"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Musibetler İlâhî birer ihtar ve ikazdır

17 Ağustos 2016, Çarşamba 08:00
Umumî musibetlerle ilgili “İlâhî ikaz” yorumları yapıldığında “Kullarını rahmetiyle kucaklayan değil, gazabıyla ceza veren ve bunu yaparken masumları da işin içine katan bir Allah imajı veriliyor” gerekçesiyle karşı çıkanlar, aşağıdaki satırları mutlaka okumalılar.

Yeni Asya Neşriyat Araştırma Merkezi'nin hazırladığı kapsamlı yazıyı okumak için tıklayınız;

http://www.yeniasya.com.tr/dizi/musibetler-birer-ilahi-ihtar-ve-ikazdir_176259

Kur'an-ı Hakim'in hakikatli ve nurlu bir tefsiri olan Risale-i Nur'dan Lem’alar isimli eserden önemli hakikatler (İkinci Lem’a, s. 27)

Çok zâhirî musibetler var ki, İlâhî birer ihtar, birer ikazdır. Ve bir kısmı keffâretü’z-zünubdur. Ve bir kısmı, gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve zaafını bildirerek bir nevî huzur vermektir.

BEŞİNCİ NÜKTE

Üç Meseledir.

Birinci Mesele: Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip feryad etmek gerektir.



Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bir kısmı ihtar-ı Rahmânîdir. Nasıl ki çoban, gayrın tarlasına tecavüz eden koyunlarına taş atıp, onlar o taştan hissederler ki, zararlı işten kurtarmak için bir ihtardır, memnunâne dönerler.

Öyle de, çok zâhirî musibetler var ki, İlâhî birer ihtar, birer ikazdır. Ve bir kısmı keffâretü’z-zünubdur. Ve bir kısmı, gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve zaafını bildirerek bir nevi huzur vermektir. Musibetin hastalık olan nevi, sabıkan geçtiği gibi, o kısım, musibet değil, belki bir iltifat-ı Rabbânîdir, bir tathirdir.
Rivayette vardır ki, “Ermiş bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor; sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor.” 

LÛ­GAT­ÇE:

keffâretü’z-zünub: Günahların keffareti.
tathir: temizleme.
tebeddül: Yenilenme, değişme.

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/risale-i-nur-dan/musibetler-ilahi-birer-ihtar-ve-ikazdir_209920

Zelzele musîbeti hakkında birkaç suale cevab

“Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır. Ve yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır. Ve insan ‘Ne oluyor buna?’ der. O gün yeryüzü, üzerinde herkesin ne iş yaptığını haber verir. Çünkü Rabbin ona konuşmasını emretmiştir.” 

(Zilzâl Sûresi: 1-5.)

Şu sûre katiyen ifade ediyor ki, küre-i arz, hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor, bâzan da titriyor.

Mânevî ve ehemmiyetli bir cânibden, şimdiki zelzele münâsebetiyle altı yedi cüz’î suâle karşı, yine mânevî ihtar yardımıyla cevapları kalbe geldi. Tafsîlen yazmak kaç defa niyet ettimse de, izin verilmedi. Yalnız icmâlen, kısacık yazılacak.

İkinci suâl: Niçin gâvurların memleketlerinde, bu semâvî tokat, başlarına gelmiyor; bu bîçare Müslümanlara iniyor?

Okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/risale-i-nur-dan/zelzele-musibeti-hakkinda-birkac-suale-cevab_407117

Felâket ve musibetlerin birer İlâhî ikaz veya gazap olduğu inancı, bütün semavî dinlerde mevcut. Kaynağı mukaddes kitaplar. Kullara düşen ise, musibetlerin bu mesajını gecikmeden okuyup, kendilerine çekidüzen vermeleri.

Yeni Asya Neşriyat Araştırma Merkezi'nin hazırladığı kapsamlı yazının 2. bölümünü okumak için tıklayınız;

http://www.yeniasya.com.tr/dizi/musibetler-birer-ilahi-ihtar-ve-ikazdir_176259

Acının 17. Yılı: 17 Ağustos

Binlerce kişinin öldüğü 17 Ağustos sabahının üzerinden tam 17 yıl geçti. Yaşanan can kayıplarının ardından yıllar geçmesine rağmen hafızalardan silinmeyen anlar tarihe Türkiye’nin en acı sabahı olarak geçti.

Tehlike büyük, tedbirler küçük

Uzmanlar kentlerin depreme hazır olmadığını vurguluyor ve her 10 konuttan sadece 4’ü deprem sigortalı olduğunu belirtiyor.

Türkiye’deki 17 milyon 661 bin 690 konuttan sadece yüzde 42,10’unun Zorunlu Deprem Sigortası bulunduğunu açıklayan Doğal Afet Sigortaları Kurumu  Başkanı Murat Kayacı, “tehlike büyük önlem ve tedbirler küçük” uyarısında bulundu.  Çalışmalarını ‘Depreme hazır bir Türkiye’ için hayata geçirmeyi hedeflediklerini aktaran Kayacı, “Başlıca hedefimiz, depreme hazırlıklı olma ve sigortalılık bilincini artırarak sistemimizdeki konutların tamamını zorunlu deprem sigortası güvencesi altına almak.” dedi.

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/gundem/acinin-17-yili-17-agustos_407127

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 10054
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • vefa umurca

    18.8.2016 00:26:54

    Şehidimizin babasına, şehidimiz kendi başına gitti ise kaçak işlemi başlatılmalıydı öyle bir belge yoksa, komutanı da vefaat ettiyse şehidimiz askerden kaçıp ordu evinde kalmaya gitmez. ozaman bir komutandan sözlü görevlendirme var demektir. oda görevini ifa etmiştir. imkan varsa tekrar mahkeme ile haklarını aramalıdırlar. yazık günah.

  • vefa umurca

    18.8.2016 00:22:39

    yazı 3: aynı şey benim arkadaşıma da olmuştu ama o çok şükür hayatta kaldı. yeniden soruyorum 16 ağustosta hangi ülkelerin komutanları ne için gölcükte bir araya gelip ve gizli karargahta yeraltında, neyin pazarlıklarını yaptıda ilahi kaz geldi????? şu anda Bu devletin başındakiler demokrat iseler bunu çözer ve anlatırlar, yoksa bu ihtilal meftunları türkiyemizde olduğu sürece biz düzelemeyiz....

  • vefa umurca

    18.8.2016 00:22:03

    yazı 2: ama bugün bir haber bana her şeyi hatırlattı. bir şehit babası asteğmen oğlundan dolayı sgk dan fadalanamamış neden biliyormusunuz çünkü. o gece gölcüğün(komutanlığın) kalablık olmasın istemeyen komutanlar yeni gelen er, erbaş ve özellikle okumuş yazmış asteğmenleri gölcük komutanlıkta kalabalık etmeyin gidin bir yerlerde kalın diye söylüyorlar bu zavallı asteğmende ordu evine gidip yatıyor, ordu evi yıkılıyor asteğmenimiz şehit oluyor. ama sgk o anda görev yeri olan komutanlıkta yatmadığından. görev üzere olmamış oluyor ve şehitlik avantajlarından aile yararlanamıyor.

  • vefa umurca

    18.8.2016 00:20:35

    yazı: 2 : ama bugün bir haber bana her şeyi hatırlattı. bir şehit babası asteğmen oğlundan dolayı sgk dan fadalanamamış neden biliyormusunuz çünkü. o gece gölcüğün(komutanlığın) kalablık olmasın istemeyen komutanlar yeni gelen er, erbaş ve özellikle okumuş yazmış asteğmenleri gölcük komutanlıkta kalabalık etmeyin gidin bir yerlerde kalın diye söylüyorlar bu zavallı asteğmende ordu evine gidip yatıyor, ordu evi yıkılıyor asteğmenimiz şehit oluyor. ama sgk o anda görev yeri olan komutanlıkta yatmadığından. görev üzere olmamış oluyor ve şehitlik avantajlarından aile yararlanamıyor. aynı şey benim arkadaşıma da olmuştu ama o çok şükür hayatta kaldı. yeniden soruyorum 16 ağustosta hangi ülkelerin komutanları ne için gölcükte bir araya gelip ve gizli karargahta yeraltında, neyin pazarlıklarını yaptıda ilahi kaz geldi????? şu anda Bu devletin başındakiler demokrat iseler bunu çözer ve anlatırlar, yoksa bu ihtilal meftunları türkiyemizde olduğu sürece biz düzelemeyiz....

  • vefa umurca

    18.8.2016 00:19:49

    yazı 1: evet! Kutlular bey, deprem ilahi ikazdır dedi diye hapis yatırtıldı, bunu yapanlar, hala elini kolunu sallayarak dolaşıyor. depremin adı ilk günlerde gölcük depremiydi sonra ne değişti de Marmara depremi oldu, merkez üssü hala gölcük ???neden? biz millet olarak hemen unutuyoruz, balık gibiyiz, peki o akşam hangi komutanlar kimlere kokteyl düzenleyip kimlerle toplanacaktı? ve hangi kararlar alınıp türkiye üzerinde oyunlar oynanacaktı???? hala cevabı verilmedi....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı