"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Koronavirüs ve Dabbetü’l-Arz

Halil ELİTOK
05 Nisan 2020, Pazar
Son zamanlarda dünyayı kasıp kavuran ve insanları çeşitli düşüncelere sevk eden ve dünya devletlerinin kâbusu olan ve kıyametin senaryosunun çizilmelerine vesile olan ve kıyamet yaklaştı gibi spekülasyonlara yol açan koronavirüse dinî açıdan da bakma ihtiyacı belirmiştir.

Ulemanın tesbitine göre; bu tabir Kur’ân’da on dört yerde “dabbe” kelimesi kullanılmakta; hadis-i şeriflerde ise mahiyeti hakkında daha teferruatlı bilgiler verilmektedir. “Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir ‘dâbbe’ (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler” 1 denilmekte; bir başka âyet-i kerimede de: “Ne zaman ki, Süleyman’a ölümü hükmettik, cinlere onun ölümünü sezdiren olmadı. Yalnız bir güve böceği yere dayandığı asâsını yiyordu. Bu sebeple Süleyman yere yıkılınca ortaya çıktı ki, cinler eğer gaybı bilir olsalardı o zilletli azab içinde bekleyip durmazlardı” 2 şeklinde bir ibare yer almaktadır. Müfessirler bu ve benzeri âyetleri ve hadisleri nazara alarak çok farklı yorumlar yapmış ve konuyu anlamaya çalışmışlardır.

Tefsirlerin genelinde, haklı olarak tabirin lügat manasından hareket edildiği görülüyor. Buna göre; debb ve debib hafif yürüme, debelenme manasını taşımakta ve hayvanlar için, çoğunlukla da haşereler (böcekler) için kullanılmaktadır. “İçkinin vücuda yayılması ve bir çürüklüğün etrafına bulaşması” gibi, hareketi gözle görülemeyen şeylerde de bu tabir istimal edilmektedir. Dâbbe kelimesi ise lügatte “debb eden, hafif yürüyen, debelenen” anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla tren, otomobil, bisiklet gibi otomatik şeylere de dâbbe denilebilmektedir. Ancak en uygun kullanımı hayvanlara mahsustur. Hatta örf-ü nasda, dört ayaklı hayvanlar ve özellikle atlar için sıklıkla bu tabire rastlanmaktadır. Bununla beraber “Allah, her hayvanı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünen, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayak üstünde yürür…” 3 âyetinden anlaşılacağı üzere her hayvan hakkında kullanıldığı da açıkça belli olmaktadır. Bunlardan çıkan bir sonuca göre dabbe, hayvan kelimesi ile eşanlamlı gibidir.

Bu meseleye çok net bir açıklama getiren Bediüzzaman bu konuda şöyle ifade eder: “Amma “Dabbetü’l- Arz: Kur’ân’da gayet mücmel bir işaret ve lisan-ı hâlinden kısacık bir ifade, bir tekellüm var. Tafsili ise; ben şimdilik, başka meseleler gibi kati bir kanaatle bilemiyorum. Yalnız bu kadar diyebilirim: (Laye’lemulğaybeillallah) Nasılki kavm-i Firavun’a “çekirge âfâtı ve bit belası” ve Kâbe tahribine çalışan Kavm-i Ebrehe’ye “Ebabil Kuşları” musallat olmuşlar. Öyle de: Süfyan’ın ve Deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Ye’cüc ve Me’cüc’ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle, arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zîr ü zeber edecek. Allah u âlem, o dabbe bir nev’dir. Çünki gayet büyük bir tek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak. Belki âyetin işaretiyle, o hayvan, dabbet-ül arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü’minler iman bereketiyle ve sefahet ve sû’-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.” 4

Elbette azgınlaşan toplumların ve ipten saptan kopmuş milletlerin de bir göreceği vardır. Ahlâksızlık ve hayâsızlıkta haddini aşan ve sefahat bataklığında boğulan geçmiş bazı ümmetler ve kavimler birçok elim azaba, belâ ve musîbetlere duçar olmuşlardır. Bunlardan ders alınması gerekir. Çünkü; Cenab-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade buyrulur: “De ki, yeryüzünde gezin dolaşın da, daha öncekilerin akıbetleri nice oldu görün.” 5

Geçmiş kavimlerin başına gelenler tarihî süreçte incelendiğinde kendi isyanlarının ve azgınlıklarının ve peygamberlerinin emirlerini dinlememelerinin sonucu olduğu da akıldan uzak tutmamak gerekir. 

Bu açıdan da koronavirüsünün çıktığı ülkelere bakmakta fayda olduğu kanaatindeyim.     

Dipnotlar:

1- Neml Sûresi’nin,  /82.  

2- Sebe Sûresi’nin, /14.  

3- Nûr Sûresi’nde, 24/45.  

4- Nursî, Said; Şuâlar (5. Şuâ, 20. mesele)  

5- Rum Sûresi 30/42.

Okunma Sayısı: 3727
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    5.4.2020 11:30:19

    Neml süresi 82. Ayet, bu dabbeye işaret ediyor. Yerden çıkardık tabiri orada geçiyor. Zamanlama olarakta Cifirsel karşılığı 2020' dir.Bu çıkan virüs o dabbenin bir iişareti olabilir... O değildir,çünkü müslümanlara da musallat oluyor. Kanaatımı ve anladı ğımı yazdım.Yanlışlar varsa tamamen bana aittir.Daha doğrular varsa kabu le hazırız.

  • Müjdat Bayar

    5.4.2020 10:45:21

    Bu musibetteki mesajı bihakkın anlayabilirsek selamete kavuşuruz inşallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı