"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasette dinî hamiyetin ölçüsü

İbrahim ERSOYLU
17 Temmuz 2026, Cuma
Geçen yazımızda Üstad Bediüzzaman’ın Sünühat adlı kitabında işaret ettiği ve müspet olarak gördüğü, Hz. İsa’nın (as) hakikî dininden beslenen ilim, sanat ve teknoloji buluşlarıyla, demokrasi, adalet ve hürriyetler gibi evrensel değerleri yaygınlaştırmakla insanlığa hizmet eden birinci Avrupa cereyanını incelemiştik.

Bu yazımızda aynı kitapta geçen, aradan 100 küsur yıl geçmiş olmasına rağmen güncelliğini kaybetmeyen, din adına meydana çıkan siyasî cereyanları incelemede bize hakikati gösteren ölçüleri şerh etmeye çalışacağız.   

1918’de Rusya esaretinden İstanbul’a geldiğinde Üstat Bediüzzaman’a “Dinsizliği görmüyor musun? Din namına meydana çıkmak lâzım” demişlerdir. O da, lazım, ancak din adına siyaset yapacak kişilerde muharrik vasıtanın (harekete geçirici unsurun) aşk-ı İslâmiyet ve dinî hamiyetin (gayretin) olması gerektiğini, bu durumdaki kişinin – halis niyeti sebebiyle - muvaffak olmasa da manen mesul olmayacağını söylemiştir. Harekete geçirici unsurun siyasetçilik ve tarafgirliğin (Taraftarlar oluşturup onları devlet imkânlarından faydalandırama) olması durumunda o kişinin muvaffak olsa da, - niyeti halis olmadığı için- manevî olarak mesul olacağını söylemiştir.1

Ona, muharrik unsurun, İslâm aşkı veya siyasetçilik olduğunun nasıl bilineceği sorulduğunda, “Kim fasık (günahkâr) yandaşını, dindar muhalifine su-i zan/kötü zanda bulunma bahanesiyle tercih etse, muharriki siyasetçilik olacağını söylemiştir. Hem umumun mukaddes malı olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına daha ziyade has göstermekle, kuvvetli bir ekseriyetle dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla nazardan düşürmek ise muharriki tarafgirliktir” demiştir.2

Bediüzzaman, Cumhuriyet öncesi Meşrutiyet döneminde bazı münafık zındıkların (dinsizlerin) siyaseti dinsizliğe âlet ettiklerini, buna mukabil bazı dindar siyasîlerin de, dini İslâm siyasetine alet etmeye çalıştıklarına şahit olmuş, böyle yapmanın İslâm’ın kıymetini düşüreceğini ve büyük bir cinayet olacağını ifade etmiştir. Bu çeşit siyaset tarafgirliği sebebiyle salahat sahibi bir âlimin, siyasî görüşüne muvakıf bir münafığı methettiğini, görüşüne muhalif salih/makbul bir hocayı da tenkit edip günahkârlıkla itham ettiğini görmüş, şeytandan ve siyasetten Allaha sığınırım” demiştir.3

1970’lerde ve sonraki dönemde meydana çıkan dindar kimlikli siyasîler, “Bize oy vermeyenler patates dinindendir”, “ Bu seçimde Müslüman sayımı yapacağız” demişlerdi. Günümüzdeki hâkim siyasîler de, geçmişte yaptıkları bir siyasî propagandada “ Bize muhalif olanlar şer cephesini temsil ediyor” diyerek kendilerini hak cephesinde, muhaliflerini şer cephesinde konumlandırmışlardır. 

Ne yazık ki bu tavır, % 80’i ehl-i tahkik olmayan, dinî değerleri taklit yoluyla benimseyen toplum çoğunluğunun dinden soğumasına, hatta imanlarının tehlikeye girmesine yol açmaktadır.

Türkiye’de demokrasi şuuru gelişmediği için, toplum demokrasinin kıymetini bilemedi. Türkiye toplumu, ülkeyi maddî – manevî alanda kalkındıran, demokrasi ve refah yönünden hür Batı devletlerin standardına yükselten Adnan Menderes ve Süleyman Demirel liderliğindeki Ahrar/Demokrat iktidarlarının değerini idrak edemedi. Kemalist derin devletin tuzağına düşüp, demokratları bırakıp demokrat olmayan dindar kimlikli siyasîlerin dindarlık görüntülerine ve aslı olmayan parlak sözlerine kanarak onları iktidara taşıdılar.

Aralıksız 23 yıl süren Siyasal İslâm akımının iktidar tecrübesi, Türkiye’ye çok pahalıya mal oldu, başta dinî hizmetler olmak üzere her alanda tahribat ve yıkıma yol açtı.

Çare; başarısı defalarca ispatlanan Ahrar/Demokrat misyonunu ayağa kaldırıp iktidara taşımaktır. 

Okunma Sayısı: 211
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı