"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ne kadar adalet, o kadar ekonomi

Faruk ÇAKIR
18 Haziran 2026, Perşembe
Ekonomi ile "hak, hukuk ve adalet" arasındaki ilişki ne hikmetse ülkemizde pek de gündeme gelmiyor.

Türkiye'yi idare edenlere göre bunların arasında doğrudan bir irtibat yok. Aksini düşünmüş olsalar ekonomiyi düzeltmek için önce "hak, hukuk ve adalet"i tesis ederek işe başlamaları icap etmez miydi?

Almanya'da yapılan bir araştırmaya göre ise, iş dünyasındaki yöneticilerin dörtte üçünden fazlası, şirketlerinin ekonomik başarısının istikrarlı bir demokrasiye bağlı olduğunu düşündüklerini ortaya koymuş. Tabiî ki araştırmada ifade edilen "demokrasi"nin aynı zamanda "hak, hukuk ve adalet"in tecellisi olduğu her halde ayrıca izaha ihtiyaç bırakmaz.

İlgili haberde şu bilgiler var: Kamuoyu araştırma grubu YouGov tarafından Avrupa Hareketi Almanya adına gerçekleştirilen anket kapsamında Almanya genelinde 505 şirket yöneticisiyle görüşüldü. Ankete katılanların yüzde 78'inin, şirketlerinin geleceğiyle demokratik istikrar arasında bir bağlantı gördüğünü ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 44'ü, istikrarlı bir demokrasiyi, uzun vadeli plan yapabilme imkânı, yatırım ve ekonomik kalkınma için önemli bir ön şart olarak tanımladı. Yüzde 9'luk kesim ise istikrarlı bir demokrasiyi, şirketleri için kritik önemde bulduklarını belirtti. Yöneticilerin yüzde 25'i, istikrarlı bir demokrasinin, istikrarlı bir iş ortamının parçası olması gibi nedenlerle şirketler açısından dolaylı olarak önem taşıdığı görüşünde. Katılımcıların yalnızca yüzde 17'si "demokratik istikrarın öncelikle toplum için önemli olduğu, ancak bir şirketin ekonomik başarısıyla pek ilgisi bulunmadığı" görüşüne iştirak etti. Birleşik Avrupa fikrini destekleyen ve herhangi bir partiyle bağlantısı bulunmayan bir ittifak olan Avrupa Hareketi'nin anketinde, katılımcılara, demokratik ilkeleri sorgulayan siyasî parti veya aktörlerin siyasî etkisinin şirketlerinin ekonomik başarısı açısından ne ölçüde risk oluşturacağını da sordu. Şirket yöneticilerinin yüzde 62'si bunu bir risk olarak gördüğünü, yüzde 29'u ise görmediğini ifade etti. (dw.com/tr, 14 Haziran 2026)

Muhtemeldir ki Almanya'daki iş dünyası, demokrasiye sahip çıktığı için "keyfî yönetim"ler iş başına gelemiyor. Ülkemizde ise iş dünyasının bu noktada iyi bir imtihan verdiğini söyleyemeyiz. Elbette bütün kabahati iş dünyasına atmak mümkün değil. Sosyal hayat neticesi itibarıyla bir fabrikanın çarkları hükmündedir. Bir yerdeki arıza başka çarkları da durdurabilir. Yani iş dünyası "hakka, hukuka ve demokrasiye" sahip çıkmadı da mesela gazeteciler sahip çıktı mı? Ya da iş dünyası "tek adam" yönetimini dert edinmedi de eğitimciler, sosyal bilimciler, hukukçular dert edindi mi?

Nihayetinde kim ki ekonomi ile hukuk, adalet ve demokrasinin irtibatının farkına varır ve "hakka" sahip çıkarsa o kazanır. Kim ki bunları farkına varmaz, sahip çıkmaz ya da sahip çıkanları da kınarsa hem ekonomik hem de siyasî ve sosyal krizlerden başını kaldıramaz. Maalesef ülkemizin yaşadığı da bundan başka bir şey değildir. 

Ne kadar hak, hukuk ve adalet; o kadar ekonomi, zenginlik ve huzur...

Okunma Sayısı: 245
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı