"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir damla düştü yüreklere

26 Mayıs 2013, Pazar
“Allahu Teâlâ, yeri ve gökleri yarattığı gün yüz rahmet yarattı. Her bir rahmet, yerle gök arasını dolduracak kadardır. Bu yüz rahmetten yeryüzüne bir tek rahmet indirdi ki, bu sayede anne yavrusuna, yabanî hayvanlar ve kuşlar da birbirine merhamet ederler. Kıyamette ise O, bu rahmetin tamamı ile kullarına merhamet eder.” (Müslim: 21)

Arş-ı A’lâ’dan bir damla düştü yüreklere; adı merhamet. Yüz damladan bir nuru indi gönüllere sevginin, merhametin en büyük hissedarı annelere… Merhametlilerin En Merhametlisi’nden derç edildi kalplere. İster yavrusu olsun ister olmasın, her insanın hamuru nurlu damla ile yoğruldu. Kimisinde gizli kaldı, kimisinde ayan oldu, ama sevmeyi herkes kendince bildi. Kimi az sevdi, kimi çok…
Sevginin, aşkın, özverinin, karşılıksız vermenin en güzel adı oldu merhamet. Hangi kalbe girdiyse; yumuşaklığın, anlayışın, vakurluğun timsâli oldu. Bazen gönüllere sığmadı coştu coştu gözyaşı olup göz pınarlardan taştı. Duygu olup, ruhtan çıktı, bedenlere sevda olup aktı. Bazen sokakta gördüğümüz kimsesiz bir çocuğun yalnızlığıyla, bazen yağmurda ıslanmış masum masum bakan kedi yavrusuyla buluştu. Bazen taş kesen kalpten bir damla yaş akmazken, öyle bir an geldi ki sicim gibi süzüldü; merhametle dolup taştı. Öyle anlar gelir ki, herkesi kucaklamak kollamak istersin, kimse çaresiz bir başına kalsın istemezsin. Hele de daha hayatın başında derin acılar yaşamış yakınlarının ahirete gidişini içten içe yanarak izlemişsen, hayata bakışın daha bir buğulu, daha bir derin olur. Empatisi daha çok olur. Hastalık, ölüm, acı yaşayanlar hayatta daha bir içten, daha bir merhametli bakarlar. Duânın bile o anlarda daha halis olması da bu yüzdendir. İnsan daha saf, daha halisane, daha içten olur. Yalandan, riyadan, gösterişten uzakta tertemiz duygularla bakar bütün nefes alan canlılara.
Şefkat; sevginin, aşkın, özverinin kaynatılarak kötülüklerinin buharlaşmış, bir kalbe sığdırılmış, yoğunlaştırılmış hâlidir. İster insan olsun ister hayvan aynı şefkat, aynı merhamet gözlenir bütün anaların yüreklerinde. Evlâdı için hiç karşılık beklemez, hesapsızca her şeyinden vazgeçer. Bu özveriden hiç şikâyet etmez, aksine yavrusuna bakmaktan keyif ve lezzet alır. Allah (cc) merhameti, şevki, lezzeti içimize koymasa; o uykusuz geceler, aç kalınan günler nasıl çekilirdi. Cenâb-ı Allah evlâdı verir, peşinden rahmeti, merhameti, şevki, lezzeti gelir.
Biz, evlâtlarımız olsun; doğar doğmaz büyüsün, ama yanımızdan hiç ayrılmasınlar isteriz. Çok çalışıp adam olsunlar, ama hiç yorulmasınlar isteriz. Koşsun, ama hiç düşmesinler isteriz. İşte boşa kürek çekeriz. Biz desek de demesek de devran dönüyor. Hayat devam ediyor. Onlara bizden çok acıyan, merhamet eden biri var. Bediüzzaman Hazretleri, kâinattaki bütün annelerin şefkatlerinin toplamının, Sonsuz Merhamet Sahibi Allah’ın sınırsız şefkatinin küçücük bir yansıması olduğunu söyler. İnsan, hayvan veya bitki bütün annelerin yavrularına olan şefkatlerinin, Allah’ın küllî şefkatinin küçük birer yansıması olduğunu söyler.
Bir annenin evlâdıyla olan yaşanmış hikâyesini anlatayım. Bir gün İstanbul’da minibüste bir semtten bir semte gidiyoruz. Biraz uzun sürdüğü için etrafındakileri gözlemleme şansımız da çok oluyor. Kucağında torunu olan bir anneanne ve kızı bir iki durak sonra varacakları yerde inmek için ayaklandılar, kızı para vermek için ayağa kalktı ve biraz öne doğru ilerledi, o arada kucağında 1 yaşlarında torunuyla oturan anneanne de inmek için ayaklandı. İstanbul’un trafiğinden dolayı minibüste bir savrulma oldu ve kucağında torunu olan kadın sendeledi. Hemen arkaya dönen kızı sert ve acımasız bir ses tonuyla yargılarcasına “Anne, dikkat etsene çocuğa bir şey olacak” dedi. Kadın o kadar kötü oldu ki. “Anne bir şey oldu mu?” demedi. Evlâdını düşündü. Lâfı söyleyen kızı, o onun canı, kucağındaki de kızının canı. Ben de hayretle izledim ve o kadının yerine kendimi koydum. İnsan evlâdının evlâdına nasıl bir zarar verebilir ya da zarar gelmesine izin verir ki. Belki aldırmadı kızının lâfına, ama dışarıdan izleyen biri olarak kötü bir izlenim oluşturdu. Düşüncesizce yapılan bu davranış karşısında, o annenin canını yakan, kendi canı oldu…
Hassas başka bir konuya daha değinmek isterim: Anneler Günü geleceği zaman içleri cız eden ve adeta yürekleri sızlayan, evlât sevgisiyle yanıp yakılan, parklarda çocuklarını gezdirirken onun tadını karşıdan seyrederek yaşayan, kucağına alıp kokusunu doya doya içine çekemeyen kadınların ruhu hallerine girelim mi?
Cenâb-ı Allah hayatta her şeyi bize verecekmiş gibi bir beklenti içine girerek yaşarız. Her şeye hakkımız varmış gibi “verilmeli, olmalı, yapılmalı” gibi hak talep ederek fiilî olmasa da duygu olarak bunu içimizde yaşarız. Ama hiç düşünmeyiz ki Cenâb-ı Allah’ın yarattığı kullar üzerinde özel muameleleri vardır. Bunlar insanlar için bir lütuftur, özel bir muameledir. Malikü’l-Mülk sıfatıyla Hakikî Mülk Sahibi O’dur. Dilediğine verir, dilediğinden alır. İşte bir kuluna evlât nasip etmemesi de bir bakıma onun için özel bir ihsandır, lütuftur. Çünkü biz neyin hayırlı ve neyin şerli olduğunu bilemeyiz. Bunu ancak Allâmü’l-Guyûb bilir.
Bundan dolayıdır ki, ne evlâdı olan kazançtadır; ne de evlâdı olmayan kayıpta! Nice ana babalar evlâtlarından dolayı çetin bir imtihandadırlar. Belki işlediğimiz bir günahtan dolayı yanlışımız bize evlât olarak yansımıştır. Bu dünyada bize verilmeyen her nimet, isyan ve küfre girmez sabredersek, inşaallah ahirette güzel bir suret olarak ikram edilecektir. Bu dünyada evlât kokusunu alamayanlar, ahirette en güzeliyle ihsan olunacaklar inşaallah. Allah’ın rahmeti, bereketi üzerimize olsun.

NURBAN KAYA

[email protected]

Okunma Sayısı: 1944
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı