"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslamiyet her türlü ırkçılığı reddeder

07 Haziran 2024, Cuma 00:49
Yeni Asya Vakfı Risale-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesinde on beş günde bir yapılmakta olan Milliyetçilik ana temalı akademik seminer programının misafiri Dr. Abuzer Kalyon idi.

GÖRÜŞ - ERHAN AKKAYA

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Polatlı Fen Edebiyat Fakültesinde öğretim üyesi ve bir Mehmed Akif uzmanı olan Dr. Abuzer Kalyon’un seminerinin başlığı “Bediüzzaman Said Nursi ve Mehmed Akif Ersoy’da Milliyetçilik Algısı” idi. 

Konuşmasına “Değerli Misafirler, Öncelikle Enstitü yönetimine bu önemli konuyu gündemde tuttuğu ve bizi de davet ettiği için teşekkür ederim.” diyerek başlayan Kalyon seminerini şöyle sürdürdü: 

Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş devresinin iki büyük şahsiyetinin, Bediüzzaman Said Nursi ve Mehmed Akif Ersoy’un milliyetçiliğe bakış tarzlarını değerlendirmeden önce milliyetçiliğin kısa bir tanımını yapacağız. İslam ve milliyetçilik hususunda çok kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra milliyetçiliğin Avrupa ve Asya’da ortaya çıkışı hususuna da çok kısa değineceğiz. Ortadoğu devletlerinde, yakın geçmişte ve günümüz Arap dünyasındaki milliyetçilikten de kısaca bahsedeceğiz. Osmanlı İmparatorluğu’nda milliyetçilik var mıydı; yok muydu? sorusuna da kısaca cevap arayacağız. 

MİLLİYETÇİLİK NEDİR?

Milliyetçiliği, Türk Dil Kurumu Sözlüğü şu şekilde tanımlamaktadır:

Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı; ulusçuluk, ulusalcılık, milliyetseverlik, milliyetperverlik, nasyonalizm (TDK Sözlük)

İslam ansiklopedisinde ise milliyetçiliğin tanımı, Azmi Özcan tarafından şu şekilde yapılmaktadır: 

Belirli bir coğrafyada ortak kültürel ve/veya etnik kökene sahip toplulukların siyasî ve tarihî meşruiyetiyle yüceltilmesini hedefleyen siyasal, sosyal, kültürel, dinî düşünce ve yaklaşımlarla ideolojik anlamda millî devletin güçlenmesini en önemli hedef sayan bir anlayış olarak milliyetçiliğin 1789 Fransız İhtilâli’nin ardından geliştiği kabul edilir. Kısa zamanda meydana getirdiği yeni devlet örgütlenmeleri itibariyle bütün zamanların en etkili siyasî ideolojisi olan milliyetçiliğin modern bir kavram olmasına karşılık kişinin üyesi bulunduğu sosyal gruplara ve kültürel unsurlara sevgi ve bağlılık göstermesi insanlık tarihiyle başlayan tabii bir süreçtir. (TDV İsl. Ans)

Şemseddin Sami’de ise milliyet şu şekilde yer almaktadır:

milliyet 1. din, mezheb, millet, 2. (galat) cinsiyet, kavmiyet.

BU KAVRAMIN ALGILANIŞINA GELİNCE…

Arap dünyasında “milliyet” kavramı umumi olarak din manasında kullanılmaktadır. Onlar, milliyetin nedir? Sorusunu, dinin nedir? (Hangi dindensin?) şeklinde anlamaktadırlar. Türkiye’de milliyetçilik olarak telakki ettiğimiz kavram ise Araplarda kavmiyye(t) olarak kullanılmaktadır. 

İslamiyet anlayışının, Peygamber efendimiz rehberliğinde her türlü ırkçılığı reddettiği çok açıktır. Bu husus, zaman zaman Diyanet’in Cuma hutbelerinde de işlenmektedir. Mesela, 17.03.2023 tarihli Cuma hutbesinin girişi şu şekildedir:

“Ayrımcılık ve Irkçılık Lanetlenmiştir! Ayet-i kerimede Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor: ‘Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı farklı olması Allah’ın sonsuz kudretinin ayetlerindendir. Şüphesiz, bunda bilenler için alınacak ibretler vardır.’

Hutbenin tamamı, aşağıdaki linkte mevcuttur:

https://www.ditib.de/detail_predigt2.php?id=676&lang=en

AHİRET İÇİN ÜMMET ANLAYIŞI

İslamiyet’te milliyetçiliğin yerine ümmet anlayışı esastır. 

Yine İslam ve milliyetçilik hususunda, Ali Muhammed Nakavi’nin aynı isimli kitabının tanıtım kısmında şu ifadeler yer almaktadır:

Her zaman sömürgecilerin hizmetinde olan milliyetçilik İslam dünyasının vahdetini kırmak ve Osmanlı İmparatorluğu’nu yok etmek için bir vesile ve araç idi. Hristiyan ve Yahudi azınlıklarıyla batıya bağımlı aydınlar emperyalizmin bu husustaki planının asıl uygulayıcılarıydılar. İslami bölgelerde ün kazanan kavmiyetçilik bayraktarlarının öncülerinin hemen hepsi batı hayranıydı. Bunlar, fikir ve inançların batılılardan alıyorlardı. Vatan ve Vatanseverlik kavramlarının Araplarının, Türklerin ve İranlıların arasında itibar kazanması, batı düşüncesinin girmesinin bir sonucuydu. Batı örneklerini Milli etiketle taklitten ibaret olan milliyetçilik sonunda ülkelerin ya batıya ya da doğuya bağımlı hale gelmelerine sebep olmuştur.

MİLLİYETÇİLİK TEFRİKASI

Avrupa’da başlatılıp geliştirilen milliyetçilik hareketlerinin temel hedeflerinden birisinin de Osmanlı devletini oluşturan milletler arasına tefrika sokarak devleti yıkma yoluna gitmek olduğu unutulmamalıdır. Batı dünyasındaki bu harekete yön verenler başarılı oldular mı? Hiç şüphesiz... Artık Osmanlı devleti yok; Ortadoğu bütünüyle felaket bataklığına dönüştü. Avrupa’nın geliştirdiği milliyetçilik hareketleri bazen de hızlarını kesmeyerek faşizme dönüşmüştür. Hitler ve Mussolini uygulamalarında olduğu gibi… Yani Avrupa devletleri de ırkçı uygulamalarda ziyadesiyle zararlı çıkmışlardır; özellikle Almanya’daki Nazi yıkımları tüm Avrupa’yı etkilemiştir.

İsrail Devleti’nin de günümüzde Gazze’de yaptığı vahşet, ırkçılığın dehşetini ortaya koymaktadır. 

Ortadoğu Arap dünyasında ise yakın geçmişte milliyetçilik hareketlerinin liderliğini yapan Saddam Hüseyin, zamanla diktatör halini alarak Türkmenlere ve Kürt halkına karşı katliamlar yaptırmıştı…

Top yekûn tüm yeryüzünde barış ve esenliği sağlama hedefi olan İslamiyet, ırkçılığı değil; İslam milletleri mensuplarının birbirleriyle kardeşliklerini salık vermektedir. 

BEDİÜZZAMAN VE MİLLİYETÇİLİKLER 

O halde Bediüzzaman Hazretlerinin milliyetçilik hususunda durduğu yer, kısaca söylenecek olursa İslamiyet’in gerektirdiği tarzdan başkası değildir. Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki beyanları bilhassa Mektubat’ta geçmektedir. 

Said Nursi Hazretleri de bir Kur’an alimi olarak ümmet anlayışını esas aldığı için Mektubat’ta şu önemli noktayı vurgulamaktadır: 

“’İslamiyet cahiliyetten kalma ırkçılık ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır. Müslüman olduktan sonra Habeşli bir köle ile Kureyşli bir efendi arasında hiçbir fark yoktur’ ferman-ı katîsiyle, rabıta-i diniye yerine rabıta-i milliye ikame edilmez. Edilse adalet edilmez, hakkaniyet gider.” 

Yine talebelerinden merhum Abdulkadir Badıllı’nın neşrettiği Asar-ı Bediiyye’de de bu hususa değinilmektedir. 

Mehmed Akif Ersoy da şiirlerinde sürekli İslam unsurları arasında birlik ve beraberliği esas alan hususları işlemiştir. Mehmed Akif’in aynı zamanda İslam Şairi olarak vasıflandırıldığını unutmamak gerek. Şu önemli hususa dikkat çekmek isterim ki, Mehmed Akif’in TBMM’deki resmi kaydı, “Burdur Milletvekili ve İslam Şairi” olarak yer almaktadır. Tabii bu Birinci Meclistir. 

—Devamı Yarın—

Okunma Sayısı: 1524
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı