Hak, hukuk ve adalet meselesinin sadece ülkemizin değil bütün dünyanın meselesi olduğu bir defa daha anlaşıldı.
Amerika ve İsrail el ele verdi ve bir bahane uydurarak İran’a saldırdı. Neticede hukuksuz bir savaş başladı ve bundan bütün dünya etkilendi ve etkileniyor.
İçte ve dışta hukuk tanınmayınca neler olduğunu hep beraber görüyoruz. Nitekim Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Orta Doğu’daki kaosun uluslararası hukukun aşınmasının sonucu olduğunu belirterek, bundan Rusya’nın yanı sıra Çin ve ABD’yi de dolaylı olarak sorumlu tutmuş.
Kallas, İsviçre’deki Zürih Üniversitesi’nde düzenlenen “Churchill Özel Konferansı”nda yaptığı konuşmada, uluslararası düzenin büyük güçlerin tek taraflı adımları sebebiyle zayıfladığını söylemiş. Kallas, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin diğer aktörleri de cezasız kalacakları düşüncesiyle hareket etmeye teşvik ettiğini belirterek, “Bugün Orta Doğu’da etrafımızda gördüğümüz kaos, uluslararası hukukun aşınmasının doğrudan sonucudur” tespitinde bulunmuş. Çin’in de uluslararası kuralların zayıflamasından faydalanarak Asya-Pasifik bölgesindeki etkisini arttırmaya ve Avrupa ekonomileri üzerinde baskı kurmaya çalıştığını ifade eden Kallas, uluslararası hukukun yeniden tesis edilmemesi ve hesap verebilirliğin sağlanmaması halinde hukuk ihlallerinin, istikrarsızlığın ve kaosun devam edeceğine dikkat çekmiş. (AA, 5 Mart 2026)
Esasında bu “hukuksuzluk hali”ne bütün dünya ülkelerinin ve bütün insanların itiraz etmesi icap eder. Kendisini ‘dünyanın jandarması’ ilân eden Amerika’nın “en hukuk tanımaz ülke”lerden biri olduğu görülüyor. Tabiî ki Amerika, hukuk tanımama noktasında İsrail’i yetişemez. Ancak İsrail’i ne ölçüde Amerika’dan ayrı düşünebiliriz, o da ayrı bir konu. İsrail, Amerika’dan aldığı destekle yaptığı zulümler sebebiyle “uluslararası hukuk tanımama lideri” ilân edilmeli. Amerika, Rusya ve Çin de bu listede en ön sırada yer alır.
Dünya ülkeleri gerçek anlamda bir “barış”a kavuşmak istiyorsa keyfî hareket eden liderlere mutlak surette mani olunmalıdır. Son zamanlardaki bazı itirazlar dünyanın bu yönde değişeceğinin müjdecisi olarak görülebilir. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in ABD Başkanının İran konusundaki keyfî hareketlerine itiraz etmesi ve dünya kamuoyundan büyük ölçüde destek alması önümüzdeki yıllar için umut vericidir.
Tabiî ki dünya devletlerine “hukuka dön” diyebilmek için önce bu çağrıyı yapacak olanların hukuka dönmüş olması gerekir. Türkiye’yi idare edenlerin de böyle bir çağrı yapabilmek için önce ülkemizi hukuk yolunda ilerletmesi icap eder. Hukuk yolunu tercih, hem ülkemiz için, hem de dünya ülkeleri için şarttır vesselâm.