"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sizi gidi haksızlar...

Faruk ÇAKIR
26 Kasım 2020, Perşembe
Haktan, hukuktan ve adaletten uzaklaşılan her gün, her yıl, her dönem ve her süreç; Türkiye’nin ve milletin kayıp hanesine yazılmış demektir. Yaşayanların ve tarihi kayıtların ortaya koyduğu belgelere göre 27 Mayıs 1960, yaşayarak gördüğümüz 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve benzeri adaletten ayrılan her ‘süreç’ millet ve memleket hanesine ‘kayıp yıllar’ olarak yazılmıştır.

Son yıllarda da hak, hukuk ve adalet yolundan giderek uzaklaşıldığı herkesin gördüğü bildiği bir ‘sır.’ Zaten öyle olmasa Türkiye’yi idare edenler yakın zamanda ‘hukuk ve adalet reformu’ yapacaklarını beyan ederler miydi? Yeniden ‘adalet yolu’na gelinmek istendiğine göre, bu yoldan uzaklaşıldığı itiraf edilmiş demektir.

Hak, hukuk ve adalet yolundan uzaklaşıldığı her dönem ve ‘süreç’te ısrarla ve belki de bazılarını bıktırmak pahasına “Adalet mülkün temelidir”, “Türkiye için çıkış yolu adalettedir”, “Gecikmeden tam adalet sağlansın” benzeri tesbitler hatırlatılmaya çalışıldı. Ne var ki bu hatırlatmalar bilhassa Türkiye’yi idare edenler nezdinde itibar görmedi. Hatta öyle dönemler yaşandı ki, “hak, hukuk ve adalet”i hatırlatmak ‘suç’muş gibi anlaşıldı. “Şimdi hak, hukuk ve adalet zamanı mı? Memleket elden gidiyor” diyenler çok oldu. 

Ancak gelişen ve değişen hadiseler Türkiye için çıkış yolunun ‘adalet yolu’ olduğunu bir defa daha gösterdi. Hatta ve hatta, geçmiş dönemde Türkiye’yi idare edenler ve şimdi iktidardan ayrı düşenler de benzer tesbitleri yapar hale geldi. 

Şimdiki hal ve gidişi “28 Şubat süreci”ne benzeten eski bakanlardan Ali Babacan şöyle demiş: “28 Şubat sürecinde askerî vesayetin ülkemizi soktuğu karanlığa benzeyen bir baskı ortamındayız şu an. Hatta bugün, eleştiren, muhalefet eden hemen cezaevine gönderiliyor. Şu an bakın ülkemiz adeta bir düşünce suçluları ülkesi olmuş durumda. Bugünkü iktidar, fikrini beğenmediği vatandaşı, haberini beğenmediği gazeteciyi, twitini beğenmediği öğrenciyi cezaevine atıyor. Evet, 28 Şubat karanlığında inanan insanlara zulmettiler, ama KHK gibi yargı yolunu adeta bertaraf edip çoluk çocuk açlığa mahkûm bırakılmayı bu iktidar döneminde gördük. Evet, 28 Şubat karanlığında asker medyaya baskı yaptı, ama onlara muhalif basın yayınlarına devam etti. Ben iktidar partisinin kuruluş günlerine bakıyorum, basının üzerinde bu kadar baskı yoktu. Basın rahat haber yapıyordu. Biz onlarca gazetecinin sadece muhalif oldukları için cezaevine atıldığını bu iktidar döneminde gördük.” (ankahaber.net, 23 Kasım 2020)

Türkiye’yi idare edenler belki bu ve benzeri eleştirileri ‘haksız eleştiri’ olarak görüyorlar. Fakat hakikat bu. Adaletten uzaklaşılarak huzura, zenginliğe ve ‘Büyük Türkiye’ye ulaşmak mümkün değil. Yarın bir gün benzer eleştirileri şimdiki idarecilerin en azından bir kısmı yapma durumunda kalacak. O halde ‘yarın’ı beklemeden bugün gerçekler görülsün ve Türkiye bir gün dahi kaybetmeden ‘adalet yolu’nda ilerlesin. Böyle yapmak hem millete hem de devlete fayda verir, bu da bilinsin...

Okunma Sayısı: 2061
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet

    26.11.2020 07:33:45

    Son cümleniz acaba şahsi menfaati,koltuk hırsı gibi vasıfları tavan yapmış birisi için ne derece önemli.Görüyoruz olup biteni.Hatta hakkalyakin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı