"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Birinci Avrupa’nın sesi

Faruk ÇAKIR
30 Eylül 2019, Pazartesi
Avrupa, Asya ya da Amerika fark etmez; bütün dünyada ‘iyiler’ ve ‘kötüler’ olmak üzere insanların ikiye ayrıldığı gerçeğini kabul etmeyenlerin isabetli politikalar ortaya koymaları mümkün değil. Bu ayırımı yapmayıp bir kişi ya da bazı kişilerin hatasıyla bütün bir şehri, bir ülkeyi, bir kıt’ayı kınamak en büyük hatalardan biridir.

Maalesef idarecisinden sade vatandaşına kadar bu hataya düşenler çok fazla. “Filan ülke, filan bölge, filan şehirden ‘adam’ çıkmaz” diyenleri herkes görmüş ve duymuştur. Oysa her ülke, her şehir ve her milletten iyiler de vardır, fenalar da. “Birinci Avrupa” olduğu gibi “İkinci Avrupa” da vardır. “Birinci Amerika” olduğu gibi “İkinci Amerika” da vardır. Hatta fena insanların bazı güzel hasletleri olduğu da bir gerçektir. Bu bakımdan toptancı anlayışla hareket etmek her halde yanlıştır, isabetli değildir.

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen “İslamofobi/ İslâm korkusu, İslâmdan korkmak” konulu bir toplantıda yapılan konuşmalar insaflı ve vicdandı Avrupalı yöneticilerin varlığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Avrupa Parlamentosu (AP) Üyesi Magid Magid, ilgili toplantıda yaptığı konuşmada aşırı sağın, Avrupa genelinde destekçi toplamaya başladığını ifade ederek bu kişilerin sadece insan haklarına değil güvenliğe de tehdit oluşturduğunu söylemiş. Magid, Macaristan’dan İspanya’ya, İtalya’dan İsveç’e kadar Avrupa genelinde İslamofobi’nin görüldüğüne işaret ederek “Aşırı sağcıların ortak saplantısı ise  Müslümanlar. Savunmasız fertlere karşı nefret söyleminin yayılması konusunda birlik olmuş durumdalar. Her türlü nefret ve ayrım konusunda saplantılılar” tesbitini de ilâve etmiş. (AA, 24 Eylül 2019)

Müslümanları savunan bu ve bunun gibi “Avrupalı”ları nasıl görmezden gelebiliriz? Bütün Avrupalıları aynı kefeye koymak yerine, ‘iyi’ler ve ‘fena’lar olduğunu kabul edip; iyilerle birlik kurmak ve fenaları da ikna etmek için çalışmak çok daha faydalı olmaz mı?

Avrupa Parlamentosu Üyesi Magid, ayrıca “İslamofobi ile mücadele için Avrupa Birliği’nin (AB) bütün araçlarını kullanan siyasî bir programa ihtiyacımız var” demiş ve benzer faaliyetlerin tekrarlanması çağrısında bulunmuş. Müslümanların derdiyle dertlenen bir AP üyesi varken bunu yokluğa mahkûm edebilir miyiz?

Elbette Avrupalı bütün yönetici ve siyasetçiler böyle düşünmüyor. ‘Fena’ları temsil eden siyasetçi ve yöneticiler de var, ama hakkı teslim edenler de var. Nitekim, AB Komisyonu’nun “Müslümanlara Karşı  

Nefretle Mücadele Koordinatörü” Tommaso Chiamparino da şöyle demiş: “Aşırı sağ ve ırkçılık, toplumumuzun birliğe dayanan dokusunu tehdit ediyor. Nefret ve ayrımcılık, bazı politikacıların ana argümanları haline gelmiş durumda ve buna duyarsız kalamayız. İslamofobi ile mücadele, çoğu devletin ajandasında alt sıralarda yer alıyor, kurbanların sesi ise çoğu zaman duyulmuyor. Eğer bu konuda başarısız olursak, AB projesi başarısız olmuş sayılır.”

Bakınız, Avrupa Birliği’nin başarısını İslamofobi ile mücadeledeki başarıya bağlayan bir Avrupalı tesbiti var. Bu sesleri duymamak, bunları da ‘fena’larla birlikte değerlendirmek adalet anlayışına yakışır mı?

Bütün dünyada olduğu gibi Avrupa’da da “iyiler / Birinci Avrupa” ve “fenalar / İkinci Avrupa” anlayışı var ve Türkiye mutlaka Avrupa ve dünyadaki “iyi”lerle iş tutmalı vesselâm.

Okunma Sayısı: 1273
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı