"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fanatiklerin hezeyanları

Hüseyin GÜLTEKİN
21 Ekim 2019, Pazartesi
Aklı başında olan hemen bir çırpıda din kardeşine “münafık, kâfir” der mi? Aklı muvazenesi yerinde olan, aynı Allah’a, aynı peygambere, aynı kitaba inanan, fakat sırf kendi siyasî görüşünü paylaşmadığı bir din kardeşine “vatan haini, terörist..” damgasını vurur mu?

İnsafı, vicdanı olan, aynı kıbleye yönelen, aynı manevî değerleri paylaşan, aynı bayrak altında, vatanına devletine bağlı olan farklı siyasî görüşteki din kardeşiyle selâmı sabahı kesip, kin ve garazla muamelede bulunur mu? 

Mecnun veya meczup değil ise bir insan sırf kendi fikr-i siyasisine muhalif olduğu için bir din kardeşine “PKK’lı, Kandilli ve Fetöcülük” ile damgalayıp düşman olarak ilân eder mi?

Haydi seçimleri kazanıp hayallerindeki makam ve mevkilere konmak için meşrû veya gayr-ı meşrû her yolu deneyen, her şeyi mübah gören siyasilerin her fırsatta, her zaman birbirilerine karşı istimal ettikleri o çirkin itham ve isnatlar makul olmamakla beraber belki anlaşılır bir tarafı olabilir. Velâkin fiilî siyasetle bir alâkaları olmayan, dünyevî makam ve mevkilerde gözü olmayan sıradan bu insanlara ne oluyor ki din kardeşlerine böyle ağza alınmayacak ağır ve çirkin isnatlarda bulunabiliyorlar? Anlamak mümkün değil.

Üstad Bediüzzaman’ın teşhis ve tesbitleriyle: “Dinde hassas, muhakeme-i akliyede noksan olan” böyle fanatik insanların ağızlarından çıkan ölçüsüz, dengesiz söz ve beyanları yukarıda ifade ettiklerimizle sınırlı değil. Ölçü, ayarı bozuk olunca, denge olmayınca bu tip insanlar kaş yapayım derken çoğu zaman göz çıkarıyorlar. Yapayım derken yıkıyorlar. Düzelteyim derken bozuyorlar. Methedeyim derken, yeriyorlar. Dillerinden dökülen hezeyanlarla hem muhataplarına, kendilerine, daha da önemlisi dinî değerlere farkında olmadan zarar veriyorlar.

Sırf kendileri gibi düşünmedikleri, farklı siyasî görüşlerde oldukları için din kardeşlerini hemen bir çırpıda “münafık, terörist, vatan haini...” olarak damgalamakta bir beis görmeyen bu tekfir etmeyi meslek edinen bu fanatikler tarafgirlik üzerinden destek vererek, alkışladıkları siyasileri methediyorum diye bakın ne gibi ipe sapa gelmeyen hezeyanlarda bulunuyorlar.

Muhakeme-i akliye olmayınca dinî hassasiyetler de lâfta kalıyor. Siyasî tarafgirlik saikiyle maalesef hem de dindarlık adına bu radikallerin  dillerinden böyle saçmalardan seçmeler dökülüyor.

“Bir salih âlim kendi fikr-i siyasîsine muvafık bir münafığı hararetle sena etti ve siyasetine muhalif bir salih hocayı tenkit ve tefsik etti.” Eski Said ona dedi; “bir şeytan senin fikrine yardım etse, rahmet okutacaksın. Senin fikr-i siyasiyene muhalif bir melek olsa lânet edeceksin.” Bunun için Eski Said Şeytandan kaçar gibi siyasetten kaçıyorum” dedi. Otuz beş seneden beri siyaseti terk etti.”

 Üstad Bediüzzaman’ın yaklaşık bir asır önceden şahit olduğu ve Hutbe-i Şamiye’de dile getirdiği bu olay bir yönü ile Üstadın neden şiddetle siyasetten kaçtığını gösterirken, diğer taraftan da bu çeşit çirkin siyasetin mazisinin çok eskilere dayandığını gösteriyor.

Okunma Sayısı: 1146
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı