“Politize edilmiş partizan yargı aparatı”yla 30 Mart 2024 mahallî seçimlerinden sonra yüz binlerce oy farkıyla seçilmiş muhalefet belediyelerine, 19 Mart operasyonlarıyla seçilmiş belediye başkanlarını tutuklatıp yerlerine “kayyım” atama hukuksuzluklarının ardından 21 Mart “butlan darbesi”yle topyekûn “muhalefeti etkisizleştirme kumpası” devam ediyor.
Baskılarla, “hizmet yaptırmayız!” tehditleriyle muhalefetten seçilmiş yetmişten fazla belediye başkanının iktidar partisine “transfer edildiği”, “gün yüzünü, çocuklarınızı göremezsiniz!” şantajlarına direnç gösteren yüzlerce çalışanının yargısız infazla derdest edildiği vartada tam gaz “muhalefetsizleştirme” kumpası dayatılıyor.
Belli ki muhalefetin dağınıklığı fırsatıyla her an bir “baskın seçim”in olabileceği söylenirken, “süreç” üzerinden HDP’nin de desteğiyle can çekişen “otoriter rejim”in kalıcılaştırılmasıyla Cumhurbaşkanı’nın ömür boyu koltukta kalması uğruna yine “muallel seçim tezgâhı” kuruluyor.
“ÜÇ HAFTALIK ERKEN SEÇİM” ÇARPIKLIĞI
Bundandır ki AKP kurucusu, Adalet eski Bakanı Arınç’ın “geçmişte Marksist; Komünist Partisi’nin avukatlığını yapmış, devletten daha devletçi, faşistten daha faşist; kimin yârı, her yanı oynak, nasıl dönüp fırıldak oldu böyle?” diye tanımladığı bir Saray Başdanışmanının ikrarıyla iktidardakiler yine “tertip” peşinde.
“Tertip”, Başdanışmanın “Onun cumhurbaşkanı olmaya ihtiyacı yok ama Türkiye’nin ona ihtiyacı vardır” tahkirini savuruyor.
Kendini “akıllı”, âlemi “sersem” sanarak milletin aklıyla alay edercesine, -18 Haziran 2023 seçimlerinin 14 Mayıs’a çekilmesindeki gibi- sırf Cumhurbaşkanı’nın “son defa” dediği dördüncü kez “istisnaî adaylığı” uğruna 7 Mayıs 2028’de yapılması gereken seçimleri “erken seçim” çarpıtmasıyla üç hafta öne 16 Nisan’a alınması çarpıklığını ortaya atıyor. Bununla millet irâdesini gaspa teşebbüs ediliyor.
MİLLETİN DEMOKRASİYE VE HUKUKA İHTİYACI VAR...
Hatırlanacağı üzere, AKP’nin Meclis’te çoğunluğu kaybettiği 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında “istikşafî görüşmeler”le kamuoyu beş ay oyalanmıştı. Cumhurbaşkanı, ana muhalefet Genel Başkanına bile bile hükûmeti kurma görevini vermemiş; ateşlenen terör saldırılarıyla, bombalamalarla yüzlerce güvenlik görevlisiyle vatandaşın katliyle provoke edilen ortamda 1 Kasım seçimleri manipüle edilmişti.
Keza 31 Mart 2019 İstanbul mahallî seçimlerinde aynı zarfa konulup aynı sandığa atılan dört pusuladan bir tek muhalefetin Büyükşehir Belediye Başkanı adayının pusulası iptal edilmiş; bütün devlet imkân ve araçlarının tepe tepe kullanılmasına, Cumhurbaşkanı’yla bakanların seçim kampanyasında her türlü propagandalarına rağmen yenilenen seçimde 13 bin oy farkı 800 bine çıkmıştı.
Yine 16 Nisan 2017 referandumunda 2.5 milyon “mühürsüz - geçersiz oy”u yasalara aykırı olarak son anda sayıma katmakla “tek adam rejimi” kotarılmıştı.
Görünen o ki Anayasaya göre yegâne yetkili YSK’nin onayladığı kurultayların, verdiği mazbataların “butlan emrivakisi”yle hiçe sayıldığı oyun tekrarlanıyor. Muhalefetin dağınıklık gösterdiği, ana muhalefetin iç tartışmalara yoğunlaştırıldığı kırılganlıkta bir defa daha “uyduruk seçim komplosu” kurulmak isteniyor.
Saray iktidarı, karşısında kaybedeceği siyasî rakiplerini “tasfiye tertipleri”yle Türkiye yeniden “atı alan Üsküdür’ı geçti” oldubittili “seçim katakullisi”yle karşı karşıya bırakılıyor. Otoriterleşen “tek adam rejimi”ne karşı bütün siyasî alternatifler ortadan kaldırılıyor.
Oysa milletin katakullilere değil, demokrasiye, hukuka, hak ve hürriyetlere ihtiyacı vardır. Muhalefetin “demokratik işbirliği ve ittifak”la buna çalışması gerekiyor.
Başka da yolu yok…