildiği bir zaman dilimiydi... Bir insana neler sığarmış, uhuvvetle bir insan nasıl bir kuvvet elde eder (neler yapar kendisi bile şaşar) bir yer medrese...

Hiç yorulunmaz, hiç sıkılınmaz, aşkın şevkin, bereketli, Nurlu koşuşturmacaların olduğu yer... Zamanını, sevgisini, özverisini, samimiyetini, ihlâsını gördüğünüz ablaların, ağabeylerin kol-kanat gerdiği yer. Sizi hiç bilmeden anneniz-babanız-kardeşiniz olmayı kabul etmiş fedakârların sahiplendiği yer...

Risale-i Nur’un tarif ettiği, şeklini söylediği muhabbeti, kardeşliği, özveriyi, samimiyeti onların hallerinde gördüğünüz ablalar-ağabeyler-kardeşler... Bu görmeklerin, bu hallerin öğrettiği güzellikler; kendinizden önce bilmekler, Verebilmekler, vazgeçebilmekler, unutabilmekler, muhabbetler, iftihar etmekler, yoldaşlıklar, yarenlikler, kardeşlikler...

....

Ortaokul, lise yıllarında “Bende kalabilsem “Allah’ım bana da nasip et” dediğim, çok şükür üniversitede içine dahil olabildiğim “Elhamdulillah” dediğim. Şimdilerde imrenerek baktığım “Melekler geziyor sanki, maşallah” dediğim yer medrese... Evlerin neden Medrese-i Nuriye olması gerektiği hakikatı şimdi zihnimde yeniden yer buluyor...

Her daim bu güzellikleri yaşamak. İçinde olan değerini çok iyi idrak etmeli, her saniyenin değerini bilmeli ve içinde olmayan bütün mekânları ona benzetmeli...

Allah razı olsun Medrese-i Nuriye’de kalmayı, talebe ve hadim olmayı teşvik eden, maddî manevî destekleyen başta Üstadımız, ağabeylerimiz, ablalarımız... Ve fedakâr anne babalarımızdan (onlara duâya vesile olsun inşallah)

Allah, Medrese-i Nuriyelerin sayısını arttırsın ve içlerini daima melek misal talebelerle doldursun inşallah.

- KÜBRA KARACAN:

Medrese-i Nuriye, benim hayatımı sürdürebilmemde oksijen kaynağım... Tanımlaması kelimelere sığmayan yılları tekrar tekrar yaşamak isterken, içinde bulunduğumuz asırda tek sığınağım… Öyle bir hakikat mesleğine baş koymuşsunuz Kur’ân’ın nuru kaplamış her yeri. Melekler alkışlıyor her bir talebeyi. Bu dehşetli zamanda dâvâm diyor, bu cazibeler içinde caymam diyor! Risale-i Nurlar bir damlayken Kur’ân denizinden hakikat Nurlar’ı kaplıyor her yeri. Medreseye sığmayan Nurlar pencerelerden süzülüyor. Dâvâmıza her daim sımsıkı sarılabilmek duâmız daim olsun.

- FATMANUR DÜZENLİ AYDIN:

Ablalarım ve kız kardeşlerim, nacizane İzmir medresesinde 4 sene kalmış bir kardeşiniz olarak bir iki kelâm etmek isterim.

Medresede kalmak Cenneti bir nevî dünyada yaşamak kadar değer katıyor. Burada kurulan uhuvvet, tesanüt hiçbir yerde kurulamıyor. Ablalarımızın bir lâfı vardır “Medresede kalmak herkese nasip olmaz” sözüyle kendime bir yol çizmiştim. Elhamdülillah İzmir benim için Risale-i Nur demekti. Her anlamda insanı yetiştiren her bakımdan sosyal hayata hazırlayan bir oksijen çadırı hükmündeydi. Günahlardan muhafaza eden her daim seni istikamette tutmaya çalışan sefine-i Rabbaniye. Rabbim medreselerimizin sayılarını çoğaltsın inşallah. 

Elhamdülillah hayatımda bir çok şeyde iyi ki diyorum medrese de kalmışım. Medresedeki kardeşlerime en büyük tavsiyem her anını doya doya geçirin. Zaman o kadar hızlı geçiyor ki dönüp arkaya baktığınızda hepsi güzel birer elhamdülillah dedirten anılar olarak kalıyor. Rabbim bu dâvâdan bizleri hiç bir zaman ayırmasın. Evlâtlarımızı da bu daim ve güzel yolda istikamette muhafaza eylesin.

—Devam edecek—

Okunma Sayısı: 1319
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı