"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hazret-i Üstad’ın Müezzini (Şemi Güneş)

Hasan ŞEN
24 Şubat 2024, Cumartesi
Mezar taşında yazıldığına göre Şemi Efendi, 1883’te doğup 1974’te vefat etmiştir. Yokuşbaşı Camiinde Üstad’a müezzinlik yapmış saff-ı evvellerden halis bir Nur talebesidir.

Üstadın Barla’ya gelişindeki ilk talebelerdendir. Müezzinlik yaparken ezanı her zaman aslı olan Arapça okumuş Üstad Hazretlerinin “Türkü” dediği uydurma ezanı hiçbir zaman okumamıştır. 

Kendisi ile Üstad Hazretlerinin mescidinin önündeki çınar ağacının yanında zaman zaman görüşmüştük. Elinde bastonu ile daima güler yüzlü birisi olan Şemi Efendiyi Üstad hiçbir zaman unutmamış. Emirdağ’dan yazdığı mektuplarda Şemi Efendiden bahsetmiştir. Barla Lahikasında geçen yağmur hadisesinin bizzat şahididir. 

Barla Lahikasında geçen bu hadiseyi şöyle anlatır: “Yokuşbaşı çeşmesi (Üstadın medresesinin altındaki çeşme.) yapıldığı bir zamanda Üstad ve biz (Şemi, Süleyman, Mustafa Çavuş, Ahmet Çavuş, Abbas Mehmet) namaz kıldık. Tesbihattan sonra dua için elimizi kaldırdık. Üstadımız yağmur duası etti. Kur’an’ı şefaatçi yaptı. Birden o güneş altında her birimizin ellerine yedi sekiz damla yağmur düştü. Elimizi indirdik, yağmur kesildi. Bu hale hayret ettik. O vakte kadar yirmi otuz gündür yağmur gelmemişti. Yalnız o yağmur duası anında dua eden her ele yedi sekiz damla düşmesi gösterdi ki bunda bir sır var. Üstadımız dedi ki: ‘Bu bir işaret-i İlahiyedir. Cenab-ı Hakk manen diyor ki, ‘Ben duayı kabul ediyorum fakat şimdi yağmur vermiyorum. Demek sonra sure-i Yasin şefaat edecek.’ 

“Nitekim öyle olmuştur. Elhasıl Isparta’da tüm kardeşlerimizin umumi rahmet içindeki Risale-i Nur’un bereketine dair dava ettikleri hususiyeti bu iki kuvvetli delil ile tasdik ediyoruz.” (Barla’da Şemi, Mustafa Çavuş, Bekir Bey, Muhacir Hafız Ahmet, Süleyman; Barla Lahikası)..

Garip bir hadise..

Biz yıllar sonra, Barla’da arkadaşlarla birlikte Üstad’ın medresesine giderken yolda bulunan kafede biraz oturalım diyerek yukarıda geçen enteresan mektubu okuduk. O sırada gelen orta yaşlı birisi mektubu dinlemeye başladı. Ders bitince o gelen zata “Siz güzel dinlediniz. Sizin isminiz nedir?” diye sorunca, “Benim ismim Şemi” dedi. Hayretle bir benzerlik var diye düşünerek “Biz Şemi efendiyle çok uzun yıllar önce görüştük” deyince. “Evet o benim dedemdi.” dedi.

Allah rahmetiyle muamele etsin. Bizleri şefaatlerine mazhar eylesin.

Okunma Sayısı: 887
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı