"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Akademisyen Röportajları - 1

05 Ağustos 2026, Çarşamba 14:33
Sınav maratonu sona erdi. Bir yıl boyunca hayallerindeki üniversiteye yerleşebilmek için emek veren öğrenciler, şimdi tercih döneminin heyecanını yaşıyor. Tercih sürecinde karar verirken öğrencilerin ve ailelerin dikkat etmesi gereken hususları alanında uzman isimlerden Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olarak görev yapmakta olan Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç ile konuştuk.

YKS’de doğru tercih, doğru üniversite, doğru meslek

Öğrenci Röportajları - 1

Öğrenci röportajları - 2

Akademisyen Röportajları - 1

Akademisyen Röportajları - 2

Üniversite ve meslek seçerken iş garantisi ve popülerlik mi dikkate alınmalıdır, yoksa fıtrat ve karakterin hangi mesleğe yatkın olduğu mu dikkate alınmalıdır? 

- Öncelikle fıtrattan ne anlıyoruz o önemli. 

- Fıtratı keskin ve mutlak sınırlı bir karakter olarak algılamak doğru olmaz. Fıtrat bir potansiyeldir. Her insanda hemen hemen çoğu meslek için -az da olsa- potansiyel vardır. Örneğin her insan az da olsa ata binebilir veya marangozluk yapabilir. Bu potansiyel, üstüne düştükçe açığa çıkacaktır. İnsan zamanla yaptığı ve başardığı şeyi sever. Ki günümüzde artık mesleklerin sınırı da o kadar keskin değil. Bazı gelişmeler ile bazı mesleklerin içerikleri değişebilir. İnsan başladığı işle hayat boyu devam etmeyebilir. Ve “bu benim karakterim, fıtratım” sanılan anlık heves ve heyecanlar da hayat boyu devam etmeyebilir. Bundan dolayı “Fıtratımdan dolayı mutlaka şu işi yapmalıyım.” gibi bir mantık doğru değildir. Bu işin sonucunda ben iş yapacağım düşüncesi olmalıdır, maişet hususunu da dikkate almalıdır. 

Karakter ve fıtratına uygun olan istediği bölümü tercih edecekken, iş bulma tereddüdüne girenlere ne tavsiye edersiniz? 

- “Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası: Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası!” demiş Mehmet Akif. Yani anlık heyecanlar ile maişetten uzak düşmemek lazım. Maişeti hesaba katmak lazım. Ben bu bölümü bitirince ne yapacağım diye hesap etmeli. Bana bu bölüm ne kazandıracak gibi düşünceler içinde olmalı. “Polyannacılık” oynamaya gerek yok. 

Gençlerimiz seçecekleri mesleklerde hangi temel insanî ve akademik becerilerle donanmalılar ki mezuniyet sonrasında hüsrana uğramasınlar? 

- Evvelâ seçmiş olduğu mesleği hayatın içinde düşünmeli, çünkü yarın öbür gün bizzat yaşayacak. Ve insanlarla iletişim mecburiyetinde olacak. Bu iletişimin temelinde sevgi, hoşgörü, beraber iş yapabilme, meşveret mantığı gibi sosyal beceriler bulunmalı. Ve bu beceriler üniversite okurken kazanılmalı. Mesleğe çıktığında kuru akademik bilgiden ziyade sosyal beceriler ile donanmış olmalı. Bu becerileri edinmek için kitap okumalı, dil öğrenmeli, “peşin hükümcü” zihniyetten kaçınmalı. Yani farklı fikir ve kültürden her insanla az da olsa konuşabilmeli. “O şuralı, bu böyle düşünüyor, bu şucu...” gibi peşin hükümler ile yaşayan insan, farklı görüşlere açık olmaz. Bu da sosyal bir problemdir. Okulda bunlar ders verilmiyor. Bunları birey kendi çabası ile ne yapıp edip edinmeli. Velhâsıl, teoriği pratiğe dökmelidir. Mesleğin kuru bilgiden ibaret değil hayatın içinden olduğunu kavramalıdır. Buna göre de tedbir almalıdır. 

Ailelere bu süreçte düşen ideal rehberlik ve şefkat rolü nasıl olmalıdır? 

- İlk önce üniversite adayı, kendi zihninde bir muhasebe yapmalı. Aldığı puana bakıp “Bu puan ben miyim? Değil miyim” diye düşünmeli. 

- Yani yeniden mi hazırlanayım yoksa bu puanla tercih mi yapayım diye önce öğrenci kendini bir tartması lazım. Bu konuda bir kanaat edinince, kanaatini de özgürce ailesine söyleyebilmeli. Burası çok önemli. Ailesi ile yaptığı meşverete de saygı duyması lazım. 

- Bir diğer husus: aile üyeleri, meşveret ederken adaya meslek dayatması yapmaması lazım. Meslek tanıtımı yapabilir, beraber araştırılabilir, veriler üzerinden beraber istişare yapılabilir. Ama hevesler üzerinden dayatma olmamalıdır. Zîrâ o heves edip dayatılan meslek genelde anlık popülerdir. Günümüzde popüler meslekler çok dinamik. Her an liste değişebiliyor. 

- Aile ile yapılan istişare ile beraber karar verilmelidir. 

- Şehir tercih ederken de yapılacak mesleğin iş alanları düşünülmeli. Örneğin sanayi ile ilgili bir meslek ise sanayi merkezlerine yakın şehirleri tercih etmek mantıklı olacaktır. Ama şehir tercihi çok öncelikli bir mevzu da değil. Zira artık dünya küçük bir köy gibi oldu. Her şehirde hemen hemen her şey var. Bu tercihlerde ekonomi boyutunu da gözetmek lazımdır. Hedeflenen şehirde temel ihtiyaçları karşılama masrafları hesap edilmeli, istişare ile karar verilmelidir. 

Hocam, günümüzde âdeta “herkes üniversite okumalı” şeklinde dayatılan genel bir algı var.

Bunun neticesinde istihdam karşılığı olmayan birçok bölüm açıldığını ve milyonlarca üniversiteli işsiz ordusu oluştuğunu görüyoruz. Eğitimin duayen bir ismi olarak, sırf ‘diploma sahibi olmak’ adına üniversite okuma furyasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce herkes gerçekten üniversite sıralarından geçmeli mi, yoksa gençlerimizi kabiliyetlerine göre erken yaşta mesleki eğitime ve üretime yönlendirmek daha mı sağlıklı olur? 

- Baştan şunu ifade edeyim ki üniversite okumak kıymetli. Üniversite sadece diploma ve meslek edinmek için okunmaz. Entelektüel düşünme sistemi geliştirmek, sosyal beceri katmak gibi çok yönlü bir mesele. Tabiî herkes üniversite okusun diyemeyiz ama kültürel zenginlik ve geniş çaplı düşünme artıları katar üniversite hayatı. 

- Bâzı kişiler aile, çevre, ekonomik durum gibi etkenlerle üniversite okumayı düşünmeyebilir. Örneğin aile şirketi vardır, tüccarlardır. O mesleği devam ettirmek istiyor olabilir. Ama üniversite okuması buna engel değil. En azından açıktan da olsa bir üniversite bitirmek faydalı olur diye düşünüyorum. Okuyup yeni bilgiler edinmek kişiyi zinde tutar, geliştirir. Belki örnekteki o tüccar kişi işletme okur, öğrendiği bilgileri mesleğine katar, daha verimli iş yapar. Tabiî yine ifade edelim ki “herkes okuyacak” gibi bir dayatma yapamayız. Ama imkânı olanlara okumalarını tavsiye ederiz.

Sizce gelecekte hangi meslekler demode olur, hangileri revaç bulur? 

- Meslekleri ikiye ayırabiliriz: İnsan ilişkilerine dayanan ve dayanmayan meslekler. 

- İnsan ilişkilerine dayanan meslekler içerik değiştirir ama yok olmaz. Örneğin öğretmenlik. Bu meslekteki içeriği teknoloji geliştirebilir ama insanı devre dışı bırakamaz. 

- Ama insan ilişkisine ihtiyaç duyulmayan, makinelerin yapabildiği işler çok daha hızlı değişir. Örneğin kalem yerine matbaa gelmesi. Bu türlü değişiklikler ise başka meslekler doğurur. Bundan dolayı kişiler başladığı meslekle devam etmeyebilir. Binaenaleyh bu tarz meslekleri seçen/seçecek olan kişi kendini yan mesleklere hazır tutmalıdır. Bu mesleklerde değişim olacaktır. Ben buna ayak uydurabilecek miyim diye kişi kendine sormalı, tedbir almalı. “Ben mezun oldum. Bu bilgilerle hayat boyu devam edeceğim gibi mutlak düşünüp öğrenme alıcılarını kapatmamalı”. Gelişimi her an takip etmelidir. 

- “Hayat boyu öğrenme” kavramını yaşaması lazımdır.

Okunma Sayısı: 1182
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı