"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokratlarla “siyasal İslâmcılar”ın vizyon farkı

İbrahim ERSOYLU
01 Ağustos 2026, Cumartesi
Dindar kimlikli iktidarın ülkenin kalkınmasına dair vizyonuyla, geçmişte yıllarca ülkeyi yönetmiş olan DP; AP ve DYP çizgisindeki demokrat iktidarların vizyonu mukayese edildiği zaman, arada büyük bir fark görülür. Biri ülkeyi ileri götürürken, diğerinin geri bıraktığı söylenebilir.

DEMOKRATLAR KAYNAKLARI ÜRETİMDE KULLANDILAR

1950 -2000 yılları arasında kesintili dönemlerde başa gelen Adnan Menderes ve Süleyman Demirel liderliğindeki demokrat iktidarlar, ülkede demokrasiyi tesis etmeye çalıştılar. İnsanlar onların iktidarında hak ve hürriyetlerinin tadını aldılar. Demokrasi standardı yükselen Türkiye, dünyada yıldızı parlayan bir ülke konumuna geldi.  

Diğer taraftan ülkeyi baştanbaşa fabrikalar, köprüler, barajlar ve yollarla süsleyen demokratlar, geniş istihdam alanları sağlayan demir – çelik fabrikaları, Aliağa Rafinesi, Keban Barajı ve GAP Projesi gibi eserler ile üretime dönük yerinde yatırımlar yaparak ülkeyi kalkındırdılar, sanayi ve tarım üretimini teşvik ettiler. Halkın refah seviyesi yükseldi.

Demokratlar, halkın manevî ihtiyacını karşılamak üzere, vatan sathında İmam Hatip Okulları, Kur’ân Kursları ve İlahiyat Fakültelerini yaygınlaştırarak dini siyasete alet etmeden maneviyata hizmet ettiler. 

Ülkenin faydasına olan bu şahane atılımlardan rahatsız olan gizli fitne komiteleri, sivil ve askerî Kemalist darbecileri iğfal ederek harekete geçirdi. Onlar da, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrat iktidarı silah zoruyla yönetimden uzaklaştırdılar. Onların yerine rahat iş birliği yapabilecekleri vizyonsuz, ehliyetsiz, Kemalizm ile barışık ve onu ayakta tutacak siyasîleri parlatarak iktidara taşıdılar. 

2002 seçim sürecinde perde arkasından çevirdikleri hile ve oyunlarla demokratları siyaset sahnesi dışına yiten darbeciler, yerlerine demokrat olmayan hâkim siyasîlerin önünü açarak iktidara taşıdılar.

MEVCUT SİYASÎLER KAYNAKLARI HEBA ETTİLER

Aralıksız 24 yıldır her defasında seçim sürecinde devletin imkân ve makamlarını tek taraflı olarak lehlerine kullanıp, adil olmayan seçimleri kazanarak iktidarda kalmayı beceren siyasîler, ilk yıllarında bazı AB reformlarını hayata geçirme gibi iyi icraatlar da yaptılar. Ancak 2010’dan sonra ipleri tam ellerine geçirmelerinin ardından demokrasiyi, adalet ve hukuku askıya aldılar.  2017’de ülkeyi tek adam rejimine geçirdiler. O tarihten bu yana toplumu bunaltan şiddetli bir istibdat rejimini tesis ettiler; kendilerine bağladıkları yargı sopasıyla muhaliflerini sindirdiler.  

Diğer taraftan ülkenin kaynaklarını lazım olan yol, köprü, metro ile birlikte, çokta lazım olmayan gökdelenler, dev alış veriş merkezleri, gösterişli adalet sarayları ve lüks devlet binaları inşasına harcadılar. Tarım ve sanayi üretimi geriledi. İnsanlar üretim yerine çılgıncasına tüketim ve israfa yönlendirildiler. Oysa bir yerde tüketim fazla, üretim az olursa, o ülke fakirleşir.

Manevî değerlerin siyasete alet edilmesi, dindar kimlikle rüşvet, yolsuzluk gibi uygun olmayan işlerin yapılması, halkın ve genç neslin önemli bir bölümünde dinden soğumaya yol açtı.   

Mevcut iktidarın ülkemizi getirdiği son nokta, içeride demokrasi ve hukukun askıya alındığı, insan hak ve hürriyetlerin çiğnendiği, yüksek Enflasyonla boğuşan, halkının çoğunun fakir olduğu, dışarıda ise ABD güdümünde tutarsız bir politika izlediği intibaını veren bir devlet hâline getirilmesidir.                                                                                                                                                                                                                                 Elhasıl: Türkiye toplumu, fitne odaklarının ve Kemalist darbecilerin oyununa gelerek seçimlerde demokratlar yerine, dindar kimliğine aldanarak demokrat olmayan siyasîleri iktidara taşımanın bedelini ödemeye devam ediyor. Çıkış, yanlış tercihten vaz geçip, daha önce denenmiş doğru tercihe yönelmektir. 

Okunma Sayısı: 1386
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Semanur Tunoğlu

    5.08.2026 13:16:04

    Hüseyin bey konu neydi? 90 lı yıllardaki ekonomik durum ile şimdiki durumun kıyaslaması idi. 90 lı yıllarda mı ekonomik durumumuz iyiydi şimdi mi daha iyi? Cemaat namına, hizmet adına, Risale-i Nurları kalkan yaparak isteyenlerin suçu, günahı, vebali yok gibi konuşuyorsunuz. Kandırılanlar değil, kandıranlar utanmalıdır. Hele de cemaat adına insanları kandıranlara sahip çıkanlar utanmalıdır. Berayı malumat.

  • Hüseyin İlhan

    4.08.2026 12:18:12

    Sema kardeş hayatımda hiçbir kişiyi kandırmadımaldatmadım.Zaten bu imani,islami hayatım bana binlerce müşteri,dost ve kardeş ikram etti. Amma 'NE İSTEDİLERDE VERMEDİK,diyen,siyonist katillere her trülü destek verdikleri ülke resmi kaynakalrı ile tescilli ,delilli olanalrın,işçi,emeklisine maaşı,hakkını vermemek için entrika,oyun oynayanalrın hile ve aldatmalarına kanmaya siz devam edebilirsiniz amma biz hakikat yolcuları aynı delikten yılana tekrar tekrar kendimizi ısıttırmayız.Siz devam edin.

  • Semanur Tunoğlu

    2.08.2026 13:42:24

    Yıl 1994. Karadenizin bir dağ köyünde yaşıyoruz. Hastalandım. Babannem beni ilçedeki hastaneye götürdü. 30 km yol. Çarşıya indik. Hastaneye gittik. İlacımızı aldık. Babannemin parası bitti. Bir simit yemeden tekrar akşama köyümüze geri döndük....bazıları da çıkmış geçmiş günlerin güzellemesini yapıyor. La havle deyip geçiyorum. O yılları bizzat yaşamasam belki inanırdım ama beni kandıramazsınız.

  • Semanur Tunoğlu

    2.08.2026 13:36:32

    Hüseyin bey takdir edersiniz ki, mantıken 10 bin dolar 500 doların 20 katıdır. Bu veriden hareketle ifade ettiğim yargıda ne tür bir hata var siz onu söyleyin? Ben size söyleyeyim hata yok. Sizin yorumunuz çok alakasız. Ben başka bir üle ile değil geçmiş ile kıyaslıyorum. Bunu gözden kaçırmanıza hayret ediyorum açıkçası. Zira çok açık bir mantık hatası bu yaptığınız şey.

  • Hüseyin İlhan

    1.08.2026 18:43:15

    Kişi başına düşen milli geliri yazan kardeşim şu an YUNANİSTAN'ın K.B.Düşen Milli geliri 28 dolar civarında.Hangi ülke daha iyi idare edilmiş kıyaslarmısın.

  • Recep Ayer

    1.08.2026 15:14:38

    3-Bir dahaki yazınızda çok daha kapsayıcı ve derinlikli siyasi ve tarihi analizleri içeren yazılar bekliyoruz sizden.Geçmişteki yazılarınızdan çok istifade ettik.Selam ve hürmetlerimle.

  • Recep Ayer

    1.08.2026 15:12:35

    "Toplumu bunaltan istibdat rejimi "tanımınıza katılmıyorum.Serbest seçimler oluyor.Muhalefet etmek isteyen kanun dairesinde muhalefet edebiliyor.İnsan hakları konusunda mesela hangi alanda istibdat var örnek verebilir misiniz?1980 leri 90 ları 2000 li hatta 2010 lu yılları yaşadık.O zamanlara göre çok daha hürüz ve çok daha insanca yaşıyoruz.Ayasofya açılmış tesettür hürriyeti var her alanda.Mukaddesata hakaret edenler gerekli kanuni müeyyideler çerçevesinde anında fiilleri karşılık görüyor mesela.Kur an öğrenmek Risale i Nurla serbest dersler serbest hangi konuda istibdat var merak ediyorum.

  • Recep Ayer

    1.08.2026 15:07:08

    1-İbrahim Bey bu konu çok polemik kaldırabilecek bir konu.Bir başkası da başka açılardan bakıp ülkenin eskiye nazaran çok daha iyi olduğu konuları söyler tartışma bitmez.Mesela sağlık ve ulaşım konularında,savunma sanayi konularında devletin insana bakışı ve insan hakları konusunda, vesayetin kırılması konusunda daha iyiyiz eskiye nazaran.Biz yaş itibarıyla DYP nin SHP ve Rafah ile koaliasyon yaptığı yılları yaşadık.DYP tek başına iktidar olmadı 1990 larda.1980 ler ise ANAP lı yıllardı.1980 öncesinin 1961 anayasasından kaynaklanan iktikrarsız yıllarını buna rağmen AP nin ülke için birşeyler yapmaya çalıştığı 1970 li yıllarda ise ilkokul ve ortaokul öğrencisiydik henüz.

  • Hüseyin İlhan

    1.08.2026 13:40:01

    60 Yıla yakın ticaret içinde olan biriyim.FAİZ bu hayat tecrübemde AKP iktidarı kadar mecbur,teşvik edilmedi.Dünde KEMALİST YAPI vardı amma 'BEN MESKEN KREDİSİ OLARAK 2 MİLYON,10 YIL VADELİ FAİZSİZ KREDİ ALDIM, Kumar dünde bugünde haram ve suç amma kumarı 'YASAL OLANI SERBEST,Yasal olmayanı suç diyerek harama yasal kılıfı geçirterek teşvik edenler,milletin taşınmazına kanun çıkardık diyerek çökenelr ne ilahi ne de beşeri kanunlara riayet etmeyendir. Son söz 1,5 liralık mazot 90 liraya,1.3 lira olan dolar 48 liraya hangi başarılı,kalkınmış ülke ile gelindiğini gösterir. Yerli PRAVDA meftunları,siyonist katillerden ödül alanın muhibbanları hesabınız zor be.

  • Salih baş

    1.08.2026 11:31:26

    Öyle demeyin sayın yazar bazı Nurcular alınır. Gönül koyarlar size

  • İrfan Özince

    1.08.2026 10:03:15

    Muhteşem bir tespit ve tahlil;Tebrik ediyorum...

  • Semanur Tunoğlu

    1.08.2026 08:20:04

    1960 yılında Türkiye'de kişi başı milli gelir 500 dolar iken bugün 10.000 dolar. Demek ki doğru ya da yanlış işler yapılıyor olsa da süreç içerisinde Türkiye maddi olarak geri değil ileri gitmiş durumda.

  • Semanur Tunoğlu

    1.08.2026 08:00:13

    Hocam tarım ve hayvancılık üretimi geriledi yargısında bulunuyorsunuz. Ancak sayısal veriler yazınızı desteklemiyor. Geçmişten günümüze tarım ve hayvancılık sayısal olarak giderek artmaktadır. Yine de tarım ve hayvancılığın toplam gelirdeki oranı yüksektir. Zira gelişmiş ülkelerde tarım ve hayvancılığın toplam gelirdeki oranı %4'ün altında seyreder. Tarım üretiminin daha verimli ve kazançlı olması için sanayi ve hizmet sektörünün tarım sektörü ile daha çok uyumlu olmasına çalışılmalıdır.

  • Osman Yıldırım

    1.08.2026 05:30:20

    Evet ne yazık ve ne hazindir ki Risale i Nur okuyam bir çok çevreler bu gerçekleri unutup fini siyasete alet eden bugünki din istismarcıdı iktidarı ve tekadam rejiminin her yaptığını alkışlamak duretiyle ülkenin ihtiyaç duyduğu Demokrat anlayışı saf dışı bırakarak ülkenin her alanda uoxlaşması ve toplumum kutuplaşarak bir çok değerin erozyona uğamasına sebep olunmuş ve ülke üretim yerne tüketim toplumu haline getirilmiştir.

  • Necati

    1.08.2026 01:33:48

    Maddi manevi kalkınmanın önündeki en büyük engel, istbdat ve baskı rejimleridir. Maalesef bu güzel ülkemiz 2017 de 1950 öncesi tek adam sistemine döndü. İktidar bütün devlet gücünü kullanarak, bu sistemi baskı ve antidemokratik uygulamlar ile devam ettirmeye çalışıyor. Bu zihniyet ile bütün demokratlar hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Bu mücadelenin medyada ki öncülüğünü Yeni Asya yapmalıdır. Etkili manşetler, etkili vurucu yazılar ile gündem belirleyen hale gelmelidir, Yeni Asya'mız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı