"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Peygamberler şehrinden dünyevîleşmenin zirvesine

20 Nisan 2019, Cumartesi
Tabiî Peygamberler şehri Şanlıurfa’dan, dünyevîleşmenin, materyalist anlayışın, hislerle ve heveslerle yaşamanın neredeyse başşehri olmuş Fransa-Paris’e olan bu yolculuğa Risale-i Nur okuma programı vesilesiyle katılmak gerçekten çok büyük bir nimet.

Birinci Avrupa’nın özlemi; hürriyet-2-Sebahattin Yaşar

***

Barla Lâhikası’nın giriş bölümünde, Risale-i Nur eserlerinin Kur’ân’ın malı olduğu ve yine Kur’ân’ın himayesinde olduğu dikkatlere sunuluyor, işte birkaç cümle örnek:

“… Sözler’deki hakaik ve kemalat, benim değil Kur’ân’ındır ve Kur’ân’dan tereşşuh etmiştir…”, “… elbette sema-i Kur’ân’ın yıldızlarıyla bağlanan Risaleler, benim gibi çok itirazata ve tenkidata medar olabilen ve sukut edebilen çürük bir direk ile bağlanmamalı…”, “… Risaleler kendi malım değil, Kur’ân’ın malı olarak, Kur’ân’ın reşehat-ı meziyatına mazhar olduklarını izhar etmeye mecburum. Evet, lezzetli üzüm salkımlarının hasiyetleri, kuru çubuğunda aranılmaz…”

O zaman denilebilir ki, Kur’ân’ın malı olan Risale-i Nur eserlerinin etrafında gelişen ve onun içindeki Kur’ân hakikatleri ile amel edilen bütün faaliyetler birer ibadet hükmüne geçer. Bu şuur ve inanç ile önce Nur Talebelerinin en küçük yerleşimden en geniş dairelerdeki varlıklarına kadar Nurlar’ın içindeki hakikatlerle amel etmesi, bu hakikatlerin neşv-ü nema bulması için bir gerekliliktir. 

Ama o Kur’ân hakikatleri okunup okunup hayata intibak ettirilmezse, o zaman bu hakikatler birer zikir halkası gibi olur; evet, sevap cihetinde o okumaların faydası olur, ama içindeki pek çok müjdeler tesettür eder ve gecikir.

Meselâ Risale-i Nur, Kur’ân’ın bir âyeti olan, “Onların aralarındaki işleri istişare iledir.” derken, bu hakikati okuyanlar, hatta ezberleyenler, işlerinde, aralarında istişare etmezse, sadece bir kişinin sözüne itibar edilirse, o vakit o hakikatlerin neşvü neması gecikmiş olur.

Âlem-i İslÂm’ın problemi, imanın gereğini yaşayamamak

Nitekim Bediüzzaman’ın, İşaratü’l-İ’caz’daki İbadet bahsinde “Âlem-i İslâm’ın hal-i hazırdaki vaziyeti buna şahittir” diyerek ifade ettiği, yapılan ibadetlerin hayatı yönetemediği, ehl-i imanı günahlardan, haramlardan, yanlışlardan uzaklaştıramadığı ve ittihad-ı İslâm’ı temin edemediği gibi durumları görmemiz mümkün hale geliyor. Risale-i Nurlar’a hizmet Kur’ân’a hizmettir anlayışı, inancı içerisinde biz de ailece, okuma programları dâvetlerine, yurt içi ve yurt dışı olarak mümkün mertebe iştirak etmeye çalışıyoruz. Ve yukarıdaki cümleleri bizzat kendi hayatımızda, Kur’ân etrafındaki bütün işler asan oluyor, işlerimiz rast gidiyor, maniler def oluyor, biz Allah yolunda olursak, Allah da bize rahmetiyle muamele ediyor gibi onlarca hakikati bizzat hayatımızda ailece yaşıyoruz.

Paris programı, önce nefislere dönük bir hareket oldu

Geçtiğimiz ay içerisinde Fransa-Paris’e, yine bir okuma programı çerçevesinde eşim Yasemin Yaşar’la birlikte dâvet edildik. Sekiz günlük bir program gerçekleştirildi. Daha önceki yazılarda da ifade ettiğim gibi, henüz program başlamadan programa katılacaklar açısından günler öncesinden program başlamış oluyor. Çünkü belli konular çerçevesinde mütalâalar ediliyor. Dolayısıyla programı sadece ilgili günler gibi düşünmemek gerekiyor. Aynı durum programı düzenleyenler açısından da böyledir. Paris’e on beş, yirmi dakikalık bir mesafede olan Fosses beldesinde bulunan Risale-i Nur medresesinde düzenlenen okuma programının da kendine göre bir hikâyesi oluştu. Biz de bu yazımızda bu muhteşem yolculuğumuzun, bu harika okuma programımızın heyecanını sizlerle paylaşacağız.

DünyevÎleşmenin zirvesi Paris, şimdilerde sancılı günler yaşıyor

Tabiî Peygamberler şehri Şanlıurfa’dan, dünyevîleşmenin, materyalist anlayışın, hislerle ve heveslerle yaşamanın neredeyse başşehri olmuş Fransa-Paris’e olan bu yolculuğumuzun elbette, böyle bir yüksek amaçla, yani Risale-i Nur okuma programı vesilesiyle katılmak gerçekten çok büyük bir nimet. 

Bediüzzaman’ın Barla Lâhikası’nın girişindeki Yedinci Sebep’te söylediği gibi, biz de aynı cümleleri baş göz üstüne kabul ediyor ve biz de nurun satırlarında geçtiği gibi diyoruz: “…Benim gibi zaif ve kıymetsiz bir biçarenin elindeki hakaik-ı imaniye ve Kur’âniyenin kıymetini, ekser nasın nazarında düşürmemek için, bilmecburiye ilân ediyorum ki: İhtiyarımız ve haberimiz olmadan, birisi bizi istihdam ediyor; biz bilmeyerek, bizi mühim işlerde çalıştırıyor. Delilimizde şudur ki: Şuurumuz ve ihtiyarımızdan hariç bir kısım inayata ve teshilata mazhar oluyoruz. Öyle ise, o inayetleri bağırarak ilân etmeye mecburuz.”

Yine burada Yedinci Sebep’in devamındaki inayet-i Rabbaniyeyi ifade eden İkinci İşaret’te Üstad’ın kendisi için ifade ettiği cümleler gibi, Nur’un hizmetinde bulunan dünyanın her tarafındaki kardeşlerimiz de, yine aynı zor şartlar, imkânsızlıklar, gurbet halleri, pek çok muzır maniler varken, Allah, kuvvetli, ciddî, samimî, gayyur, fedakâr ve kalemleri birer elmas kılıç olan kardeşleri dünyanın her tarafına dağıtmış bulunuyor. Ülkemiz içinde ve dışındaki hizmetlerde ‘fütur verecek ve şevki kıracak çok esbab varken, bunların fütursuz, kemal-i şevk ve gayretle bu hizmetleri, doğrudan doğruya bir keramet-i Kur’ânîye ve zahir bir inayet-i İlâhîyedir. 

Belki şimdilerde hizmetlerde görev almış bütün ağabey ve kardeşlerimizin içinde bulunduğu durum da bu yaşananlardan çok farklı değil. Hangi bir hizmet ehli kardeşimize sorsanız, olağanüstü denilebilecek kerametvari nice hikâyeler size anlatacaktır. Aslında bu samimiyetin, hizmetin, cemaatin, hüsnü niyetlerin kerametleri olan kayıtlara almak, yaşatmak lâzımdır.

Biz, ailece, “Rabbim bizi hizmetlerle nasiplendir.” duâmızı yineleyerek, hizmet kapılarını bizlere hayırlısıyla, ihlâsla açmasını dileyerek, Paris okuma programı hatıralarımızı çok detaylara girmeden, ama hizmetle alâkalı olabilecek boyutlarını, duâlarınıza vesile olması temennisiyle, sizlerle paylaşıyoruz.

Havalimanları ülkenin vitrini gibi duruyor

Burada çalışanların her birinin aslında kültürümüzü tanıtan elçiler gibi özel seçilmesi gerekiyor. Yabancı ülkelerden gelen turistlerin ülke adına ilk gördüğü kişiler orada çalışanlar oluyor. Çok yönlü dikkatli olunmalıdır.

Şanlıurfa-İstanbul aktarma serüvenimizde bir iki hususu belirtmeden geçemeyeceğim. Havalimanında abdest alıp namaz kılmak için hazırlık yaparken, kollarımı yıkayınca, orada temizlik görevlisi beyefendi hemen yan taraftan kurutma kâğıtlarından birkaç tane çıkarıp bana uzattı. Ben de bu davranıştan çok memnun oldum. Tabiî çok çok teşekkür ettim. Adam da teşekkürüme çok itibar etmeden, hani zaten görevim der gibi bir tavır sergiledi. Ben anlayamadım. Ama yaşadıklarımdan dolayı ehl-i iman insanlar adına, iftihar ettim. ‘İşte nezaket bu’ dedim içimden. 

Biraz sonra ise aynı yerde abdest alan Arap kökenli Müslüman kardeşlerimizin, böyle kâğıt havlu uzatanın avuçlarına kâğıt para koyduklarını görünce, bu sefer utandım. Bir güzel davranış, küçük bir menfaat için yapılınca ne kadar da anlamını yitiriyor dedim içimden. Üzüldüm. Neyse.

DEVAM EDECEK...

Okunma Sayısı: 1513
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı