Konuyu bir sosyal medya plâtformunda izledim, etkilendim; toparlayıp, sizlere de arz edeyim istedim:
Yönetmenin özgün bakış açısını yansıtarak, toplumun sorunlarına dikkat çekmek; tarihe ya da topluma mal olmuş gerçek olayları belgelemek veya eğitici muhtevalar sunmak; bununla birlikte, insanların hayal gücünü geliştirmek, düşündürmek ve ahlâkî normlarla kültürel değerleri aktarmak, sinema filmlerinin temel görevlerindendir.
Bu sorumluluk bilinciyle, Arapça ve İngilizce versiyonları ayrı ayrı çekilen; İslam’ın erken dönem tarihine bir giriş niteliği taşıyan filmin seyircisiyle buluşması hiç de kolay olmadı.
Hem başrol hem de ailesinden tek kare dahi olmayan film, buna rağmen dünya çapında büyük başarı kazandı.
“Sinema tarihinde baş rolü hiç gösterilmeyen film hangisidir?” sorusuna verilecek cevap “Çağrı / The Message”dır.
Yıl, 1976.
Arap bir baba ve Türk asıllı bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş olan Suriye kökenli Yönetmen Mustafa Akkat, idealindeki bu filmin yapılabilmesi için yıllarca sponsor aradı.
ABD’de yerleşik olduğu ve burada sinema eğitimi aldığı hâlde, Hollywood, kapıları yüzüne kapadı.
Sönmeyen bir ümitle, Akkat, beş yıl boyunca Arap dünyasını dolaştı. Sonunda Kuveyt, Libya ve Fas’tan topladığı 10’ar milyon dolarla ilk çekimlere Fas’ta başladı.
Ne var ki altı ay sonra, Suudi Arabistan’ın müdahalesiyle, Fas Kralı II. Hasan, şunu söyledi:
“On beş gün içinde ülkeyi terk edin.”
Ekip mahsur kaldı.
Her şey çöpe gitmek üzereyken, “Çölse çöl, paraysa para. Hz. Muhammed’i anlatan bir filme ilgisiz kalınamaz” diyen Libya lideri Kaddafi’nin devreye girmesi üzerine bütün ekipmanlar, özel eğitimli atlar, kostümler gemiyle taşınarak çekimlere Libya çöllerinde yeniden başlandı.
Filmde İslâm Peygamberi Hz. Muhammed’in (asm) yüzü hiç gösterilmemiş, sadece bazı olaylar onun gözüyle aktarılmıştır.
Yine filmde, Peygamberin (asm) Dört Halifesi ve ailesinden hiçbiri, -tek kare de olsa- gösterilmemiş; sesleri, duyulmamıştır. Bu, sinema tarihinde bir ilktir.
Peki, Hz. Hamza sahnesi nasıl geçti?
Uhud Savaşı sahnesinde, Vahşî, Hz. Hamza’yı mızrakla öldürecekti, ama figüranlar arayı hiç açmıyordu.
Bu durum karşısında, yönetmen durdu, sordu:
“Neden komutlara uymuyorsunuz?” İnanmışlığa ve muhabbetin gönüllerdeki feveranına bakın ki, figüranların verdiği cevap şu oldu: “Biz arayı açarsak Vahşi, Hz. Hamza’yı öldürür!”
Hz. Hamza’yı oynayan Anthony Quinn’in Meksika asıllı Katolik bir oyuncu olması, temsil ettiği mana itibariyle, neticeyi değiştirmemişti.
Çekim atmosferinden bir başka orijinalite: Üç Oscar ödülü kazanmış dünyaca ünlü Fransız besteci ve orkestra şefi Maurice Jarre, iki ay boyunca tek başına çölde bir çadırda kalarak konuya konsantre oldu ve Çağrı / The Message’ın film müziğini besteledi.
Büyük kitlelerin gönlünde iz bırakan bu film çekilmeseydi, İslâm tarihi Batıya hiç bu şekilde anlatılamayabilirdi.
Müslümanlıkta irşad var, icbar yok. Kimi yıllar sonra inanır, kimi birkaç dakikada.
Mustafa Akkad’ın yönettiği “Çağrı / The Message”, İslâm’ın doğuşunu konu alan 1976 yapımı epik (büyük ölçekli, geniş kapsama ve panoramik görüntülere sahip) bir filmdir.
Çağrı / The Message filmi, yayınlandıktan yaklaşık bir yıl sonra Türkiye’de, Türkçe dublajlı hâliyle 1977 yılında gösterime girmiş ve büyük ilgi görmüş; yaklaşık bir yıla yakın vizyonda kalarak rekorlar kırmıştır.
Aradan geçen bunca zamana rağmen, filmin IMDb puanı; yani Internet Movie Database platformunda kayıtlı kullanıcıların 1 ile 10 arasında verdiği oyların ağırlıklı ortalaması, hâlâ 8.1.
Demek Çağrı, hâlâ şanlı; hatırası, hâlâ canlı.