"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur, manevî yaralarımızı tedavi ediyor

21 Haziran 2021, Pazartesi
Risale-i Nur derslerine katılıyorum, medrese arkadaşlarımla kardeşlik tadıyorum. Risale-i Nur ile tedavi ediliyorum, ama böyle dünyanın açtığı yaraları kanata kanata değil yaralarım manevî terbiyeyle iyileşiyor. Tedavi oldun bitmiyor, bünyeyi sağlamlaştırmak lâzım. İmtihanlara, olaylara doğru bir bakış açısı öğreniyorsun, Nur mektebinde uhuvvet, tesanüd, şefkât hissiyat-ı ulviyeyi tatmin edip insanı insan etmekte, sosyal hayata hazırlamakta.”

- ZEYNEP POLAT:

İnsanın girdiği yer ruhunu, aklını, kalbini doyurup vicdanî muhasebeyi öğretip üstelik kendisini bir nizaa terbiyeye koyabilir mi? Oluyor. Ameliyat-ı cerrahiye dedikleri şey bunun adı. Acıtmadan incitmeden fıtratın asıl koduna ulaşmana vesile oluyor. Aldığın terbiye öylesine güzel ki Allah’ım ben de adam olurum diyorsun. Burdan nasibimi kesme lütfen! Öylesine ihtiyacım var ki şu fani dünya dönerken bana nefes aldıran, hakikati bildiren şu mekâna.

Ortaokul, lise kamplarındayız ablalar o kadar hoş ki, ilişkileri, ortamları. Şu kısacık kamp zamanlarında bir şeyler öğrenirken, kurtarmaya çalıştığımız imanlarımız için, benim için medresenin ne büyük nimet olduğunu da fark ediyorum. Çünkü gerçekten nefes almak nedir burda hissediyorum. Allah’ım ben de onlar gibi medrese hayatı, terbiyesi yaşamak istiyorum. Özeniyorum, nasib olması için duâ ediyorum, yetmiyor kamp arkadaşlarımdan da duâ istiyorum. Günler, haftalar geçtikçe daha da bağlanıyorum. Artık 2-3 günlük haftasonu misafirliğine medresede devam ediyorum. 2-3 günlük misafirliklerim, kamplar dışında okulun olmadığı kısa-uzun süreli hangi tatil varsa burası için kullanılıyor. Kızlar hangi semte derse gitse ben de yanlarında olayım, sabahları müzakereli derslere de katılayım... Dahil olmalar arttıkça şevkin de artıyor. Ecel ile rızık kesindir madem “Allah’ım haftasonu veya şu 15 gün rızkımı medreseye yaz.” Yaz ki gideyim manevî rızkımı da, lâtifelerimin, ruhumun, aklımın hissesini de alayım. Yedek eşyalar bırakıyorum, çünkü ansızın gelebilirim, gelebileyim. Her eve dönüşte üzülüyorum, eğer uzun süreli de kaldıysam Allaaaah! Adetâ gurbete gidiyorum, anadan ayrılıyorum gözde yaş durur mu? Asla.

Her şey nasib. Dünyanın musîbet olarak baktığı şu korona ve pandemi süreciyle medrese hayatını tadıyorum. Şükür, online okul dersleri devam ederken ben ev olarak öyle bir çatının altındayım ki binler şükür. Risale-i Nur derslerine katılıyorum, medrese arkadaşlarımla kardeşlik tadıyorum. Risale-i Nur ile tedavi ediliyorum, ama böyle dünyanın açtığı yaraları kanata kanata değil yaralarım manevî terbiyeyle iyileşiyor. Tedavi oldun bitmiyor, bünyeyi sağlamlaştırmak lâzım. İmtihanlara, olaylara doğru bir bakış açısı öğreniyorsun, Nur mektebinde uhuvvet, tesanüd, şefkât hissiyat-ı ulviyeyi tatmin edip insanı insan etmekte, sosyal hayata hazırlamakta, hizmetin hayat prensibi olduğunu öğretmekte.

Rabbim İzmir cemaat ablalarımızdan razı olsun. Hizmette, Risale-i Nur’da istifademizi feyzimizi arttırsın inşallah. Üstad’a ve Risale-i Nur’a lâyık talebe olabilme duâsıyla.

- SIDIKA ARIKAN:

Risale-i Nurlar ile tanışmamız şöyle oldu: 1977 Liseyi bitirince hemen evlendim. Eşim Assubay. 1978’de Allah bir kız evlât verdi, fakat 3 gün yaşadı. Evlâdımızın acısıyla isyanlardayım. O günlerde eşimle aynı askerî birlik de görev yapan Nurlar’ı tanıyıp okuyan bir abimiz ve iki aile daha birlikte akşam taziye için bize geldiler. Nurlardaki hakikatleri anlatıp bizi teselli ettiler ve bizi derslere dâvet ettiler. Allah onlardan ebeden razı olsun. Biz eşimle o günden sonra bizim yaralarımıza ilâç olan Risale-i Nur derslerine devam ettik. Bizim kararan dünyamız aydınlandı. Dersleri öyle can kulağıyla dinliyordum o ilk dersleri hiç unutamam. Benim hayata bakış açımı tamamen değiştirdi. Böyle bir cemaatin içinde olmaktan çok mutluydum. Hem dünyalık, hem ahiretlik kardeşlerim oldu. Tayinimiz nereye çıksa oradaki kardeşlerimiz maddî manevî yardımcı oldular. Benim dershane hayatım olmadı. Olmasını çok isterdim. Dershanelerimizi her yerde bir evimiz gibi düşünüyorum. Medreselerimizde kalan kızlarımız her zaman gözüme birer melek gibi güzel görünür. Küçük kızımın tayini İstanbula çıkınca nerede kalacak derdimiz olmadı. Dershanelerimiz vardı en emin yer orasıydı çok şükür evlenene kadar orada kaldı. Ben dershanelerimizi çok seviyorum. Girdiğim zaman içime bir ferahlık gelir. Çünki orada Kur’ân hakikatlerini okuyoruz.

Birbirimizi Allah için seven kardeşlerimizle birlikteyiz. Rabbim dershanelerimizi ve Risale-i Nurlar’ı okuyup buralarda yetişen gençlerimizin sayısını arttırsın. Medreselerimizle yakından ilgilenen kardeşlerimizden Allah ebeden razı olsun.

- ZİNNURE ADIYAMAN:

Bizleri insan olarak yaratıp sayısız nimetlere gark eden Rabbimize ebedî şükürler olsun. Bu nimetlerden en mümtazı şüphesiz Risale-i Nurla Müşerref olmaktır. Elhamdülillah Rabbim daha dünyaya gelirken Nurlu bir ailede Risale-i Nur gibi muhteşem bir rızıkla rızıklandırdı. Nur’un hadimleri hep hayatımızda ve yanıbaşımızda idi. Ezberlediğimiz vecizeler, idrak etmeye çalıştığımız temsili hikâyecikler, ahenginden zevk aldığımız tesbihatımız minik ruhumuza ab-ı hayat hükmünde idi.

Zaman geçip yıllar biraz ilerleyince gıpta ile baktığım güzide bir grup vardı beni kendilerine meftun eden; dershane talebeleri... Şu anda bir çoğu hizmetimizde önde ve öncü olan İzmir dershane talebeleri. İzmir’i nurlu İzmir yapandı o saff-ı evveller. Onların Risale-i Nur’u kavrayışları muhteşem, ibadetleri daha ulvî, muhabbetleri daha tatlı, hatta aralarındaki lâtîfeleri bile daha lâtifti. Beraber olduğumuzda bu dünyada Cennet lezzetlerini aldıklarını hisseder ve bu Nurlu ablalardan ayrılmak istemezdim. Asr-ı Saadet’ten gelmiş bir halleri ruhu celbeden bir manevî cazibeleri vardı. İşte benim dershanede kalma aşkım bu böyle başladı.

Cenab-ı Hak bana Konya Medreseleri’nde kalmayı nasip ederek duâma icabet etti. İzmir medreseleri ve bu Nurlu saff-ı evvelleriyle ve onların yetiştirdiği fedakâr talebelerle irtibatım hep sürdü elhamdulillah.

Konya... Zübeyir Abinin, Abdülmecid Abinin, Halıcı Sabri Abinin ve daha nice birçok Nur Talebesinin Nurlu beldesi. Daha birçok Nur kahramanı yetiştirmiş güzel diyar... Benim içinse tarifi imkânsız güzellikteki 7 yıllık medrese hayatı, Nurlar’la iştigal, ebedî dostluklar sayısız manevî lezzetler... Medresenin havası suyu her hali bambaşkadır. Çeşitli vesilelerle misafir olduğumuz her medresede bu ulvî havayı hissederim. Kelimelerle izah edilemeyen muhteşem Cennet bahçeleridir medreseler.

Üstadımızın en büyük hedefi olan Medresetüzzehranın tam tahakkuk ettiği mekândır medreseler. Aileni memleketini terk edip bir Sıla’yı benimsemeye çalışırken Rahmanirrahimin vazifelendirdiği şefkat abidesi birçok abi ve ablayı sana mûnis bir hâmi yapmasının sırrı vardır medresede... Yediğin bir tabak makarnada bile Cennetten sunulan taamın lezzeti vardır medresede... Gece yarılarına kadar kardeşlerinle daldığın sohbette hakikî uhuvvetin sırrı vardır medresede... Bazen nefsine uyduğunu hissettiğin bir kardeşini ateşten kurtarmak için çırpınırken; Üstadımızın lambada yanan pervaneleri kurtarmak için çabası vardır medresede. Genç- liğin kurtulması için çabalayan Muhterem Üstadımın dâvâdaki gayreti vardır medresede... Gönülden geçen en gizli hatıratı bilen Rabbimizin şevki ile maddî manevî nice nimete garkoluş vardır medresede... Hasta olduğunda Şafi-i Hakikinin şefkatini senin imdadına gönderdiği bir abla ile lâtifçe hissettirişi vardır medresede... Hakikî ihlâsın talimi, hakikî uhuvvetin terennümü vardır medresede... Öyle güzel manevî iklimler, ilim meclisleri, Nur bahrinden kana kana içip mananın yüceliğine ermek vardır medresede...

İman ilmi aşkıyla yanan Gönüller’e mülk ve melekût âlemlerinin geniş bir nimet sofrası olarak açılması tezahür eder medresede... Yani nasıl ki; Asrın Bedisi dünyevî makamları ve lezzetleri iki eli ile itmiş, neticede Maneviyat Âleminin Sultanı Üstadımız için Muhteşem menziller olmuş o makamlarda Efendimizden (asm) ders almıştır. Adeta yolunda giden medrese talebeleri de hissiyatın galeyanda olduğu zamanlarında dünyevî lezzetlere zevklere itibar etmeyip Nur’a Talebe olmayı gaye edince iki dünyada da hakikî huzuru elde ederler. Esma-i Hüsna ve Sıfatı Mukadese dairesinde geniş bir sofra açılır hakikî saadet ve lezzete mazhar olurlar. Rabbim bu azizlerin sayısını ziyadeleştirsin, ilimden hisselerini arttırsın, manevî güzelliklerle donatsın inşallah...

Nur medreselerine ve talebelerine hizmeti vazife edinen; rahmet vesilesi değerli insanlardan da Rabbim ebeden razı olsun. Bütün kâinatı Nur Medresesi yapma gayretinde olan yüce gönüller’ selâm olsun.

- ÖZLEM ÖNDER:

Medrese hayatını kelimelerle ifade etmeye çalışmak kolay olmasa gerek. Fakat kendi penceremden medrese hayatını şöyle ifade etmek isterim; Ben, çok şükür cemaatle haşir neşir bir şekilde büyüdüm. Sekiz yaşımdan beri her yarıyıl ve yaz tatillerini kamp programlarına giderek değerlendirirdim. Ama esas medrese hayatım üniversite ile başladı. Ve ilk dershane hayatım Afyon’da başladı, fakat pandemi sebebiyle fazla uzun sürmedi. Beş aylık bir dershane hayatından sonra o seneyi evde tamamladım, ama elbetteki ev ortamı medrese gibi olmuyor. Çünkü medreseler; kişiye iman şuurunun en güzel şekilde verildiği, Risale-i Nur hakikatlerinin ablalarımızın da yardımıyla en güzel şekilde anlaşıldığı ve hayata geçirildiği, aynı zamanda kişiyi sosyal hayata da hazırlayan bir eğitim yeri.

Ve medreselerde kalınan süre içerisinde üniversiteden mezun olmaktan ziyade asıl amaç, Risale-i Nur ışığında kendini geliştirmek ve hizmet olmalıdır... Ayrıca kendini geliştiriyor olmanın yanında farklı şehirlerden, farklı kültürlerden ve farklı mizaca sahip kardeşlerin gelmesiyle kardeşinde fani olmak düsturunun yaşatıldığı uhuvvet, muhabbet ortamları, her akşam yapılan çay saatleriyle beraber tatlı sohbetler... Medrese hayatını güzel kılan diğer yönleri de bunlar olsa gerek. Özellikle de gençlik taşkınlıklarının çokça olduğu böyle bir zamanda diğer gençler gibi değil de, zamanını medreselerde geçiriyor olmanın şükrünü yerine getirebilmek pek mümkün değil gibi.

Ve elhamdulillah Cenab-ı Hak bu pandemi sürecinde İzmir medresesinde kalmayı nasip etti. Her sabah beraber yapılan müzakereli dersler, bazı haftasonları yaptığımız okuma kamplarımız, seminerlerimiz... Özellikle bu pandemi sürecinde vaktini böyle verimli geçirebiliyor olmak ne büyük saadet... Cenab-ı Hak medrese talebelerinin sayısını arttırsın inşallah...

- AYŞEGÜL BAĞBAŞI:

2015 hayatımın unutulmaz yılı. Kıdemli ablalarım kadar olmasa da 7 yılda ne çok yaşanmışlık var. 2014’te Üniversite eğitimi için Nevşehir’e gitmek nasip oldu... Çok duâ etmesini bilmezdim, ama “Allah’ım iyi insanlarla karşılaştır” duâsını söyletmiş Rabbim.

Öyle ya “Vermek istemese, istemek vermezdi”. Nevşehir’e geldim, ama sudan çıkmış balık gibi abim haricinde tanıdığım kimsem yok. Risale-i Nur diye bir elmastan hiç haberim yok.

Çeşit çeşit öğrenciler, gruplar, kim doğru, kim yanlış kafam allak bullak. 18 yaşındaydım, biraz feminist yapı, cahillik, gençlik, ergenlik, yalnızlık, kim nereye savurursa... Ruh birşeyler arıyor, ama ne aradığını bilmiyor ki bulsun... Belki de son raddeye gelmişim iyi kötü bir yerlere dahil olup, kimliğim oluşacak artık.

Sonra bir arkadaş... Kim inanırdı bir cümlesi ile bana yeni bir devir açılacak. “Bizim evde sohbet var, sen de katılmak ister misin?” dedi. İki hafta katılamadım, Allah affetsin hangi günahım mani olduysa. Sonra o muhteşem gün, ilk derse katılışım, o tılsımlı sözleri ilk duyuşum. İşte bu dedim, kafamda ampul yandı sanki, benim aradığım bu! Bütün sorularımın cevabı burada... Öylelikle dersler başladı, arkadaşımın, ailesinin, ablaların muhabbetini görünce dershanedeki umumî derslere de gitmeye başladım. Çok yerlere gittim, en iyiyi, en güzeli, kendimi en çok ait hissettiğim yeri bulabilmek için.

Nasip Yeni Asya imiş, yollar ona çıktı. Cenab-ı Hak sevki İlâhî yaptı sanki... Sürekli erteledeğim tesettür fikri bir anda nasip oluverdi. Kur’ân-ı Kerîm öğrenmek, okumak, tesbihatlar... Değişen fikirler ve duygu dünyasını saymıyorum bile bunların hepsi birkaç ayda nasıl olabilirdi ki? Sanki Risale-i Nur cisimleşmiş, teşbihte hata olmaz bir heykeltıraş gibi bana şekil veriyor. Hem de hiç canımı acıtmadan, beni ben olarak kabul edip, istidatlarımı doğru bir şekilde yönlendirerek. Ah ne güzel ablalar tanıdım, hiçbir kan bağım olmayan insanlar beni nasıl bu kadar sevebilir?

Hiçbir karşılık beklemeden bana yardım edebilirdi ki. Vallahi oluyormuş. Ailevî sebeplerden dolayı dershanede kalamadım, ama haftalık dersler bile nasıl güzel değişimlere nasip oldu. Şimdi düşünüyorum da dershanede kalmak da nasip olsa eminim ki çok çok daha güzel bir hayatım olurdu. “Elhayrü fîmahtârahullah”

“Allah’ın, kullarını sevk ettiği ve onlar için seçtiği her şeyde hayır vardır” deyip kendimi teselli ediyorum. Tam da en güzel günleri yaşarken okul bitti ve memlekete dönüş başladı. İnsan kendi memleketine döndüğü için ağlar mı? Hemde hüngür hüngür ağladım. Üstadın dediği gibi “Vâ-esefâ”, gurbetin en dehşetlisini vatanımda gördüm. Ve tek tesellim Ablamın o müthiş sözü oldu: “Belki de orada vazifelisin Ayşegül” Kendimden 2-3 yaş küçük türlü sıkıntı ve sorunlarla okula gelen lise öğrencilerine öğretmenlik yapmak nasip oldu. Allah kabul etsin Nurlar’dan aldığım devaları onlara da anlattım. Fakat yine de derslerden uzak olmak hep bi ukde içimde... Sonra korona ve online ders süreci... Siz deyin çölde su bulmak, ben deyim karanlıkta yıldız. Derse katılacağım gün heyecandan uyuyamadım, hemen zoom indirip saatler öncesinden deneme yaptım. Derse katılamadığım 3 yılın acısını çıkarırcasına gün boyu kulaklık takılı, o ders senin, bu ders benim... Hayatımda hiç göremeyeceğim abi ve ablaların derslerini dinlemek nasip oldu.

Genç kardeşlerin derslerdeki konuşmalarını, muhabbetlerini, birbirlerini dershaneden, kamptan, eğitim merkezinden, tanımalarını gıpta ile izledim. Hele anne, babası ile tanınanlar. Öyle özendim ki onlara, öyle garip hissettim ki kendimi... Kayseri cemaatindekiler bile tanımazdı ki beni, köyde olduğum için katılamıyordum derslere. Kalpler birlikteymiş ki Online dersler vesilesiyle buluşturdu Rabbim. Zoom benim için “Medresetü’z-Zehra” oldu.

Bu saatten sonra dershanede kalmak bana nasip olur mu bilmiyorum, ama ilerde çocuklarım olursa onların dershanede kalması, İman ve Kur’ân hizmetinde bulunması için elimden geleni yapacağım inşallah. Sizlerden de duâ beklerim.

Velhasıl... Nurlar’ın içine doğmuş kardeşlerim çok çok nasiplisiniz. Çok da vazifeli, bir yerlerde benim gibi yolunu şaşırmış yüzlerce, binlerce genç belki de hayatlarını değişmesine vesile olacak bir söz bekliyor sizden,

“Bizim evde sohbet var, katılmak ister misin? Hizmetteki hiçbir hareketinizi küçümsemeyin, en ufak hareket bile kelebek etkisi oluşturuyor ve siz fark etmeseniz de bir sürü insanın hidayetine vesile oluyorsunuz.

Allah hepinizin hizmetlerini daim, kabul ve muvaffak etsin. Bedeni KAYSERİ’de, Kalbi NEVŞEHİR’de kalmış bir kardeşiniz.

- Zeynep Ulubaş: 

Şu fani dünyaya karşı kendimizi nasıl korumamız nasıl terbiye etmemiz gereken bu Nur Medresesi benim hayatıma çok şey kattı katmaya devam ediyor. Nurlar’la tanışalı bir sene kadar olmak üzere. Daha hayatımın on altısında nasip oldu böyle bir eşsiz güzel bir yere gelmek. Âdeta Cennetten bir köşe Medrese Cennete açılan sanki bir kapı gibi, içinde sevgi, saygı, huzur, en önemlisi kardeşlik manevî bir aile gibidir. İlk kampa geldiğimde hiç tanımadığım bir çok abla içleri Nur, yüzleri Nur gibi parlayan, hoş karşılamaları, güzel konuşmaları yavrusu gibi sevmeleri bu o kadar çok hoşuma gitti ki elime gelen bu fırsatı kaçırmamam gerektiğini anladım ve bu benim için hayatıma iyi geleceğini anladım Elhamdülillah. Nurlar’la tanışmamı sağlayan vesile olan Nurefşan’dan da Cenab-ı Hak ebeden razı olsun Rabbim inşallah bu hizmetten bizleri ayırmasın.

- Fatma Polat: 

Medresede kalan ablaları görünce çok özenirdik onların hallerine. Bizlere çok güzel rol model oluyorlardı. Bu halleri bizi daha çok medreselere bağlıyordu zevkle ve şevkle medreseye gitmek için can atardık. Medrese o kadar nuranî bir ortama sahip ki adeta dünyadan soyutlanmış bir yer, hayallerinde üstünde eşsiz bir yer. Bu 2 senelik medrese hayatıma bakınca ne kadar çok değişime uğradığımı fark edebiliyorum. Medresede kalmama vesile olan anneciğim kızlarının medresede kalmasını çok istiyordu ve Cenab-ı Hak annemin bu safiyane isteğini kabul etmişti. Medresedeki ablalarımın bizlere her konuda yardımcı olmaları ve en önemlisi de Nurbanu Ablanın her zaman bizler için birşeyler yapması ve her daim yanımızda bize destek olması ve hayata dair bir çok kazanım elde etmemize vesile olması gerçekten anlatılamayacak kadar değerli. İnsanın yaratılış gayesini bilmeden yaşamasının tıpkı manasını bilmeyerek yaptığı işin bir kazancının olmadığını bilmesi gibi. Hayatta başımıza gelen musîbetler, imtihanlar tekâmüle sebep olması ve kabiliyetlerinin inkişaf etmesi insanın kemale yolculuğuna vesile olması medreselerin kazandırmış olduğu o bakışla hayata bakabilmek... Kısacası medresede kalmak sırtındaki küfene neler yüklediysen onların sana hayatta yardımcı olması demektir. Rabbim medresede kalmayı arzulayan herkese bu anlatılamayacak kadar muazzam olan medrese terbiyesinden geçmeyi nasip eylesin. Rabbim İzmir’deki ablalarımdan razı olsun.

—SON—

Okunma Sayısı: 1311
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı