"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Düşünce yoluyla tedavi mümkün mü?

05 Ocak 2021, Salı 01:27
Hayatımız boyunca yaşadığımız üzücü olaylar, beynimizde bazı izler bırakıyor. Bu hadiseler hatırlandıkça tetikleniyor ve bir takım hastalıkları beraberinde getirebiliyor. Bunların üstesinden gelmek için, içe yönelerek beynimizi geçmişte yaşanılan problemlerden arındırmamız gerekiyor.

Hastalıkları konu aldığımız bu sayımızda, NeuroFormat Kurucusu Barış Muslu ile hastalığa götüren sebeplerden biri olan travmaların, düşünce yoluyla nasıl ortadan kaldırılacağını konuşacağız. Böylece iyileşme yolculuğumuzda bir adım atmış olacağız. İyi okumalar.

Kendinizden biraz bahseder misiniz? NeuroFormat’la ne zaman ve nasıl tanıştınız?

1975 yılında doğdum. Tarsus Amerikan Koleji’nde lise eğitimini sürdürürken ABD’ye giderek lise ve üniversiteyi bitirdim. 20 yaşında genç bir elektrik-elektronik mühendisi olarak Türkiye’ye döndüm. Profesyonel olarak çalışırken Koç Üniversitesi’nde işletme mastırını tamamladım. 2001 yılında kendi şirketimi kurdum ve farklı projelerde Türkiye’de ilk kez yüz binlerce kişinin kullandığı teknoloji servislerini kurdum.

Aslında  bu konuyla 1994 yılında Amerika’da tanıştım. 1994 yılından beri, beynin işleyişi ve beynin ruhî ve bedenî sağlık üzerindeki etkileri üzerine araştırmalara devam ediyorum.

Bu konuya geçişim ise biraz sağlık konusunda yaşadığım bir sorunu çözebilmek adına 2005 yılından sonra geçtim. Çok fazla gitar çalan biriydim bir gün kolumda bir uyuşma başladı ve geçmediği gibi yayılarak şiddetli bir ağrıya dönüştü. Birçok sistemi inceleyip, işe yarayıp yaramadıklarını, nasıl ve neden işe yaradıklarını bulmaya çalıştım. Aslında bunu sistem geliştireyim değil, beni çok rahatsız eden kendi sorunumu çözmek için yapmaya çalıştım ve ilk format atmam da bu şekilde gelişti. 2010 yılından beri de sadece bu konuda çalışıyorum.

Ruhî ve bedenî hastalıkların temelinde neler var? Yaşanılan travmalar hastalıklara mı götürüyor?

Beynimizin ana amacı sadece hayatta tutmaktır. Bunu da bazen yanlış şekilde yapabilir. Aslında bilinçaltımız travmalar sırasında yaşadığımız çaresizliğe, yani hayatta kalmamıza yardımcı olabilmek için vücudumuzda bir takım kapasite artışları gerçekleştiriyor. Tamamen iyi niyetli, ama meselâ anlık heyecanlandığımızda kalbimizi daha hızlı çarptırarak, savaşmamız ya da kaçmamız için kol ve bacak kaslarına daha fazla kan göndermesi gibi.

Kilolu olmaktan fibromiyaljiye, sindirim sorunlarından migrene, panik ataktan sinüzite yaşadığımız sağlık ve psikolojik sorunlarının çoğu yaşadığımız travmalarla ilgili.

Bir kelebeğin kanat çırpması bir çığ gibi büyüyerek kasırgaya sebep oluyorsa, sadece kasırgaya müdahale etmek sorunu çözer mi? Bu benzetmede kasırga yaşadığımız psikolojik ya da sağlık sorunuyken, kelebekse onun sebebi olan travmatik olay. 

Beynimiz kötü olaylar sırasında sadece kalp değil ilgili bütün organlar üzerinden tepki veriyor. Ne yazık ki kelebeklerse bu travmalar hafızamıza kazındığı için sonsuza kadar kanatlarını çırpmaya devam ediyorlar.

Patronumuz bize bağırdığı için bunu sindiremeyerek mide hastası ya da birini kaybettiğimiz için cildimiz artık ona dokunamayacağımız için bizi egzama ya da sedef yapabiliyor.

Asıl çözüm kelebeği yani travmayı beyinde temizlemek. Her gece yaptığım instagram yayınlarında binlerce kişi yayına bağlanıp nasıl asla bitmeyecek rahatsızlıklardan travmalarını temizleyerek kurtulduklarını bizzat gösterdiler. Bu bir tesadüf değil. Birileri bilerek ya da bilmeyerek beyin ve sağlık ilişkisine kulak tıkıyor. Olayı sadece stres olarak ele alıyor.

Aslında şunu söylemeliyiz ki hastalanan kişilerin geçmişte yaşadıkları tehlikeler daha güçlü travmalar olarak saklanmış. Tetiklendikleri zaman daha güçlü bir beyin bağışıklık tepkisi oluşturarak sert hastalıklara sebep oluyorlar.

Peki hangi travmamızın hangi hastalığa sebep olduğunu nasıl bulacağız?

Hangi travmaların hangi hastalıklara yol açtığını tesbit etmek bizim için pek çok vak’ayı incelemekle gerçek oluyor. Benzer hastalıklara sahip olan kişilerin temelinde benzer travmaların yattığını tesbit ediyoruz. Meselâ kemik ve kas sorunları yaşayanların ortak teması değersizlik, yetersizlik ve işe yaramama benzeri duygulardır. 

Eğer hastalık semptomları kişinin bazı işleri yapmasına engel olursa, ekstra travma oluşturup, belirtileri daha da kötüleştirebilir. Boyun fıtığı ve düzleşmesi kaygı ve strese bağlı travmalardan kaynaklanırken,    kulak çınlaması duymak istemediğiniz bir haberi duymanızdan kaynaklanır. Cilt hastalıkları, saç dökülmesi çok sevdiğiniz birinin kaybı, ayrılık, ölüm travmalarına bağlıdır. Göğüs kanseri sol göğüsteyse anne ve çocuk, sağ göğüsteyse baba ve eş ile ilgili travmalar, kayıp sebep olarak gösterilebilir. Kapalı alanda kalmak, deprem vb panik atak sebebidir. Cinsel travmalar tırnak yeme, deri ve saç yolma sebebidir. Bunlar sizlere örnek olarak verdiğimiz birkaç hastalık ve travma sebebiydi. Bu konuyu Türkiye’nin pek çok şehrinde yaptığım NeuroFormat seminerlerimde detaylı bir şekilde işliyorum, NeuroFormat’ı sistemin amacını, önemini ve tekniklerini öğretiyorum. Katılımcılar, kendilerinin ve sevdiklerinin hastalıkları ile korkularını NeuroFormat ile nasıl ortadan kaldırabilir bunları öğretiyorum. Ben orada insanlara özellikle beyinlerindeki travmaları nasıl çözeceklerini, beyinlerine benim deyişimle format atacaklarını anlatıyorum. Fobi, kilo, sigara, ağrı çalışması, yüzleşmeler çok yoğun bir gündemi var. İkinci ve üçüncü kurlarda beyin sağlık ilişkisi ve daha da detaylı pratik uygulamalar anlatıyorum.

Son zamanlarda toplumsal en büyük sorun olarak görülen koronavirüs salgını da belli travmalar neticesinde mi oluyor?

Tabiî ki, viral durumlarda da beynin etkisi var. Unutmayın bağışıklık sistemini düzenleyen en önemli faktörlerden biri de beyindir. Özellikle de korku duygusu ve travmatik olaylar bağışıklığı düşürür. Bizim geçmişte nezle, faranjit, bronşiti tetiklemiş, bunların bakteri ve virüslerle beraber etkileşimiyle bizi hasta etmiş birçok travma var. Şimdi elbette koronavirüs için de geçerli bu durum. Fakat bilmeyerek koronavirüslü bir kişiyle temasta bulunursanız elbette size bulaşmış olmasının altında bir travma yatmaz.

Karantina süreçleriyle birlikte hayatımıza giren kısıtlamaların yeni travmalar doğurmaması için ne yapmak gerekir?

Dünya çapında yaşanan bir salgının içindeyiz. Bu pandemi de dahil olmak üzere aslında sürekli hastalık konuşmak, nezle, grip, koronavirüs konuşmak beyindeki bu bölgeleri aktifleyip insanlarda semptomlar ortaya çıkarıyor. Sürekli haber izleyenlerin boğazları kaşınıp, burunları akmaya başlıyor. Şunu yine anladım ki bu süreçte burunları aktığını ateşlendiğini gördüğüm kişiler, bu haberleri sosyal medya gruplarında en çok yayan bu duruma en çok takan insanlardı.

Ben herkese bütün tedbirleri tamamen ezberledikten sonra, bilgi kirliliği ve moral bozukluğu olmaması adına hastalık haberlerinden tamamen uzak kalmalarını öneriyorum. En büyük korunma izolasyona devam edip, işine bakmaktır. Kişiler manevî anlamda iyi geldiğini düşündükleri faaliyetlere, hobilerine yönelsin. Uyku düzenine dikkat etsin. Fizikî olarak zinde olmak ruh sağlığını da olumlu yönde etkiler, bu sebeple fizikî sağlıklarına dikkat edip evde egzersizler yapsın ve dengeli beslensin. Ayrıca koronavirüs korkusunun aşırıya ulaşmaması için de, içe dönmeleri ve travmatik olayları beyinlerinden göndermeleri çok iyi olur. Yani içsel sorunlarına dönüp geçmiş problemlerinden arınsın. Yani travmaya yeniden girip teslim olarak duygusal açıdan boşalmaya çalışsın. 

Herkes mutlu olsun, mutlu olmaya çalışsın. Bilgi kirliliği oluşturan haberlerden tamamen uzak dursun. Bütün tedbirleri aldıktan sonra kendilerine rahatlamaları ve tevekkül etmelerini öneriyorum. Çünkü kişi ruh sağlığını güçlendirirse, beden sağlığını ve bağışıklığını da güçlendiriyor. Tıbbî mücadele çok önemli, ama psikolojik mücadele de bir o kadar önemli.

Ayrıca evde kaldığımız bu zaman zarfında kitap okuyun. Güzel şeyler seyredin. Özellikle de geçmişinizle yüzleşip tamir edin. Eğer NeuroFormat bilmiyorsanız da dört tane kitabım başlamak için güzel bir yer olabilir. 

Her şeyden önemlisi tevekkül edin.

Not: Bizim Aile Dergisinin Ocak sayısından alınmıştır.

RÖPORTAJ: KÜBRA ÖRNEK KORKMAZ

kubraornek@yeniasya.com.tr

Okunma Sayısı: 1768
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Emine

    20.1.2021 15:13:40

    Gazeteyi zaman zaman okumama rağmen dergi hiç dikkatimi çekmemişti. İlginç ve çokta nitelikli olan bu yazıyı okumak çok heyecan vericiydi.Emegine geçen herkese teşekkür ederim.

  • Sezai MUMCU

    6.1.2021 18:01:04

    Dört kitabi almadan önce RNK'da iyisin iyisin demenin neticesinde insanlarin iyilestiginden hareketle merhum ve muazzez agabeyimiz Zübeyir Gündüzalp'in telkin metodlari harikadir. Devanki umutlu olmak = Lâ taknetu min Rahmetillahi (Allah'in rahmetinden ümidinizi kesmeyin) ayeti SIFANIN ANAHTARIDIR!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı