"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güçlünün hukuku ve Venezuela dersi

Hasan GÜNEŞ
08 Ocak 2026, Perşembe
ABD’nin, uluslararası hukuk normlarını ve diplomatik teamülleri bir kenara iterek Venezuela Devlet Başkanı’nı kendi ülkesinden “film senaryolarını aratmayacak” bir operasyonla alıp götürmesi, dünyanın gidişatı açısından ibretlik bir hadisedir.

Gerekçe narkotik suçlar olsa da, bu durum küresel güçlerin “güçlünün hukuku” prensibini nasıl pervasızca işlettiğini gösteriyor. Trump’ın, Putin’in Ukrayna işgaline sessiz kalması, aslında Batı’nın sömürgeci ama “paylaşımcı” yüzünün bir tezahürüydü; nitekim şimdi o paylaşım sırası Venezuela’ya gelmiş görünüyor.

İçeride Baskıcı, Dışarıda Aciz

Venezuela hadisesi, bilhassa İslâm dünyasındaki otoriter rejimler için çok ciddi dersler barındırıyor. Dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip bir ülkenin, halkını sefalete mahkûm etmesi, teknolojiyi transfer edemeyip elindeki rafinerileri dahi işleyemez hale getirmesi, “sosyalist” kılıflı bir istibdadın iflasıdır.

Şunu da teslim etmek gerekir ki; Latin Amerika halklarının yıllardır ABD hegemonyasına ve sömürgeciliğine karşı sergilediği güçlü ve haysiyyetli direniş, şüphesiz bütün dünyada büyük takdir toplamıştır. Ancak bugün yaşanan asıl trajedi, bu “haklı direniş mirasının”, meşruiyetini yitirmiş iktidarlarca bir “kalkan” olarak kullanılmasıdır. Emperyalizme karşı en gür sadayı, kendi halkını ezenler değil; ancak arkasına milletinin rızasını almış, demokrasiyi özümsemiş liderler çıkarabilir.

Dikkat çekici olan şudur: Bir yönetim, bütün enerjisini içerideki muhalefeti sindirmeye harcarsa, dışarıdan gelen tehditlere karşı savunmasız kalır. Çin ve Rusya’dan alınan o pahalı savunma sistemlerinin, Batı gücü karşısında nasıl “etkisiz eleman” olduğu görüldü. Çünkü dikta rejimleri, namlularını haricî düşmana değil, kendi vatandaşına çevirmeye ayarlıdır.

En Büyük Savunma: Adalet ve Hürriyet

Diktatörlerin en büyük yanılgısı, her şeyin silah ve kaba kuvvetten ibaret olduğunu sanmalarıdır. Oysa içerideki insanları korku ve baskı ile yönetenler, kapıya daha büyük bir “korku” geldiğinde, çevrelerindeki itaat halkasının nasıl dağıldığını hayretle izlerler.

Bu tablodan çıkarılması gereken en hayatîders şudur: Emperyalist güçlerle veya “dünya hâkimleri” ile dikta rejimiyle, baskıyla, hamasetle mücadele edilemez. Bu küresel güçlere karşı en büyük savunma sistemi demokrasidir, hukuktur ve hürriyettir. Refahı halka yaymayan, problemleri halkın iradesiyle çözmeyen rejimler, dış müdahalelere açık hale gelir. Bir ülkenin en büyük gücü tankı, topu değil; devletine güvenen, hür ve müreffeh milletidir.

Okunma Sayısı: 851
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    8.01.2026 16:09:05

    Unutmayalım bu küresel güçlere karşı en kuvvetli silah milletin iradesi ve demokrasidir. Yazılan yazılar, yapılan yorumların çoğunda Maalesef millet yok. Varsa yoksa zalim siyasetçiler Yok şöyle yaptı, böyle yaptı. Velhasıl demokrasi herkesin sahip çıkması gereken umumî barışı tesis edecek en Kuvvetli silah.

  • S.topuz

    8.01.2026 07:47:53

    ..."Öyle de mahlukatın en mükerremi, belki en a'lâsı olan insan, eğer bozulsa bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur. Müteaffin maddelerin kokusuyla telezzüz eden haşerat gibi ve ısırmakla zehirlendirmekten lezzet alan yılanlar gibi dalalet bataklığındaki şerler ve habîs ahlâklar ile telezzüz ve iftihar eder ve zulmün zulümatındaki zararlardan ve cinayetlerden lezzet alırlar, âdeta şeytanın mahiyetine girerler. Evet, cinnî şeytanın vücuduna kat'î bir delili, insî şeytanın vücududur." Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Siracünnur - 126 😡😤😭🌍🇪🇺🕋🙌🌹🤲🤲🌹♥️🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇩🇪🇷🇺😭🇺🇦😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • S.topuz

    8.01.2026 07:45:32

    😡😤😭🌍😭🇪🇺😭🕋🕊🕊🕊 "İnsanlarda şeytan vazifesini gören cesetli ervah-ı habîse bilmüşahede bulunduğu gibi cinnîden cesetsiz ervah-ı habî se dahi bulunduğu, o kat'iyet-tedir. Eğer onlar maddî ceset giyseydiler, bu şerir insanların aynı olacaktılar. Hem eğer bu insan suretindeki insî şeytan-lar cesetlerini çıkarabilse idi-ler o cinnî iblisler olacaktılar. Hattâ bu şiddetli münasebete binaendir ki bir mezheb-i bâtıl hükmetmiş ki: "İnsan suretin-deki gayet şerir ervah-ı habî-se,öldüktensonra şeytan olur." Malûmdur ki a'lâ bir şey bozul sa,edna bir şeyin bozulmasın-dan daha ziyade bozuk olur. Mesela, nasıl ki süt ve yoğurt bozulsalar yine yenilebilir. Yağ bozulsa yenilmez, bazen zehir gibi olur."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Siracünnur - 126😭🌍😭🕋🇵🇸😭

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı