"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünyanın virüsle imtihanı

Faruk ÇAKIR
25 Mart 2020, Çarşamba
Ciddi bir salgın halinde dünyada yayılmaya devam eden korona virüsünün en çok mültecileri tehdit ettiği belirtiliyor. Suriyeli uzmanlar virüsün İdlib’de etkili olmaya başladığını ve tedbir alınmaması halinde bir milyon insanın hastalığa yakalanabileceğini, daha fenası 100 bin kişinin ölebileceğini ifade etmişler.

Mültecilerin hayat şartları zaten zor. Üstüne bir de korona tehdidi eklendiğinde yaşananları tahmin etmek zor olmasa gerek. Medyaya yansıyan bilgilere göre Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bazı bölgelere virüs test kiti göndermiş, fakat İdlib bölgesine henüz bu kitler ulaşmamış. Suriye Amerikan Tıp Derneği’nin basın sorumlusu, “Ne yazık ki Suriye’nin kuzeyinde karantina alanlarımız bile yok. Burada bir salgın gerçekleşirse durum gerçekten trajik olur” değerlendirmesinde bulunmuş. (Euronews’in haberi, 21 Mart 2020)

Hatırlanacağı üzere uzmanlar koronavirüse karşı önleyici tedbir olarak “el yıkama ve sosyal mesafeyi” korumayı tavsiye ediliyor. İdlib’deki bir STK temsilcisi yaşanan tabloyu özetlerken şöyle demiş: “Ellerimizi yıkamamızı mı istiyorsunuz? Bazı aileler çocuklarını haftada bir kez yıkayacak su bile bulamıyorlar, geceleri dışarıda uyuyorlar.”

İdlib’deki feci tablo bununla da sınırlı değilmiş: “Normalde en fazla beş kişinin kalması gerektiği çadırlarda 12 kişi kalıyor. Bu şartlarda, sığınmacılar için sosyal mesafeyi geniş tutmak neredeyse imkansız.”

Geçenlerde yayınlanan benzer bir haber, esasında sıkıntının sadece İdlib gibi savaş bölgeleriyle sınırlı olmadığını hatırlatıyordu. Dünyanın değişik yerlerindeki fukara milletler büyük bir tehlike ile karşı karşıya. O habere göre dünyada 3 milyar insan ‘el yıkama imkânı’ bulamıyor. Böyle bir dünyada sağlık, huzur, barış ve adalet temin edilebilir mi?

Salgın haline gelen ve milyarlarca insanı tedirgin eden bu hadise, görmek isteyenler için önemli mesajlar veriyor. Dikkat edilirse virüs sadece fukara ülkeleri değil ‘en zengin ülke’leri de teslim almış durumda.  

Ayrıca, bir köy halini alan dünyada ‘komşu’lardan bağımsız, onların dertleriyle dertlenmeden hayatın devam etmesi mümkün değil. Dolayısı ile dünya bu virüsle tam olarak mücadele etmek istiyorsa birlikte ve beraberce zengin ve fakir ülke ayırmadan mücadele etmek durumundadır. Hiç bir ülke “Bana dokunmayan virüs bin yıl yaşasın” diyecek durumda değil. Zaten virüs onlara da dokunmuş vaziyette.

Bu salgın ayrıca insanlığın acizliğini, fakirliğini ve bir ‘hiç’ olduğunu görmeye vesile oldu. Çin’den ilk virüs haberleri gelmeye başlayınca işin bu noktaya gelebileceğini tahmin eden var mıydı? Bu ölçüde bir salgın dünya için büyük bir imtihan.

Hem dünyada hem de ülkemizde tahminlerin üstünde etkileri olabilir. Salgını en az zararla atlatabilmek için her fırsatta suya ve sabuna dokunmaya, alınan tedbirlere azami şekilde uymaya ve virüsün yayılmasına engel olmaya çalışılmamız gerekir. Gerekli tedbirleri almak hepimizin vazifesi.

İnşallah dünya ve insanlık bu virüs imtihanını en iyi bir şekilde verir ve sadece kedini düşünmek hatasına kapılmaz. Her türlü bela ve musibete kartı fiili ve kavli duayı eksik etmeyelim. Allah muhafaza etsin inşallah.

Okunma Sayısı: 1751
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Rüstem garzanlı

    25.3.2020 06:29:45

    Bu güzel duâ ve temennilere gönülden Âmin .......

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı