Resmî bayram safhaları dahil 1950 öncesi tek parti döneminin yanlış icraatlarından birine bir eleştiri veya M. Kemal ile alakalı bir mevzu siyasetin gündemine girince muhalefet partilerinin çoğu, demokrasi yerine Kemalizm’i övme yarışına girdikleri görülür.
Doğu’da ve Batı’da demokratik ve medenî ülkelerin hiç birinde, kurucu bir şahsın ölümünden seksen küsur yıl sonra bile, sık sık ülkenin gündemine getirilip resmî törenlerle anıldığı, resimleri ve sözlerinin devlet daireleri ve okul duvarlarında yer aldığı görülen ve alışılan bir durum değildir. Almanya ve Fransa’ya yaptığımız seyahatlerde böyle bir şey görmedik.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) 26 Aralık 1991’de dağılmasından sonra, başta Rusya’da olmak üzere dünyadaki komünist yönetimler, ekonomik ve siyasî baskılara dayanamayarak çöktü. (Wikipedi.org) Yıllar önce o ülkelerde dikilen Komünizmin ağa babaları olan Lenin ve Stalin’in heykelleri kaldırıldı, resimleri o devletlerin resmî binalarından indirildi.
Amerika Birleşik Devletlerinde ülke çapında bir anket yapılsa, 4 Temmuz 1776 tarihinde ABD’nin kuruluşuna öncülük yapan ve ilk ABD Başkanı olan kişinin George Washington olduğunu bilen kaç kişi çıkar?
Ülkemizde geçmişte yapılan 1960, 1971, 1980, 1997 askerî darbeler akabinde, darbecilerin dayatmalarıyla sivil siyasetçilere yaptırılan kanun, tüzük ve yönetmenliklerle tahkim edilen Kemalizm, o dönemlerden günümüze kadar aradan yıllar ve çok sayıda hükümetler gelmiş geçmiş olmasına rağmen, hâlâ kanun ve mevzuatlarda yerini muhafaza etmeye devam etmektedir. Bu ideoloji, ilkokul birinci sınıfından üniversitenin son sınıfına kadar öğrencilere zoraki öğretilmektedir.
Kemalizm, 1923’ten 1950’ye kadar ki safhada 27 yıl boyunca tek bir kişin görüşlerine bina edilen bir ideoloji olarak Misyonunu ifa etmiş ve mazide kalmıştır. Onun değerlendirilmesini tarihçilere bırakmak lazımken, onu günümüze taşımak, ülkenin kurtuluşunu onda görmek, toplumu onda birleştirmeye zorlamak, ülkeye ve halka faydası olmayan beyhude bir gayrettir.
Şimdiye kadar dünyada ideolojiler ve tek adam rejimleriyle yönetilen hiçbir devletin ilim, sanat, teknolojide kalkındığı ve zenginleşerek halkının refah düzeyini yükselttiği vaki değildir. Bilâkis böylesi ülkeler adalet ve hürriyetleri çiğnendiği, halklarının sefalet ve fakirlik içinde zor bir hayat yaşadığı devletler olduğu görülmüştür.
Ülkemizdeki muhalefet partileri, Türkiye’de maddî- manevî kaynakları heba eden, toplumu ümitsizlik ve sefalete sürükleyen istibdat ve baskı yönetimine karşı halkı demokrasi, adalet, kanun hâkimiyeti, hak ve hürriyetlerin ortak paydasında buluşturma yerine, ülke problemlerin çözümünde Kemalizm’i çıkış adresi göstermelerinin pratikte ne gibi bir faydası olabilir?
Zira halkımız ideolojilerin, tek adam rejimlerinin baskı ve zulümlerinden bîzar olmuştur. İktidara talip muhalefet partilerinden kendilerini bu kötü durumlardan kurtaracak, sosyal barış ve huzuru temin edecek demokrasi, adalet ve hürriyet eksenli vaatler, ülkeyi derin ekonomi krizinden çıkaracak gerçekçi projeler üretip kendilerine takdim etmelerini beklemektedir.
Son söz: Muhalefet partileri, demokrasi ve Kemalizm arasında bir seçim yapmak durumundadırlar. Onlar, tercihlerini demokrasi yerine Kemalizm’den yana kullandıkları sürece, bilmeliler ki AKMHP iktidarı gelecekte devam edecek, Türkiye’nin demokrasiye geçmesi hayal olacak, halkımız, hak ve hürriyetlerinden mahrum olarak, fakir ve sefil bir hayat yaşamaya, ülkemiz kaos ve krizlerle boğuşmaya devam edecektir.