"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Posof Çayı bölgeyi Şenlendirmiş

24 Ağustos 2021, Salı 10:46
Ardahan’ın iklim bakımından en şanslı ilçesi Posof. Posof, bir kasaba değil, rengârenk bir vadidir, ışık yatağıdır. Kol Kalesi’yle aynı adı taşıyan Kol Köyü’nün yanında doğan Posof Çayı, Gürcistan’ı geçip Hazar Denizi’ne giderken, bölgeyi yıkayıp arındırıyor, vadileri ışıtıyor.

Ardahan Notları - 2
GEZİ: TARIK ÜNAL
UZAKTAKİ YAKIN ŞEHRİMİZ: ARDAHAN

Önceki bölümü okumak için tıklayınız:

 

***

ARDAHAN’DA ULAŞIM

Ardahan ilinde ulaşım genel olarak kara yolu ile sağlanmaktadır. İlde hava yolu ulaşımı ve demir yolu ulaşımı bulunmamaktadır. İlin ortalama yükseltisinin fazla olması diğer iller ile arasında yer yer sıradağların bulunması ulaşımın geçitler vasıtası ile yapılmasına sebep olmuştur.

Ardahan’da ulaşımı sağlayan başlıca geçitler şunlardır:

Ardahan —Posof Türkgözü Sınır Kapısı — Ilgar Geçidi 2.550 m.

Ardahan –Şavşat— Çam (Sahara) Geçidi 2470 m.

Ardahan – Ardanuç— Bülbülen Geçidi 2581 m.

Ardahan – Göle — Cankurtaran Geçidi 2150 m.

Ardahan – Kars — Sakaltutan Geçidi 2212 m.

Çıldır – Aktaş Sınır Kapısı – Mozeret Geçidi 2159 m.

Ulaşımın geçitlerle sağlanması kara yolu ulaşımında çeşitli problemlere yol açmaktadır. Özellikle kış aylarının sert geçmesi ve yaşanan tipi olayları göz önüne alındığında ulaşımda zaman zaman kopmalar meydana gelmektedir, bu da başta ticaret olmak üzere çeşitli ekonomik faaliyetlere zarar vermektedir.

ARDAHAN’DAN KAZ GETİR

Dünyada birçok ülkenin mutfağında çeşitli şekillerde yer alan kaz eti ülkemizde genellikle Kars ve Ardahan yörelerinde bulgur pilavı ile pişirilerek servis edilir.

İlkbahar aylarından sonbahar aylarına kadar bakımı gerçekleştirilen, kuluçkaya yatırılan kazlar kış mevsiminin ilk aylarında etleri yenmek üzere hazırlanır. Tuz ile ovularak saklanan kaz eti oldukça lezzetli ve faydalı bir ettir. Lezzetinin yanında içinde bulundurduğu vitamin ve mineraller ile insanlar için çok yararlı bir besin kaynağıdır.

Ardahan denilince kaz akla gelir. Kaz, iri ve beyaz veya boz tüylü, ayakları perdeli kuş türleridir. Erkek ve dişisi aynı büyüklüktedir. Genellikle kuğulardan küçük, ördekten büyüktür. Beslenme şekli kuğu ve ördeklerden farklıdır. Genellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunur. Özellikle Kars ve Ardahan illerinde yetiştirilir. Lezzeti ve onunla yapılan yemekler ilimizde meşhurdur. Başlıca besinleri otlardır. Fakat böcek, yumuşakça ve küçük omurgalıları yiyen türleri de vardır. Hızlı bir yüzücü olmamasına rağmen suda rahatça yüzer, daldığında uzun zaman su altında kalabilir. Gagaları ile kanatlarını düşmanlarına karşı silâh olarak kullanır. Kanatları uzun, uçlara doğru sivrilen yumuşak sık tüylerle örtülüdür.

Erkek ve dişi birbirine benzese de erkekler genellikle dişilerden iridir. Boyun bölümleri bütün türlerde gövdeden kısadır. Başlıca besinleri olan otları koparmaya uyarlanmış gagaları başa bağlandığı yerde genişler ve bazen kambur oluşturur. Erkek ve dişi kazlar uçarken ya da tehlike karşısında, kornayı andırır bir sesle ötüşür, kızdıkları zaman boyun tüylerini kabartırlar. Kazlar hayatları boyunca tek eşlidir. Yuvalarını bataklığın sığ sularında veya bir tümseğin üzerinde yaparlar. Kuluçkaya yatan kazların yumurtalarından bir ay (30-34 gün) sonra sarı tüylü yavrular çıkar. Yavrular 3-4 ay içinde uçmaya başlarlar. Yöre halkı kaz yavrularına “Çuçul’’ adını verir. Yöre halkı kaz yetiştiriciliğini et üretimi için yapmaktadırlar.

DAMAL’IN MEŞHUR BEBEĞİ

Damal’da bebek üretilmiyor. Bebekler giydiriliyor. Damal bebekleri 1990 yılından itibaren büyük ilgi görmeye başlıyor. Damal bebeği, İzmir’de katıldığı bir yarışmada birincilik almış. Aynı bebek 1996’da Japonya’daki bir yarışmada da el emeği kategorisinde birinci olmuş.

Evliya Çelebi, Hanak ilçesinin eski adı ‘Haçerek’ diyor; Ababay ise ‘Haçrek’. İlçe olmadan önceki adıysa Orta Hanak. Buranın coğrafyasını, asıl olarak Cin Dağı’nın doğusundaki Karakale’den bakınca seviyor insan. Hanak Çayı, Komer Köyü’nde doğuyor ve Cot Suyu’yla birleşinceye dek daracık yeşil vadilerden geçiyor.

Zamanı olan, Vel Köyü’nü güneye doğru aşıp bir de Sevimli Kalesi’nden bakmalı Hanak’a. Aşağıda, akarsu bir yarımada çiziyor. İnsan bir kayanın ucunda hem yalnız, hem güvenli bakıyor.

Damal ilçemiz ve yöresi Orta Asya’dan Avrupa’ya göç eden Türk boylarının geçiş güzergâhında bulunan bir yerleşim alanıdır. Yöre halkı “Türkmen” olup günümüze kadar kendi gelenek ve göreneklerini korumuşlardır. Buranın en önemli özelliklerinden biri yörede yaşayan kadınların Orta Asya Oğuz Türklerinin kıyafetlerini kullanmalarıdır. Bu kıyafetler üç etek, önlük, gömlek, şalvar, yelek, cepken, göğüslük, tor, fes, takye ve kolçak gibi parçalardan oluşur. Günümüzde de kullanılan bu kıyafetler giyenin yaşına, sosyal durumuna ve ekonomik gösterir. Meselâ bu kıyafetin bir parçası olan göğüslüğün koyu renkli kumaştan yapılanını yaşlı kadınlar ve dul kadınlar, tamamen boncuktan yapılanını ise genç kadınlar giyer. Genç kadın, gelin, evli kadın, çocuklu kadın, dul kadın, oğlu askere gitmiş kadın ve ninelerin başlarına taktıkları başlığın farklı özellikleri vardır. Yeni evli kadın en az beş entari, üç etek, bir yeleği bir arada giyer. Geçmişte yöre kadınları bu kıyafetlerin küçüklerini ağaçtan yapılan bebeklere giydirerek çocuklarına oyuncak yapmaktaydılar. Günümüzde bu giysiler plastik bebekler üzerine giydirilerek meraklılarına satılmaktadır. Bu giysiler iyi bir işçilik ve el emeği ile kumaş bezler üzerine boncuklarla işlenerek yapılmaktadır. Bu bebekler 1996 yılında Japonya’da düzenlenen “Yöresel Folklorik Bebekler” yarışmasında elemeği kategorisinde dünya birincisi olmuştur.

ANADOLUYA AÇILAN KAPI: POSOF

Kış aylarının yazdan çaldığı, Ardahan’ın iklim bakımından en şanslı ilçesi Posof. Şimdi, gökte delişmen bahar mavisi, yerde toprak içten içe cıvıldıyor. Posof, bir kasaba değil, rengârenk bir vadidir, ışık yatağıdır. Gürcülere, Selçuklulara ve Osmanlı’ya korumalık etmiş Kol Kalesi’yle aynı adı taşıyan Kol Köyü’nün yanında doğan Posof Çayı, Gürcistan’ı geçip Hazar Denizi’ne giderken, bölgeyi yıkayıp arındırıyor, vadileri ışıtıyor.

Bu özellikleriyle Posof arıcılığın merkezi sayılır. Arıcılık buranın tarihinde bakırcılık, bıçakçılık gibi başka zanaatlar kadar yer tutar. Bugün saf Kafkas arı ırkının mekânı olarak da Posof bilinir. Çünkü tabiat hem korunaklı hem de çok zengin. Ardahan bir zamanlar, başka illerin karşısında övünecek denli büyük ormanlara sahipmiş. Günümüzde ise ormanların azaldığını görüyoruz. Öyle ki Posof’tan yola çıkıp Ilgar Dağı’nı aşınca orman bitiyor. Damal’ın düz çayırları başlıyor, ağaçsız yamaçlar; geleneksel giysileriyle bezedikleri bebekleri kadar saf, çocuksu insanların toprağı başlıyor. Evliya Çelebi, eski adını ‘Bortekerek’ diye yazıyor buranın; Feridun Ababay, Kuzeydoğu Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası adlı çalışmasında ‘Pertekrek’ diye. 

Damal ilçesi, neredeyse bütün köyleriyle Alevî inancına bağlı. Burayı diğer yerlerden ayıran, giyimi kuşamı ve bütün bunu dünyanın çeşitli yerlerinde temsil eden bebekleridir.

ATLI ARABALARIYLA MEŞHUR ÇILDIR GÖLÜ

Çıldır’a gitmek için ara yollar var. Ama bir ilçeden ötekine araç bulmak her zaman mümkün değil. Olanlar da bazen gitmeyebiliyor. Kimi kaynaklarda adı Zurzuna’dır Çıldır’ın. Bulutlar güneşin kaynağını açtığında su boyları, çayırlar içten içe buğulanıyor. Çıldır bir eyalet adıdır geçmişte, büyük ve kapsayıcıdır; en önemli merkezi Ahıska’dır. Ama bugün küçük, elden ayaktan düşmüş bir kasaba.

Elbette bütün bu meşakkatin en görkemli ödülü, Van Gölü’nden sonra, doğunun en büyük ve gizemlisi Çıldır Gölü’dür. Ortasında 2 bin 200 metrekarelik bir ada şehir var. Akçakale Adası’nda eski çağlarda kimlerin yaşadığı iyi bilinmiyor. Bugün çeşitli kuş türlerinin yavrulayıp gittiği bir arkeolojik sit alanı. Su, etrafında yaşayan insanları etkiliyor. Çıldır, Ardahan coğrafyasının son derece sarp, yoksunluklarla dolu bir yeri. Ama bu suyun kenarında yaşayanlarda tuhaf, uhrevî bir enginlik var. Dönerken, Ardahan’ın akarsular, platolar ve kanyonlar bölgesi olduğunu ve bu yanının neredeyse keşfedilmediğini düşündüm. Ardahan’dan ayrılmadan bir gün önce, Ramazan Tabyası’ndan son kez baktım huş ağaçlarından sonra derinleşen Ardahan ormanına. Son kez baktım Kura Nehri’nin zor baharı söyleyen renklerine.

ARDAHAN’IN TARİHİ KİŞİSİ: 

Halit KARSIALAN (Deli Halit Paşa) (1883 - 14 Şubat 1925)

Aslen Ardahanlı olmamakla birlikte Ardahan’ın ilk milletvekili olması dolayısıyla Ardahan’a çok büyük katkıları olan Halit Paşa, 1883 yılında İstanbul’da doğmuştur. Harbiye’yi bitirdikten sonra (1903) ve Yemen’e gitmiş (1908) ve bundan sonraki bütün hayatı cephelerde geçmiştir. 1910 yılının Haziran ayında Trablusgarp Savaşı’na katılmış ve burada üç ay görev yapmıştır.

Trablusgarp’taki görevinin ardından Balkan Savaşı’na katılmış daha sonra Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Kafkasya Cephesi’nde görev almıştır. Görevi, Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar’a bırakılmış olan Kars, Ardahan ve Sarıkamış’ı geri almaktır. 

Dokuz günlük bir savaştan sonra 23 Aralık 1915 tarihinde Ardahan’a girmeyi başarmıştır.

Gümrü Antlaşması’ndan sonra kendisine Batı Cephesi’nde görev almıştır. Sakarya Meydan Muharebesi’ndeki görevi sırasında gösterdiği cesaretten ötürü “Deli” lâkabıyla anılmaya başlanmıştır.

-DEVAMI YARIN-

Okunma Sayısı: 1785
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı