"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Faiz ekonomisi ülkeyi bitiriyor

28 Temmuz 2026, Salı 02:10
Faiz odaklı ekonomi politikalarının üretimi zayıflattığı belirtilirken, sanayici artan finansman yüküne dikkat çekerek üretim eksenli yeni bir ekonomi modeli çağrısı yaptı.

Altı ayda faize 1,5 trilyon lira

Türkiye’de uygulanan yüksek faiz politikalarının üretim ve sanayi üzerindeki olumsuz etkileri giderek daha fazla hissediliyor. Ekonomistler ve sanayi temsilcileri, faiz gelirlerinin üretimin önüne geçtiğine dikkat çekerken, artan konkordato ve iflaslar karşısında üretim odaklı, kapsamlı bir sanayileşme programına geçilmesi çağrısında bulunuyor. YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, faiz üzerinden yapılan para ve servet transferlerine ilişkin, “Ülke, büyüyor ama büyümenin önemli bir bölümü üretimden değil; finansal varlık sahiplerine akan getirilerden besleniyor” açıklamasını yaptı.

BU, SERVET TRANSFERİ ANLAMINA GELİYOR

Karabat, sosyal medya hesabından, “Türkiye, faiz ekonomisine teslim oldu” diyerek, faiz üzerinden yapılan para ve servet transferlerine ilişkin rakamları paylaştı. Karabat, paylaşımında, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de ekonomi yönetimi, yüksek faizi geçici bir ilaç olarak sundu.

Gelinen noktada ise faiz, üretimden daha cazip bir kazanç kapısına dönüştü. Faiz üzerinden yapılan servet transferini gözler önüne serelim. Faiz getirileri, mevduat veya fonlar yoluyla elde ediliyor. Vadeli mevduatta 17,5 trilyon TL, para piyasası fonlarında 3,33 trilyon TL, serbest fonlarda 5,88 trilyon TL bulunuyor. Toplam büyüklük yaklaşık 26,7 trilyon TL, (Serbest fonlarda getiri garantisi olmayan fonlar var ancak çoğunluğu yüksek getiri sağlıyor). Yıllık ortalama getirinin vergi sonrası yüzde 35 olduğu varsayıldığında bu varlıklara bir yılda ödenecek faiz yaklaşık 9,3 trilyon TL ediyor. Bu, birçok bakanlığın bütçesini katlayan, başlı başına devasa bir servet transferi anlamına geliyor.”

SANAYİCİ DE FAİZDEN YANA DERTLİ

Yüksek kur, faiz ve enflasyon baskısı altında bunalan sanayiciden de çığlık sesleri yükselmeye başladı. Konkordato ve iflaslar peş peşe yaşanırken, devler ligindeki kuruluşlar bile kazancının yüzde 90’ını faize verdiğinden yakınıyor. Oda başkanlarından “Mevcut ekonomi programı değişmeli, acil kredi muslukları açılmalı” çağrıları yükseliyor. İş insanları “İmalat sektöründe kayıplar giderek hızlanıyor” diye isyan ettiler. Uzmanlar çok geç olmadan kapsamlı bir sanayileşme programına geçilmesi uyarısında bulundu. ASO Başkanı Seyit Ardıç: Sanayici artan finansman yükü ve daralan kârlılık nedeniyle zorlanıyor. Sanayi kuruluşlarının faaliyet kârlarının büyük bölümü faiz giderlerine gidiyor. Sanayici alın teriyle kazanıyor, kazandığını faize veriyor. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan: Sanayicinin büyük çabalarla elde ettiği kazanımları tehlikede. Sanayisizleşme riski söz konusu. Kazanımları korumak kadar, küresel dönüşümün gerisinde kalmamak da sanayisizleşme riskini bertaraf etmek açısından oldukça kritik.

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 2018
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İsmail Atak Cebecili

    29.07.2026 11:09:01

    Yalan yanlış laflara inanmanın, kanmanın anlamı yok. Borçlanırsanız, borçla yaşarsanız, borcu israf için kullanırsanız, elbette faiz ödersiniz. ÖZAL gibi, AKP gibi. Faizleri ödemek, sonraki Yönetimlere kalır.

  • Emin

    28.07.2026 09:43:45

    ...Bu devirde sû-i isti‘mâlât o dereceye vardı ki, bir sermâyedâr, kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde; bir bîçâre amele, sabahtan akşama kadar, tahte’l-arz mâdenlerde çalışıp, kût-u lâyemût derecesinde, on kuruşluk bir ücret kazanıyor. Şu hâl, müthiş bir kîn, bir iğbirâr verdi ki, avâm tabakası havâssa i‘lân-ı isyân etti. Şu asrın tâbiriyle, sosyalistlik, bolşeviklik sûretinde, evvel Rusya’yı zîr u zeber edip, geçen harb-i umûmîden istifâde ederek, her yerde kök saldılar. Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm-ı avâm, havâssa karşı bir kîn ve bir tezyîf fikrini verdiğinden, büyüklere ve havâssa âit medâr-ı şeref her şeyi kırmak için bir cesâret vermiş. (Mektubat, s. 408-409)

  • Emin

    28.07.2026 09:42:48

    ...Sonra bu memlûklar dahî bir intibâha düşüp, gayrete gelerek, o devri esir devrine çevirmişler; yâni, memlûkiyetten kurtulup, fakat el-hükmü li’l-ğâlib olan zâlim düstûruyla yine insanların kavîleri zaîflerine esir muâmelesi yapmışlar. Sonra, İhtilâl-i Kebîr gibi çok inkilâblarla, o devir de ecir devrine inkilâb etmiş. Yâni, zenginler olan havâss tabakası, avâmı ve fukarâyı ücret mukâbilinde hizmetkâr ittihâz etmesi, yâni sermâye sâhibleri ehl-i sa‘yı ve ameleyi küçük bir ücrete mukâbil istihdâm etmeleridir...

  • Emin

    28.07.2026 09:41:49

    Ehl-i dünyânın ve maddî târihin nazarıyla, nev‘-i beşerin hayât-ı içtimâiyesi noktasında bakılsa, görülüyor ki hayât-ı içtimâiye-i siyâsiye îtibâriyle, beşer, birkaç devri geçirmiş. Birinci devri vahşet ve bedevîlik devri, ikinci devri memlûkiyet devri, üçüncü devri esir devri, dördüncüsü ecir devri, beşincisi mâlikiyet ve serbestiyet devridir. Vahşet devri dinlerle, hükûmetlerle tebdîl edilmiş; nim-medeniyet devri açılmış. Fakat, nev‘-i beşerin zekîleri ve kavîleri, insanların bir kısmını abd ve memlûk ittihâz edip, hayvân derecesine indirmişler...

  • Emin

    28.07.2026 09:40:43

    Servet-i insaniye, zalimlerde toplanmaz, saklanmaz ellerinde. (Sözler, s. 746)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı