"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İbrahim Özdabak 'Çizgilerin diliyle milliyetçilik' adlı sunumu gerçekleştirdi

07 Nisan 2019, Pazar 15:55
Gazetemiz karikatüristi ve Yazı İşleri Müdürü İbrahim Özdabak’ın “karikatürlerle milliyetçilik” konulu sunumu izleyenlerden büyük takdir toplarken, ekrana yansıtılan örnek karikatürlerle hafızılar tazelendi.

Özdabak konuşmasına şöyle başladı:

‘Muhterem davetliler ve sevgili gençler. Allah nasip etti, bir yıl aradan sonra yine buluştuk...

Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerini daha iyi anlamak için her yıl 23 Mart ve devam eden günlerde Risale-i Nur Enstitüsü tarafından tertiplenen Gençlik Kongresinin bu yılki konusu ülkemizin ve dünyanın gündemini bir hayli meşgul eden Milliyetçilik... 

“İslamiyet Milliyeti” başlığı altında bu konuyu çizgilerin de yardımıyla ifade etmeye çalışacağım. 

Cenab-ı Allah yüce kitabı Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyuruyor: Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanımanız için sizi milletlere, kabilelere böldük. Şüphesiz Allah Katında en şerefliniz, en takva sahibi olanınızdır.

Evet... Hâlıkımız bir, Mâlikimiz bir, Mâbudumuz bir, Râzıkımız bir—bir, bir, bine kadar bir, bir...

Peygamber Efendimiz (SAV) dünyada ilk insan hakları ile ilgili bir metin olan Veda Hutbesinde ashabına ve insanlığa şöyle sesleniyor:

"Ey insanlar! Rabb'iniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır.

Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en Kıymetli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır.

Evet... Hem Peygamberimiz bir, dinimiz bir, kıblemiz bir—bir, bir, yüze kadar bir, bir.

Bediüzzaman Said Nursi 600 yıllık Osmanlı devletinin son yıllarında dünyaya gelmiş, Padişahlık, Meşrutiyet ve Cumhuriyet görmüş çağımızın en büyük İslam Âlimidir. Telif ettiği Risale-i Nur Onun ilminin ve vazifeli oluşunun göstergesidir. Eski ve yeni Said diye adlandırdığı dönemlerinde tavizsiz ve kırıksız bir çizgiyle, Müslüman toplumların zaafa uğratılmış imanını kuvvetlendirmeye var gücüyle çalışmıştır. Milletleri bölen parçalayan, düşmanlarına küçük yem haline getiren her türlü cereyanın karşısında İslam’ın ter-ü taze fikirleriyle mukabele etmiştir.

“Milletimiz yalnız İslamiyet’tir” diyerek Din birliğinin üst kimlik olarak kullanılmasının, Müslümanların gelişip terakki etmesinde büyük rol oynayacağını bizlere ders vermektedir. 

Evet... Köyümüz bir, devletimiz bir, memleketimiz bir—ona kadar bir, bir.

Ayasofya fethin sembolüdür

Konuşmasında Ayasofya’ya da vurgu yapan Özdabak şöyle devam etti:

Aslolan fetih hayırların fethidir... Asıl fetih Bizans’ın köhne surlarında gedikler açmak değildir. Asıl fetih, Ulubatlı'nın göğsüne saplanan 30-40 düşman okuna aldırmayıp İslam sancağını burçlara dikmesidir... Asıl fetih gemilerin karadan yürütülmesi değil, Topkapı'dan şehre giren Fatih'in Bizans halkı tarafından güllerle karşılanmasıdır.  Asıl fetih Peygamber efendimiz müjdesine nail olmaktır. Asıl fetih kalpleri fethetmektir.

Bir de fethin sembolü var. Dünyanın her yerinde fetihler olmuştur ama hiç bir fethe sembol nasip olmamıştır. 

O sembolün adı Ayasofya'dır. Onun kubbeleri asırlardır sürecek Allah, Allah sadalarıyla dolacaktır

Hemen karşısında Sultanahmet Camii bütün zarafetiyle İstanbul siluetini süslemektedir. Sultan Birinci Ahmet, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'ya camiyi yaptırırken "Önce Ayasofya doldurun da sonra bu camiyi yapalım" dememiştir.

Ayasofya'ya tekrar Çan takma fikri Ehli Salibin takıntısı haline gelmişti. Osmanlı'nın ağır bir yenilgi aldığı 93 Harbinden sonra Ruslar, Yeşilköy'e kadar geldiklerinde gündemlerinde bu vardı. 

Birinci Dünya Savaşından sonra 1918 'de, 5 yıl süren İstanbul'un İngiliz işgali yıllarında bu gizli gündem devam etti. Ama İngilizler Ayasofya’ya yaklaştırılmadı bile. Gece gündüz askerlerimiz nöbet tuttu.

‘Savaşsanız bile nefreti yenmek için savaşın’

Konuşmasının sonunda gençlere tavsiyelerde bulunan Özdabak, sunumuna şöyle son verdi:

Ve gençler! Bu kongrenin ev sahipleri... Necisin, Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Bu dünyada işiniz nedir? Sualine cevap arayanlar...

Bu toprak, bu dünya herkesin ihtiyacını karşılayacak kadar bereketlidir...

Yürüdüğünüz cadde güzel, latif, nurani olabilir... Bu caddede herkese yer vardır...

Paylaştıkça, yardımlaştıkça büyüyen bir sevgi vardır. Bu yolu sakın sakın yitirmeyiniz

Yaşadığınız hayatı olağanüstü güzelliklere çevirecek bir güç var elinizde... Fıtratınızdaki bu gücü kullanın... İşte asıl mesele...

Savaşsanız bile nefreti yenmek için savaşın... Cehaleti ortadan kaldırmak için savaşın, Zaruretler ve ihtilafları yok etmek için çalışın. Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada İslam’ın sadası olacaktır..

Okunma Sayısı: 1216
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı