"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dinî cemaatler rahat bırakılmalı

İbrahim ERSOYLU
18 Ağustos 2026, Salı
Fitne ve fesat komitesinin iğfal ettiği bazı art niyetli çevreler tarafından, “Din hizmetleri için devletin Diyanet Teşkilatı yeterlidir, cemaat ve tarikatlara ihtiyaç yoktur. Eğer var olacaklarsa, üzerlerinde devletin sıkı denetim ve kontrolü sağlanmalıdır”, diğer bazılarından “Cemaatlerin kökü kazınmalıdır” tarzında, toplumda dinî yapılar aleyhinde algı operasyonu yapılmaktadır.

Devleti idare edenler, bunların dolduruşuna gelerek bu yapıları etkisiz hale getirecek takibatlar yapmaktan kaçınmalıdır.

Ne yazık ki 15 Temmuz uğursuz darbe teşebbüsü sonrasında, toplumun mühim bir kesiminin, bu kara propagandanın etkisinde kalarak bu yapılara olumsuz bir tavır takındığı müşahede edilmektedir.

Bir ülkede insanlar, sadece kanun ve inzibat korkusu ile kötülük yapmaktan, suç işlemekten, birbirlerine ve başkalarına zarar vermekten engellenemezler. Onların akıl, kalp ve ruh yönünden irşad edilmeleri lâzımdır. Bunun için onların doğru bir şekilde iman ve ahlâk eğitimine ihtiyaçları vardır. İşte sivil dinî yapılar bu vazifeyi yerine getirmektedir.

CEMAATLER ASAYİŞE DESTEK VERMEKTEDİR

Cemaatlerden Nur Talebeleri gibi bir kısmı iman takviyesi yaparken, diğer bir bölümü Kur’ân eğitimine ağırlık vermektedir. Tarikatlar da, ahlâkî irşad vazifesini ifa etmektedirler. “Dinsiz on serserinin idaresi, bin mütedeyyin kişinin idaresinden daha zordur” kaidesi gereğince onlar, bu vazifeyi yapmakla aslında asayişin temini yönünden devletin güvenlik güçlerine yardımcı olmaktadırlar.

Nitekim bu yapılar, zor şartlarda vaaz ve irşadlarıyla kitlelere sabır ve itidal telkin etmeselerdi, siyasîlerin yanlış politikaları sonucu hâsıl olan sosyal ve ekonomik krizden bunalan toplumda suçlar pıtrak gibi çoğalır, güvenlik güçlerinin önlemekte aciz kalacakları sosyal patlamalar, yağma ve çatışmalar yaşanırdı.

Cemaat ve tarikatlar, bu mühim vazifelerini başarılı bir şekilde yapabilmeleri için, Yeni Asya camiası gibi istiğna/başkasından maddî yardım istememe düsturu ile hareket ederek, devletten ve hâkim siyasîlerden maddî destek talep veya kabul etmemeleri lâzımdır. Bu yapıların kendi yağlarıyla kavrulmaları, ihlâsla hizmet yapmaları durumunda Cenab-ı Hak, onlara yardım edecek hayır sahiplerini gönderecektir.

Bu yapılar, devlet ve siyasîlerle çatışmadan siyaset üstü, sivil, Allah rızasına endeksli, bütün toplum fertlerini kucaklayan bir anlayışla hizmette bulunmaları lâzımdır. 

DEVLETİN KONTROLÜNDEKİ DİNÎ HİZMETLER ETKİLİ OLMAZ

Diyanet Teşkilatın verilerine göre ülke çapında 90 bin küsur cami, 140 bin kişilik kadrosuyla din hizmeti yapan Diyanet İşleri Başkanlığı’na, sayısız cemaat ve tarikatın varlığına rağmen, günümüzde iman ve ahlâk buhranı tavan yapmıştır. Gençlik deizm ve ateizme kaymaktadır. Gün geçtikçe toplumda dindarlık endeksi aşağıya doğru kaymaktadır. Bunun en büyük sebeplerinden biri; bu yapıların art niyetli çevreler ve siyaset tarafından rahat bırakılmamalarıdır. 

Bir taraftan “derin devlet”, baskı yaparak onları Kemalizm ile barıştırmaya çalışırken, diğer yandan dindar kimlikli hâkim siyasîler maddî imkân, makam-mevki tuzaklarıyla onları kendilerine biat ettirmeye zorlamaktadır. 

Yeni Asya ve bazı cemaatler gibi “biat” etmek istemeyenler, korkutulmaya ve farklı yaptırımlarla huzursuz edilmeye çalışılmaktadır. Bu durum, onların hasbî ve uhrevî hizmetlerinin ihlâsını bozup sulandırmakta ve çalışmalarının toplum nezdindeki etkilerini azaltmaktadır.

Son söz: Kanunlara aykırı faaliyetleri olmadığı sürece, devlet ve hâkim siyasîlerin, işlerini rahat yapabilmeleri için, toplumun asayişine hizmet eden bu yapıların yakalarını bırakmaları lazımdır.  

Okunma Sayısı: 2305
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Savaş

    19.08.2026 00:00:24

    En büyük vazife vazifeyi ilahiyeye karışmamaktır. Mecbur ve mükellef olunan işi yapmaktır. Hüsnü Zan ile memur olunmaktır. Laakal okunması gerekenleri okumaktır. Başkasının kusurları ile meşgul olmamaktır. Nefsini ıslah etmektir. Her neyse bu hamur çok su götürür.

  • Aysun

    18.08.2026 20:37:07

    Hucurât.. Veyl olsun

  • Arda Yıldız

    18.08.2026 16:20:57

    Rüstem Garzanlı ağabey çok doğru ve hayati bir noktaya dikkat çekmiş. Hakka hizmet eden cemaat ve tarikatları fetö gibi asla tasvip edilemez menfi yapılarla yan yana getirmemek gerekir. Fetö gibi gibi yapılar bir cemaat değildir. Cemaatler de fetö gibi değildir. Fetöye yapılan bir operasyon cemaatlere yapılmış sayılmaz. Maalesef bazı sinsi karakterler sanki fetöye yapılan operasyonlar bütün cemaatlere yapılıyormuş havası veya intibaı vermek istiyor. Yeni Asya olarak bu tuzağa düşmüyoruz çok şükür.

  • Avni Demirkazık

    18.08.2026 15:58:14

    Her türlü,zulüm,haksızlık, ve suça bulaşan cemaat ve tarikatlar için karakış geliyor.bu daha mukaddime.men dakka dukka...

  • Osman Yıldırım

    18.08.2026 10:47:38

    Erdoğan ve hükümetin vermek istediği mesaj, tarikat ve cemaatlere hiç gerek yok zira tarikat ve cemaatlerin yaptığını biz zaten yapıyoruz demek istiyorlar bu bakımdan tüm tarikat ve cemaatlerin biat etmelerini talep ediyorlar, biat etmeyenleri de çeşitli yaftalarla operasyona tabi tutup yok ediyorlar, diğer taraftan toplumun tüm sosyal dokusun Türgev ve Tügva gibi vakıflarla kendilerine bağlamaya çalışmaktalar yani tüm otoriteleri tek adama bağlamaya çalışılmaktadırlar. Yani kısacası herşey tekadama bağlı olmalı ve tek ses olmayı hedeflemekteler.

  • S. Pelin Kurukahveci

    18.08.2026 10:31:16

    İbrahim abiye katılmamak mümkün değil.. Cemaatler maddi olarak dışarı göz dikmemelidir. Hayır hasenat sahipleri gelip onlara yardım eder. Allah rahmet eylesin Ankara Nur Talebelerinden Yaşar ağabey bu ifadelerin en göz önündeki örneğidir. Ankarada hangi Nur dersanesine yardım gerekse elini taşın altına koyardı. Yaşar ağabeyin verdiği 1 (bir) kamu kaynaklarından elde edilen binden (1000) daha bereketli olmuştur. Cemaat ve tarikat olarak ortaya çıkan yapıların şitketleşmesi, mülk, para, altın, euro, bina vesaire zengini olması sorgulanması gerekiyor. Bu paralar halktan toplanıyorsa halka geri dönmesi gerekir. İnsanları vakıflarda, şirketlerde vesair işlerde hizmet adı altında asgari ücretle çalıştırıp kendilerinin bu mülkün gerçek sahibi olduklarını iddia etmeleri kabul edilemez. Burda kul hakkı var. Bugün solcu bir yönetim olsa işler daha da karışır, bütün cemaatler sıkıntısını çekerdi.

  • Rüstem Garzanlı

    18.08.2026 09:12:04

    Dinî cemaatleri bir bütün olarak FETÖ gibi suç ve ihanet yapılanmalarıyla aynı kefeye koymak doğru değildir. Asırlardır iman, Kur’ân ve ahlâka hizmet eden; milletine ve devletine faydalı olmayı esas alan, siyasî ve maddî menfaatten uzak duran samimî yapılar da vardır. Ölçü; cemaatin adı değil, kanunlara bağlılığı, ihlâsı, hizmet anlayışı ve milletin huzuruna katkısı olmalıdır. Suç işleyen hesap vermeli; suçsuz olan ise sırf cemaat mensubu olduğu için töhmet altında bırakılmamalıdır. Tam zamanında yazan bu makale için Mehmet beyi tebrik eder Allah razı olsun

  • Semanur Tunoğlu

    18.08.2026 06:49:57

    Gülen ve takipçileri Risale-i Nurları sahteleştirmeye azmettiler. Nurculuğun adını lekeliyorlardı. Gülencilere yapılan operasyon esasında Nurların lehine oldu. Gülen çizgisi ile Nurculuk çizgisi böylece ayrılmış oldu. İşin bu yönünden de bakmak lazım. Eğer gülencilerin başına kader bunları getirmeseydi bugün Risale-i Nurların akıbeti ne olurdu? İnayet-i ilahi ile Risale-i Nurlar korunmuştur. Nurculuk, üzerine yapıştırılmaya çalışılan gülencilerin kirlerinden tasaffi etmiştir. Gülen ve takipçileri günde on vakit Türkiye'ye beddua, hakaret ve küfür ediyorlar. Nurculuk çizgisinde böyle bir yaklaşım asla yoktur. Sırf bu hallerine bakıp gülencilerin ne oldukları anlaşılabilir. Allah ülkemizi şerlerinden korusun. Amin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı