"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Öğrenci röportajları - 2

09 Ağustos 2026, Pazar 12:59
Özkan Göral/ İstanbul Medeniyet Üniversitesi- Hukuk - Yusuf Âdem/ İstanbul Teknik Üniversitesi-İngilizce Mimarlık

YKS’de doğru tercih, doğru üniversite, doğru meslek

Öğrenci Röportajları - 1

Öğrenci röportajları - 2

Akademisyen Röportajları - 1

Akademisyen Röportajları - 2

1- Kendini kısaca tanıtır mısın? Hangi üniversitede, kaçıncı sınıftasın ve sınava yeniden girmiş olsaydın bu bölümü yeniden seçer miydin?

Özkan Göral: Öncelikle kendimi kısaca tanıtayım: Ben Özkan Göral. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesinden bu sene mezun oldum. Medeniyet Üniversitesinin bir devlet üniversitesi olduğunu da belirtmekte fayda var; nitekim sıklıkla özel üniversitesi zannediliyor. Tercih yapacak arkadaşlar için bu bilgiyi de vermiş olayım.

Bunun dışında ben de halihazırda HMGS (Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı) kervanına katılmış bulunmaktayım ve bu sınava hazırlanıyorum. HMGS’ye ileride tekrar değineceğiz ama kısaca; 2024 yılında getirilen, hukuk mesleklerine adım atmak için başarılı olunması gereken bir sınav.

Sorunun ikinci kısmına gelecek olursak; YKS’ye tekrar girecek olsam kesinlikle yine bu bölümü yazardım. Zaten hedefim en başından beri hukuktu ve bir sene mezuna kalarak kazandım. Dolayısıyla bugünden baktığımda evet, yine hukuku seçerdim.

Yusuf Âdem: Merhaba. Bendeniz Yusuf Âdem. İstanbul Teknik Üniversitesi İngilizce Mimarlık 3. sınıf öğrencisiyim. Sınava tekrar girmiş olsaydım büyük ihtimalle bu yine mimarlığı seçerdim ama okula başlamadan önce biraz ön hazırlık ve araştırma yapardım.

2- Tercih sonuçlarının açıklandığı günü ya da anı hatırlıyor musun? Ekranı gördüğünde ilk ne hissettin; başardım diyerek büyük bir huzur mu, yoksa nasıl bir dönem olacak diyerek içine düşen tereddüt mü?

Özkan Göral: Sonuçların açıklandığı gün ben de birçok kişi gibi yakınlarımın aramasıyla durumdan haberdar oldum. Tabii ki büyük bir heyecan vardı; çünkü ÖSYM bu, ne olacağı belli olmuyor. Ben aşağı yukarı sıralamamı tahmin ediyordum ancak yine de heyecan oluyor. Sonuçları açıklanan kardeşlerim de aynı heyecanı yaşamışlardır.

Sisteme girip baktığımda hedefime ulaştığımı, hatta tahmin ettiğimden de iyisini yaptığımı gördüm. Heyecanın yerini büyük bir mutluluk aldı. Ancak sonucu birkaç kez kontrol edip “Bu iş tamam” dedikten sonra, “Acaba hukuk nasıl bir bölüm, beni neler bekliyor?” endişesi de oluşuyor. Bende de aynen böyle oldu ve süreç tercih aşamasıyla devam etti.

Yusuf Âdem: Aslında çok farklı bir durum olmadı. Çünkü sadece 3 Tercih yapmıştım. İTÜ İngilizce, İTÜ Türkçe ve ODTÜ İngilizce Mimarlık. Asıl sıralamalar açıklandığında sevinmiştim. Bütün bir sene çaba, emek, kan ter ve göz yaşının karşılığını almanın rahatlığı vardı.

3- Dışarıdan bakıldığında bu bölümle ilgili bilinen en büyük zan veya klişe nedir? Bu bölüme girdiğinde seni en çok şaşırtan şey ne oldu?

Özkan Göral: Bu bölümle ilgili en büyük önyargı, hukuk fakültesinin tamamen ezbere dayalı bir yer olduğu düşüncesidir. Oysaki her dersin bir mantığı, kanunların bir koyuluş amacı vardır. Dolayısıyla iş asla kanun metinlerini ezberlemek değil; kanunların düzenlenme amacını somut olaylar üzerinden muhakeme edebilmektir.

Evet, ezber gerektiren yerler var ancak çoğunlukla olayları analitik süzgeçten geçirme üzerine kurulu bir fakülte. Kalın kitapları ezberlemek için değil, hukukun genel mantığını kavrayabilmek için okuyoruz.

Yusuf Âdem: En büyük yanılgı mimarlığın en zor yanının maket yapmak olduğunun düşünülmesi. Aslına bakarsanız en kolay kısmı maket. Çünkü ne yapmanız gerektiğini bilmiyorsunuz.  Zor kısım ne yapacağınıza karar vermek.

4- “Bu dersi neden görüyoruz ki?” dediğin, ama sonradan bakış açını değiştiren ders oldu mu, olduysa o ders neydi?

Özkan Göral: Hukuk tercih edecek arkadaşlarımızın illaki bazı dersler için bu soruyu soracaklarından eminim; zîrâ ben de bazı dersler için inatla sormuştum.

Örneğin, Deniz Ticareti Hukuku gibi oldukça zor bir dersin ana ders olmasını bir türlü kabullenememiştim. Çünkü hukuk öğrencilerinin belki de ancak %1 veya %2’si bu alana ilgi duyuyor. Dolayısıyla seçmeli olması gerektiğini düşünüyordum. Bizim fakültemizde zorunlu bir dersti ve açıkçası bizi bayağı zorladı.

Öte yandan Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi dersi için de “Ne gerek var, mesleğe doğrudan katkısı yok” diyordum. Ancak zamanla bu dersin muhakeme ve yorum yetisini geliştirmede bir hayli önemli fark ettim. Önyargımı kıran derslerden biri oldu.

Yusuf Âdem: TES 113E Temel Tasarım Dersi. Temel tasarım ilkelerini bu kadar farklı ve bence gereksiz bir yolla anlatan ders olamaz. Verilmeye çalışılan ilkeler çok önemli ama bence uygulama metodu çok yanlış.

5- Tercih döneminde herkesin bir fikri olması hasebiyle (aileler, eş-dost, akrabalar...); sen bu fikir meclisinde kendi ruhunun sesini nasıl duydun? Bu bölümü seçerken seni en çok cesaretlendiren şey neydi?

Özkan Göral: Bölüm seçimi sırasında çevrenin etkisiyle ister istemez soru işaretleri oluşuyor. Örneğin, “Avukatlar işsiz kalıyor, piyasa çok kötü, hukuk yazma.” cümlesini çok duydum. Ancak burada kişinin ne istediğini iyi tartması gerekiyor. Ben şuna yürekten inanıyorum: Bir insan sevdiği ve istediği işi yapıyorsa başarı muhakkak arkasından geliyor.

Bu olumsuz söylemlere çok kulak asmadan, meslekte deneyimli bir avukat abimin tavsiyeleri doğrultusunda ve en nihayetinde “Evet, ben bu mesleği istiyorum” diyerek tercihimi yaptım. Şunu da eklemek isterim: Hukuk isteyip baraja takılan veya istediği sıralamayı yapamayan arkadaşlar varsa ve gerçekten bu mesleği istiyorlarsa, bir sene daha hazırlanmak asla bir kayıp değildir. Günün sonunda bu kararı aldıkları için mutlu olacaklardır.

Yusuf Âdem: Bence bölüm tercihlerinin tercih döneminden ziyade daha 12. Sınıf başlamadan netleşmesi lazım ki ona göre çalışılmalı. Ailem sağ olsun. Bu hususta bana hep destek oldular. 

Bölüm seçerken de gençlerin kendi kabiliyet ve yeteneklerini göz önünde bulundurması lazım. Tabiî ki aile ve çevrenin de fikri önemli. Ne de olsa onlar da sizi dışarıdan gözlemleyen yakın çevreniz. Sizin kendinizde göremediğiniz şeyleri görebilirler.

6- Bugün üniversiteler sadece diploma veren yerler olmaktan çıkıyor diye büyük bir zan var. Sence bu bölüm, bir insana diploma dışında hayatı ve dünyayı okuma adına gerçekte ne vaat ediyor?

Özkan Göral: Güzel bir soru. Artan fakülte sayıları maalesef genel olarak üniversitelerin niteliği noktasında soru işaretlerine sebep oldu. Hukuk fakülteleri de bundan nasibini aldı. Fakat öğrenci bölümü doğru değerlendirirse, hukuk insana çok farklı ve derin bakış açıları kazandırır.

Burada okuduğun şehrin ve üniversitenin etkisi elbette büyük; ancak asıl mesele kişinin kendisinde bitiyor. Hukuk öğrencisi gündeme, olaylara ve en önemlisi okumaya meraklı olmalı. Aksi takdirde bölümden beklentilerini tam anlamıyla karşılayamaz.

Yusuf Âdem: Üniversite diploma veriyor doğru ama aynı zamanda diplomayı nasıl kullanacağını da öğretiyor. Veyahut diplomanı kullanmadan da (genel olarak) mimarların yapabileceği işler olduğunu gösteriyor.  

Hayat ve dünya açısından bakarsak farklı farklı insanlar ve fikirlerini öğreniyorsun. Kendi doğruların ve fikirlerin doğrultusunda onları yorumluyorsun. Güzel olanı alıp kötü olanları bırakıyorsun. Bazen onlarda sizden bir şeyler kapıyor, bazen de eleştiriyorlar.

7- Mezuniyet sonrası için kafandaki hayal nedir? “Ben bu mesleği şu niyetle ve şu heyecanla yapacağım” dediğin durak neresi?

Özkan Göral: Okurken kafamda git-geller oldu. Başlarda sadece avukatlık düşünürken, sonradan hakimlik ve savcılık fikri de cazip gelmeye başladı. Ancak avukatlık mesleğinin bağımsız yapısı, kendi işini yönetme imkânı ve fıtraten bana daha uygun olan serbestiyeti nedeniyle bu mesleğe yöneldim. Şu anki hedefim HMGS’yi geçip stajımı tamamladıktan sonra avukatlık mesleğini icra etmek.

Avukatlığa tam anlamıyla karar verdiğim an ise Av. Hakan Özlen ağabeyimin yanında yaptığım staj sırasındaki bir tecrübem oldu. Bir CMK dosyası için adliyeye gittiğimizde oradaki avukatları ve işleyişi bizzat gözlemledim. O gün avukatlık, hakimlik ve savcılığa kıyasla bana çok daha yakın geldi.

Yusuf Âdem: İlk hedefim okulu kazasız belasız okulu bitirmek, sonrası içinse bir mimar olarak kendi zevk ve düşüncelerime göre değil de kullanıcı odaklı mekanlar tasarlamak. İnsanların rahat hissettiği içinde bulunmaktan zevk aldığı mekanlar tasarlamak istiyorum. Cami, spor salonu, konut, restoran vs. hiç fark etmez. Tabi Nurcu bir mimar olarak bir hayalim de Medresetüzzehra’nın kampüs tasarımını yapmak. Bir kampüs de Nurs köyünde olursa daha iyi olur.

8- Okuduğun şehri ilk kez gördüğün anı hatırlıyor musun? İlk seyrinle, orada yaşamaya başladıktan sonraki hislerin arasında nasıl bir değişim oldu?

Özkan Göral: İstanbul’da okudum. Tercih yaparken maddi ve manevi açıdan beni düşündüren tarafları olmuştu. Ancak üniversite eğitiminin insanın yaşadığı şehirden farklı bir yerde alınması gerektiğine inandığımdan İstanbul’u tercih ettim.

İstanbul’a ilk gittiğimde karşılaştığım atmosfer hiç bilmediğim bir dünya gibiydi. İstanbul her haliyle bambaşka bir şehir. Benim için adeta ikinci bir üniversite oldu dersem abartmış olmam. Ekonomik açıdan öğrenciler için zorlayıcı bir şehir gibi görünse de burs ve öğrenci indirimleri gibi pek çok imkân mevcut. Dolayısıyla sırf ekonomik kaygılarla İstanbul seçeneği elenmemeli.

Öte yandan İstanbul, sunduğu imkanlar bakımından diğer şehirlerle kıyaslanamaz. Sosyal bir yapınız varsa hiçbir gününüz boş geçmiyor; sürekli bir seminer, kongre veya kültürel etkinliğin içinde olabiliyorsunuz. İstanbul’u düşünen arkadaşlar hiç tereddüt etmeden tercih edebilirler.

Yusuf Âdem: İlk kez lise de yazın gelmiştim. Kalabalıktan, sıcaktan ve nemden illallah etmiştim. Buraya bir daha gelmeyeceğim dedim, ayrılırken. Bu röportajı da İstanbul’dan ayrıldığım durakta yapıyoruz. Tevafuğun böylesi. Büyük lokma ye, büyük konuşma demişler. 

Şimdi de çok bir değişiklik olmadı aslında. Fırsatını bulsam başka bir yerde çalışmaya giderim. Okula git gel 2 saatim gidiyor ki bu ortalama bir süre İstanbul şartlarında. 

9- Sence bu şehir, sana mesleki eğitiminin dışında karakter ve dünya görüşü anlamında ne kattı?

Özkan Göral: Tabii ki çok şey kattı. Her profil ve kültürden insanın bir arada yaşadığı, temposu hiç düşmeyen bir şehirde ister istemez hayatı daha hızlı öğreniyorsunuz. Her gün yeni bir tecrübe ediniyor, dünyaya farklı pencerelerden bakmaya başlıyorsunuz. Bu sorunun yanıtı aslında anlatılmaktan ziyade yaşayarak anlaşılabilecek bir şey; klasik deyimle: Anlatılmaz, yaşanır. :)

Yusuf Âdem: İnsan ilişkilerinde master yaptığımı söyleyebilirim. İstanbul’da olduğunuzda sadece buradaki insanlarla değil; Türkiye ve hatta dünyanın birçok yerinden insanla muhatap oluyorsunuz. Ayrıca bir sürü işiniz oluyor ve zaman kısıtlı. Dolayısıyla disiplin denen şeyin önemini fark ediyorsunuz. Planlı ve programlı bir hayatınız olması lazım ki rahat edesiniz. Öbür türlü her şey karman çorman oluyor.

Dünya görüşü yönünden anladığım en önemli şeyse İstanbullulara göre Türkiye İstanbul'dan ibaret. Bir İstanbul bir de yurt dışı var. Türkiye’nin diğer şehirleri ve vatandaşları onlar için çalışıyor veya farklı bir ülkede yaşıyorlar gibi düşünüyorlar bence.

10- Büyükşehirlerin karmaşıklığından uzak bir yerde okumak (veya tam tersi, büyük bir şehrin gürültüsünde okumaya çalışmak) öğrenci hayatını nasıl etkiliyor? Burada en çok zorlandığın ve en çok huzur bulduğun yer ve zaman neresi?

Özkan Göral: Bu durum tamamen kişisel tercihlere bağlı. Ben hareketli ve büyük şehirleri sevdiğim için İstanbul dönemi benim açımdan harika geçti. Ancak bazen o kargaşanın içinde kaybolup gittiğiniz, zamanın nasıl aktığını anlayamadığınız anlar oluyor.

Böyle anlarda kendinizi bir sahil kenarına attığınızda, bütün o kargaşanın yorgunluğu bir anda sıfırlanıyor ve o kargaşaya tekrar dönüyorsunuz. Bir süre sonra bu tempo sizde bir ülfet haline geliyor ve o kargaşayı hissetmemeye başlıyorsunuz. Büyükşehir hayatını diğer şehirlerden ayıran en belirgin özellik bu sanırım.

Yusuf Âdem: Bir kere İstanbul’da oluyorsanız fiziksel ruhsal ve maddi yönden rahat bir hayatınız olmayacaktır büyük ihtimalle. Fakat eğer girişken çalışkansanız biraz da burs olsun da nerden olursa olsun kafasındaysanız sıkıntılarınız gidebilir. Sürekli bir gürültü ve koşuşturmaca var şehirde. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Metroya koşan, merdivenleri koşarak çıkan, dolu yolda makas yapmaya çalışan insanları çokça görebilirsiniz. Huzur bulacak bir yer ve zaman arıyorsanız genelde hafta içi akşamları özellikle kış ve ilkbaharda havanın soğuk olduğu günlerde tarihi camiler ve mahallerde (Sultan Ahmet, Bayezid, Üsküdar, Kuzguncuk vs.) kafa dinleyebilirsiniz. Yerli ve yabancı turistlerin olmadığı zamanlar oluyor genelde. 

11- "Kesinlikle bu şehirde okumalısınız" ya da "Şehir seçerken sakın bu hataya düşmeyin" dediğin bir tecrüben var mı? Adaylara üniversite şehri seçerken ne tavsiye edersin?

Özkan Göral: Öncelikle imkânı olan herkesin kendi yaşadığı şehrin dışına çıkmasını kesinlikle tavsiye ederim; bu tecrübe insana çok şey katıyor. Ayrıca sokakları denize çıkan iller listenizde öncelikli olsun derim.

Kampüs imkanları adayları çok fazla yanıltmasın. Özellikle hukuk fakültesinde devam zorunluluğu pek olmadığı için (veya esnek olduğu için) zamanınızın çoğu kampüs içinde değil, şehrin kendisinde geçiyor. Örneğin bizim kampüsümüz konumu itibarıyla Kadıköy ve Üsküdar’a çok yakındı ve aslında bizim için kampüs burasıydı. Bu yüzden akademik kalitesi iyiyse, kampüsten ziyade şehrin sunduğu imkanlara odaklanmak daha doğru bir yaklaşım.

Yusuf Âdem: Üniversitenin adı var diye eğitimi de iyi olacak diye bir yanılgı var bence. Tabi belli bölümler açısından doğru olabilir lakin bence özellikle devlet üniversitelerinde hocalar eğitim ve müfredat konusunda biraz gerideler, modern zamana ayak uyduramıyorlar. Özel sektörle iç içe olan birçok devlet ve vakıf üniversitesi mevcut. Bölüm tercihlerinizde bunları da göz önünde bulundurabilirsiniz.

Bölüm ve üniversiteyi seçerken şehrin genel yapısı, Ulaşım olanakları ve kültürüne dikkat etmek gerekiyor. Akşam oldu mu evime gidip yatarım kafasındaysanız küçük şehirler daha avantajlı oluyor. Zîrâ Kışın 17.30 da biten dersinizin üstüne otobüsü bekleyip en az 1 saat de yolculuğu eklerseniz, saat oluyor 18.30-19.00. Tam yatsı vakitleri. Bu saatte hava çoktan kararmış oluyor. Aktivite yapacak ne zaman ne de güç kalıyor doğrusu.

12- Son olarak söylemek veya anekdot düşmek istediğin bir husus var mı?

Özkan Göral: Son olarak şunları söylemek istiyorum; hukuk bence son derece ehemmiyetli bir meslek, zîrâ dört yılın sonunda artık siz bir hukukçu oluyorsunuz. Hukukçu bence Allah’ın “Adl” (adil, adaletle hükmeden) isminin tecellisine vesile olan kimseyi ifade eder ki bu yönüyle Hukuk mesleğine bakılmasını tavsiye ederim. 

İş imkânları bakımından ise hukuk çok geniş bir alan. Yani sadece Avukatlık, Savcılıktan ve Hakimlik’ten ibaret değil. Kamuda da birçok iş imkânı var. Özellikle kontenjanların ciddi anlamda düşürülmesi HMGS sınavının getirilmesi meslek piyasasını da zamanla rahatlatacak ve nefes aldıracak. Kısaca bugün hukuk fakültesine giren bir öğrenci mezun olduğunda şu an ki mevcut durumdan daha iyi bir durumla karşılaşacaktır. 

HMGS içinse kısaca şunları söyleyerek sözlerimi bitireyim; HMGS ile beraber artık mezun olup doğrudan Avukatlık stajına başlamak ve Hakimlik-Savcılık sınavlarına yönelemiyorsunuz, öncelikle HMGS sınavından 70 puan alınması gerekiyor. Sınav fakültede okuduğumuz 20 dersi kapsayan ve birazda zor bir sınav açıkçası. Ancak asla hukuk tercih etmede bir engel olarak görülmemeli. Birkaç aylık bir çalışma ile her hukuk fakültesi mezununun geçebileceği bir sınav. 

Geleceğin hukukçularına ve tüm tercih yapacak arkadaşlara başarılar dilerim!

Yusuf Âdem: Tercih yaparken rahat olun. Okuyun bir sene görün bölümü nedir ne değildir diye, sevmezseniz yatay geçiş, merkezi yerleştirme birsiyle başka bölüme geçersiniz.

İlk senede yerleşmek zorunda da değilsiniz. Mezuna kalmak öyle utanılacak bir şey değil. 1 sene daha çalışıp gireceğiniz bölüm önünüzdeki belki de 50 yıllık hayatınızı şekillendirecek.

İlla Üniversite okumak zorunda da değilsiniz.  Eğer kabiliyetiniz varsa sürüsüyle meslek var, illaki birisi size uyar. Ama mümkünse okuyun çünkü üniversitede normal hayatta yaşayamayacağımız birçok şey var.

Okunma Sayısı: 245
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı