Ahmet Aygün/ Karabük Üniversitesi- Tıp - Ahmet Kıraç/ Kütahya Dumlupınar Üniversitesi- Endüstri Mühendisliği
YKS’de doğru tercih, doğru üniversite, doğru meslek
Öğrenci Röportajları - 1
Öğrenci röportajları - 2
Akademisyen Röportajları - 1
Akademisyen Röportajları - 2
1- Kendini kısaca tanıtır mısın? Hangi üniversitede, kaçıncı sınıftasın ve sınava yeniden girmiş olsaydın bu bölümü yeniden seçer miydin?
Ben Ahmet Aygün. Düzce’de doğup büyüdüm. Şu an Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 2. sınıftayım. Şu an tercih yapacak olsaydım yine bu bölümü seçerdim. Çünkü hem benim fıtratıma uygun hem de Türkiye’deki en cazip bölümlerden birisi.
Ahmet Kıraç: Gebze'de yaşamaktayım. Anadolu lisesinden mezunum. Aslen Konyalıyım ama doğma büyüme Gebzeliyim.
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 4. sınıfa geçtim. Sınava yeniden girmiş olsam seçmezdim. Zor olduğunu düşünüyorum.
2- Tercih sonuçlarının açıklandığı günü ya da anı hatırlıyor musun? Ekranı gördüğünde ilk ne hissettin; başardım diyerek büyük bir huzur mu, yoksa nasıl bir dönem olacak diyerek içine düşen tereddüt mü?
Ahmet Aygün: Tercih sonuçları açıklandığında beklediğim gibi gelmemişti. Ekrana zor bir sekilde bakmıştım. Düzce Tıp istiyordum ama tam sınırdaydı. Nitekim sıralamalar geriye de çektiğinden Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesine yerleştim.
Ahmet Kıraç: Hatırlıyorum, ilk gördüğümde az da olsa rahatlamıştım. Kazandığım için mutlu olsam da yeni bir şehir yeni bir okul hayatı olacağı için biraz da nasıl olacak diye düşüncelere dalmıştım.
3- Dışarıdan bakıldığında bu bölümle ilgili bilinen en büyük zan veya klişe nedir? Bu bölüme girdiğinde seni en çok şaşırtan şey ne oldu?
Ahmet Aygün: Tıp Fakültesi öğrencisinin çok çalışkan olduğu klişesi yaygındır. Lakin sınıfın neredeyse yarısı sınavlara son 1-2 hafta kala ders çalışmaya başlıyordu. Bu durum bana şaşırtıcı gelmişti.
Ahmet Kıraç: Şaşırtan bir şey olmadı. Normal geldi. Dışardan bakıldığında iş kapsamının karışık olduğunu düşünmeleri yani ne yaptığı belli olmayan bir şey olarak görmeleri en büyük zan bence.
4- "Bu dersi neden görüyoruz ki?" dediğin, ama sonradan bakış açını değiştiren ders oldu mu, olduysa o ders neydi?
Ahmet Aygün: Aldığım dersler arasında ilk başta biyokimya anlamsız geliyordu. Ama sonradan ilaçların çalışma mekanizmasının kimyasız olmayacağını anladım.
Ahmet Kıraç: İstatistik dersi çok da gerekli değil diyordum. Ama çok gerekli olduğunu gördüm. Tarih dersine de “Neden görüyoruz ki?” demiştim. Hala diyorum.
5- Tercih döneminde herkesin bir fikri olması hasebiyle: (Aileler, eş-dost, akrabalar...) Sen bu fikir meclisinde kendi ruhunun sesini nasıl duydun? Bu bölümü seçerken seni en çok cesaretlendiren şey neydi?
Ahmet Aygün: Tıp Fakültesini tercihi ederken bir sıkıntı yaşamadım. Ama üniversite seçerken dershanemizin olduğu bir yer olması tercih sebebimdi. Karabük bu nedenle tercihlerimin arasındaydı.
Ahmet Kıraç: Amacım üniversite okumaktı bana uyabilecek bir bölüm olsun istedim mühendislik yetiyordu. Ve bilgisayar yazılım ve endüstri arasında seçim yaptım hepsini yazdım endüstri çıktı. Kendi ruhumun sesini duymadım maalesef.
6- Bugün üniversiteler sadece diploma veren yerler olmaktan çıkıyor diye büyük bir zan var. Sence bu bölüm, bir insana diploma dışında hayatı ve dünyayı okuma adına gerçekte ne vaat ediyor?
Ahmet Aygün: Tip ilmi, Allah’ın sanatını yakından inceleme fırsatı sunuyor. Üstad Bediüzzaman’ın da dediği gibi insanı büyütsen kâinat, kâinatı küçültsen insan olur. Bu açıdan çok büyük artıları var.
Ahmet Kıraç: Üniversite diploma veriyor evet. Ama bunun dışına bir şey verme noktasında değerlendirirsek genel olarak katılamam. Genel dememin sebebi, üniversite diplomanın ötesinde üniversiteli öğrencilere bir şey katma hususunda adım atsa da iş hayatımız, dünyayı okuma konusunda hocalar, üniversiteye ile uyumlular veya uyumlu değiller. Kendi üniversitemi göz önüne alarak evet, dış dünyaya hazırlama konusunda hocaların bir kısmı uyum içindeler. Gerçekten dış dünyaya hazırlıyorlar. Ama yine de hocaların çoğu bu konuda bir yarar sağlamıyor.
7- Mezuniyet sonrası için kafandaki hayal nedir? "Ben bu mesleği şu niyetle ve şu heyecanla yapacağım" dediğin durak neresi?
Ahmet Aygün: Mezuniyet sonrası klinik alanında uzmanlık yapmayı düşünüyorum. Bir Müslümanın bakış açısıyla ve şefkatiyle insanlara yaklaşmak istiyorum. Tıp ilmine de bir şeyler katmak isterim. Nitekim bu da bir sadakayı cariyedir.
Ahmet Kıraç: Güzel bir iş sahibi olmak. Mesleğimin gerektirdiği neyse onun en iyisini çalıştığım yer neresiyse hakkını sonuna kadar vermek ve aldığım parayı hak etmek.
8- Okuduğun şehri ilk kez gördüğün anı hatırlıyor musun? İlk seyrinle, orada yaşamaya başladıktan sonraki hislerin arasında nasıl bir değişim oldu?
Ahmet Aygün: Ben zaten büyükşehirde yaşamadım. Karabük’e ilk defa gittiğimde evden ayrılmış olmanın ve yeni yaşayacağın yere adapte olmanın getirdiği tarifi zor duygular vardı.
Ahmet Kıraç: İlk gördüğümde güzel gözüktü gözüme yaşamaya başladım ve zamanla daha çok hoşuma gitti.
9- Sence bu şehir, sana mesleki eğitiminin dışında karakter ve dünya görüşü anlamında ne kattı?
Ahmet Aygün: İlk olarak Karabük’te yabancı öğrencilerin hem sayı hem çeşitli ülkelerden gelmeleri bakımından fazla olması bana evrenselliği öğretti. İkincisi ise okuduğum bölüm de Arap kardeşlerimle teşrik-i mesaimiz ittihad-ı Muhammediyi bana daha da hissettirdi.
Ahmet Kıraç: Ciddi bir şey kattığını düşünmüyorum.
10- Büyükşehirlerin karmaşıklığından uzak bir yerde okumak veya tam tersi, büyük bir şehrin gürültüsünde okumaya çalışmak öğrenci hayatını nasıl etkiliyor? Burada en çok zorlandığın ve en çok huzur bulduğun yer ve zaman neresi?
Ahmet Aygün: Karabük küçük bir Anadolu şehri biraz bunu göz önünde bulundurmak lazım. Şehir seçerken bana kalırsa yakınlık önemli. Ben istediğimde uzun yolculuklar yapmadan zahmet çekmeksizin direkt memleketime gidebiliyorum.
Büyükşehir olmadığı için yapabileceğim şeyler çok daha kısıtlı oluyor. Hep belli daha sakin bir öğrencilik oluyor. Aslında bu durum derslerime daha çok odaklanmamda da yardımcı olabiliyor.
Ahmet Kıraç: Kütahya, doğup büyüdüğüm Gebze’ye kıyasla bana göre küçük ve sakin bir şehir. Futbol stadında yürüyüş yapmak çok huzur verici ve hemen yanında istediğiniz zaman girebileceğiniz büyük bir halı saha olması bence mükemmel bir şey. Çarşıya gittiğinizde yürüme mesafesinde birçok şey bulunabiliyor. Bu yönlerden iyi, tavsiye ederim. Tek kötü yanı otobüslerin çok kalabalık olması.
11- Kesinlikle bu şehirde okumalısınız, şehir seçerken sakın bu hataya düşmeyin, dediğin bir tecrüben var mı? Adaylara bu şehri veya üniversite şehirlerini seçerken ne tavsiye edersin?
Ahmet Aygün: Öyle bir tecrübem yok. Şehir seçerken bence ilk önce büyükşehir mi diye bakılabilir. Sonra ise yasadığın yere uzaklığı, şehrin kültürü olabilir. Eğer kültürü farklı ise adapte olmakta zorlanılabilir. Eğer dershanede kalabilirim derseniz de oradaki cemaat da çok mühim.
Ahmet Kıraç: Ben kesinlikle tavsiye ederim. Kampüs çok büyük çok güzel. Kütüphane çok zengin içerikli. Her üniversitede bunu bulamazsınız.
12- Son olarak söylemek veya anekdot düşmek istediğin bir husus var mı?
Ahmet Aygün: Bölüm seçerken zevklerinize ve yeteneklerinize dikkat etmek lazım ama şehir seçmek de çok önemli. Eğer o şehre alışamazsanız her zaman oradan kaçmaya çalışabilirsiniz.
Ahmet Kıraç: Röportaj için teşekkür ederim. İnşallah tercih süreci tüm adaylar için hayırlı bir şekilde sonuçlanır.