"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Söz başka icraat başka

Faruk ÇAKIR
28 Haziran 2022, Salı
Türkiye’yi idare edenler çok sayıda ‘yeni paket’ açıklasalar da, bu paketlerin derde deva olmadığı herkesin malumu.

En başta Avrupa Birliği’ne uyum için paketler hazırlandı. Kısmen iyileşmeler olsa da neticede bu paketler anlamını kaybetti denilebilir.

Sanal alemdeki bilgilere göre 1999 Helsinki Zirvesi’nden sonra, insan haklarına yönelik mevzuatını AB ile uyumlaştırmaya çalışan Türkiye, Ulusal Programlar’da belirtilen taahhütlerin büyük bir kısmını, 06.02.2002 ve 14.07.2004 tarihleri arasında kanun haline getirilen dokuz adet uyum paketi ile yerine getirmiştir. (KAÜ İİBF Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 4, Yıl: 2012)

Son yıllardaki uygulamalar, AB uyum paketlerini bir bakıma neticesiz bıraktı. Artık idareciler Türkiye’yi AB’ye yaklaştırmak değil, uzaklaştırmakla övünür hale geldiler.

Söz ve icraatın birbirini desteklemediği başka bir nokta da, adalet sisteminde yaşanıyor. Altıncı ‘yargı paketi’ çıktı, ama bu paketlerin Türkiye’ye iyi işleyen bir adalet sistemi getirdiğini kim söyleyebilir?

Nitekim, Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, “6. Yargı paketi” ile ilgili olarak şöyle konuşmuş: “Belgenin sunumunda ise; hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi, yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığın geliştirilmesi, insan kaynaklarının niteliğinin ve niceliğinin artırılması, savunma hakkının etkin kullanımının sağlanması, adalete erişimin kolaylaştırılması gibi amaçlar belirlenmişti; belirlenen amaçlar doğrultusunda 63 hedef konulmuştu. 2019 yılından bugüne 5 yargı paketi geçti ve bu tekliften önce kanunlaşan reform paketleriyle hedeflenen amaç ve faaliyetlerin çoğunun gerçekleştiği ilan edildi. Edildi ama neredeyse torba teklif şeklindeki yargı paketlerinden hiçbirinde yargının temel sorunlarına ilişkin düzenlemeler ve iyileştirmeler yer almadı. Daha doğrusu Demokrasi adına verilen sözlerin hepsi sözde kaldı. İşte bunun adı reform değil bir aldatmacadır.”

Basına ifade özgürlüğü getirdiği açıklanan birinci yargı reformu paketinden hemen sonra basın mensuplarının görevleri ve yazdıkları yüzünden tutuklandıklarını söyleyen Subaşı, konuşmasına şunları da ilave etmiş: 

“O dönemde baro başkanları; Anayasal hakları olan gösteri ve yürüyüş hakkını kullanmak istemişler ama polis çemberine alınarak engel olunmuştu. (...) Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde yer alan ‘Belirli bir mesleki kıdeme sahip hâkim, savcılar için coğrafi teminat getirilecektir’ hedefi, yerine getirilmek şöyle dursun, Kaşıkçı davasında olduğu gibi, şerh yazan hâkim, hâkimlik teminatı yok sayılarak sürgüne gönderilirken AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan hâkimlerin terfi ettirildiği, savcıların yargılama faaliyeti nedeniyle başsavcılara bağlı hâle getirildiği, henüz hafızalarda yerini korumaktadır.”

Peki, söz ve icraatın bu kadar çelişkili olduğu bir yerde adalet tam olarak tecelli edebilir mi? Böyle bir anlayışla, 6 değil de 56 ‘yargı reform paketi’ açıklansa işe yarar mı?

Okunma Sayısı: 1201
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    28.6.2022 04:38:12

    Avrupa Birliği muhalifleri ve mugayirleri, AB ile entegre olunca, kendi menfaat ve çıkarları istikametinde kurmuş oldukları fasid ve kayırmaci ve de keyfine ve menfaatlerine göre HAK ve HUKUKU evirip çevirenlerin rahatı ve düzenleri alt-üst OLACAK. ONUN için Avrupa Birliğine almasınlar diye, AVRUPA KRİTERLERİNİ savsaklayıp, hep tersinden öküzleri koşuyorlar. İnadlaşma oradan geliyor. Millilik ve maneviyatcılıkla milleti aldatıp, APTAL yerine koyuyorlar ve OYALIYORLAR! Yazık, hemde çok yazık Memleketin kaybettiği kayıp yıllara. Allah c.c yar ve yardımcımız olsun inşaallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı