Mekke Anlaşması’nın bölgesel güvenliğe katkı sağlaması için mahiyetine ilişkin soru işaretlerinin giderilmesi ve bağımsız bir işbirliği zemininin güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Antlaşması, bölgede yeni bir güvenlik denklemine kapı aralarken, anlaşmanın mahiyeti ve geleceğine ilişkin bazı soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Anlaşmanın bağımsız bir bölgesel işbirliğine dönüşmesi için bu tereddütlerin giderilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Bölgesel güvenlik mi, yeni kutuplaşma mı?
Yazar Recep Karagöz, Medyascope’daki konu ile ilgili yazısında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile ilgili resmî açıklamalarda “İslâmî dayanışma”, “kolektif caydırıcılık”, “ortak güvenlik” ve “bölgesel istikrar” kavramlarının öne çıkarıldığını ifade etti.
Karagöz şunları söyledi: “Ne var ki savunma ittifaklarının gerçek karakterini kuruluş metinlerindeki kardeşlik ifadeleri değil, tehdit tanımları belirler. Kimin saldırgan, kimin korunmaya değer müttefik sayıldığı; hangi çatışmada harekete geçilip hangisinde sessiz kalındığı açıklığa kavuşmadan Mekke Anlaşması’nın bölgesel barışa mı, yoksa yeni bir kutuplaşmaya mı hizmet edeceği anlaşılamaz. Bu sebeple mesele, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın askerî güçlerini bir araya getirmesinden ibaret değildir. Tartışılması gereken, ortaya çıkan yapının bağımsız bir bölgesel güvenlik düzeni mi kuracağı, yoksa ABD’nin Ortadoğu’daki askerî yükünü bölge ülkelerine paylaştıran yeni bir mekanizmaya mı dönüşeceğidir.”
“Üç ülkenin farklı beklentileri var”
Karar yazarı İbrahim Kiras ise “‘İslâm NATO’su kuruluyor!’ Peki, hangi düşmana karşı?” başlıklı yazısında, “Dış politikanın her unsurunu iç politika malzemesi yapmak bizim son dönemdeki milli alışkanlığımız. Ama elbette Mekke’deki imzalar yalnızca iç politikada şov maksadıyla kullanılsın diye atılmış değil. Burada en önemli motivasyon ABD’nin artık dolduramadığı ve doldurmak istemediği bölgesel güvenlik boşluğuna karşı alternatif bir çözüm üretme gerekliliği gibi görülüyor. Ayrıca her ülkenin kendince özel beklentileri de var. Anlaşıldığı kadarıyla Suudi Arabistan bir yandan “İslam dünyasının lideri” görünme politikaları doğrultusunda, bir yandan da “daha bağımsız bir güvenlik mimarisi” arayışları çerçevesinde bu oluşuma ihtiyaç duyuyor. Türkiye açısından ise özellikle savunma yatırımları için finansal kaynak bulma imkanı öne çıkıyor” dedi.
İran: Endişe duymamız için sebep yok
İran’ın Ankara Büyükelçiliği, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Antlaşması’nın İran’a karşı bir adım olarak görülmediğini belirterek, üç ülkeyle güçlü dinî, tarihî ve kültürel bağlara sahip olduklarını vurguladı. Büyükelçilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’a yönelik olarak, bu anlaşmanın İran’a karşı olduğu yönünde endişe duymamız için hiçbir neden bulunmamaktadır. Zira bu üç ülkeyle derin dinî, tarihî ve medeniyet bağlarına sahibiz. Bu gelişme, bölge ülkelerinin ABD’nin ve bölge dışındaki bazı aktörlerin güvenlik sağlama iddialarına güvenemeyecekleri ve dayanamayacakları sonucuna vardıklarının önemli bir göstergesidir.”
Haber Merkezi