"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bylock iftirasında bir feryat daha: “3 yaşındaki kızım baba diye ağlıyor”

Kâzım GÜLEÇYÜZ
08 Nisan 2017, Cumartesi
18 Temmuz’da açığa alınan eşim 31 Temmuz’da 10 yıl hizmet verdiği TSK’dan “terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla ihraç edildi.

Yargısız infazla, ifadesi dahi alınmadan sorgusuz sualsiz işine son verildi, ama biz hiç üzülmedik, çünkü ailelerimiz bize kadere inanmayı, isyan etmemeyi, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmayı öğretirken, bir insanın imanının kuvveti kadar imtihanının da şiddetli olacağını söylemişlerdi. 

Daha sonra, sil baştan yeni bir şehirde yeni bir hayata başlamaya karar verdik, hâlâ borcunu ödemeye devam ettiğimiz arabamızı sattık, risk aldık, mahalle bakkalı tarzında küçük bir market açtık.

Eşim yedi ay boyunca emniyetten sorguya çağrılmadı, evimizde herhangi bir aramaya gelinmedi, hâkim veya savcı karşısına çıkarılmadı. Hukuk sürecinin başlaması için başvurduğu AYM ücretini ödemeye gittiğinde hakkında beş aydır yakalama kararı olduğunu öğrenerek orada gözaltına alındı ve tutuklandı.

Ben şimdi 3 yaşındaki kızımla beraber ailemin yanında İzmir’deyim, eşim Hatay Cezaevinde, yeni evimiz ve işimiz Balıkesir’de ve ben bu işyerini kapatmak zorundayım. Her gün kızımın “Anne, babam işe başladı değil mi, para kazanıyor, bana herşey alacak” diye sorduğu sorulara cevap veriyor, ona babasının yokluğunu hissettirmemeye çalışıyorum, ama nereye kadar? Gece baba diye ağlayan, gündüz elinde fotoğrafıyla gezen daha 3 yaşındaki bu çocuğun psikolojisini nasıl düzelteceğim? Hani diyorlar ya mağdur yok!

Eşim tam 14 gün boyunca gözaltında tutuldu, bir hafta Balıkesir’de, diğer hafta en son görev yeri olan Hatay’da. Mahkemeye çıkarıldığında, 2014 Eylül’ünde kapatmış oldugğu hattında Bylock bulunduğu iddiası ile tutuklandı ve işin garibi eşim 2014’te tuşlu telefon kullanıyordu. 

Şimdi Hatay Cezaevinde ve ben açık görüşüne de, kapalı görüşüne de gidemiyorum. İki haftada bir telefon görüşmesi yapıyoruz. Gidemiyorum, çünkü İzmir Hatay arası otobüs mesafesi 18 saat, uçakla 1 saat 45 dakika. Ne otobüse, ne de uçağa verecek param yok. Buradan sesleniyorum, ben eşimi, kızım babasını göremiyor. 

Bu anlattıklarım mağduriyet değilse ne? Yoksa Müslümanım diyenlerin Müslümanım diyenlere zulmü mü? Allah’a emanet olun, dualarınızı eksik etmeyin.

Nur için verdiğimiz mücadeleyi, aynı zamanda onun gibi olan diğer bütün masum ve mazlumlar için de veriyoruz.

Nur’a verdiğimiz bir başka mülâkat: Cemaatler Kemalizme karşı ortak tavır almalı - http://www.yeniasya.com.tr/n-nur-ener/cemaatler-kemalizme-karsi-ortak-tavir-almali_361883

Darbezede siyasetten otoriter siyasete - http://www.yeniasya.com.tr/video/darbezede-siyasetten-otoriter-siyasete_428200

Okunma Sayısı: 13972
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • hatice

    8.4.2017 23:38:44

    Buna çok benzer mağduriyeti bende yaşıyorum sadece şehirler farklı benimde iki buçuk yaşında kızım var ben adanada eşim diyarbakırda cezaevinde 15 günde bir 10 dk tel görüşmesi işin en kötü tarafı eşim 8 aydır cezaevinde kızım babasının varlığını unutacak nerdeyse ..simdi tek dediği şey babamı istemiyorum kızgın babasına ..biz zaten bu ülkenin insanı değiliz ya bizi ne duyan var ne gören.. .

  • Özcan Erkiş

    8.4.2017 17:09:47

    (3) Referanduma bir hafta kalmış olmasına rağmen, menfi ve menfaatçi siyasetin söylemi aynı. Hiddeti ve şiddeti, kin ve adaveti netice verecek tarzda devam etmektedir. Yalan, mugalata ve çarpıtma temel argüman. En kötüsü de meselenin bir din iman kavgası hâline getirilmesi. Toplum pimi çekilmiş bomba gelmiş, kimin umurunda. Meselâ bu referandumda bilhassa iktidarın ayrıştırıcı, hedef gösterici menfi söylemi, aynı ülke insanını karşıya getirmektedir. Hatta bu hiddet ve şiddet siyaseti söylemi, "baştan beri yanlış"olduğu bizzat hükûmet sözcüsü tarafından söylenen "Suriye politikası" sebebiyle Türkiye'ye sığınan Suriyeliler ile bizim vatandaşlarımız arasında kavgayı bile netice vermektedir. Dahili terörü tetikleyen fevkalâde tehlikeli bu siyaset tarzından, milletin ve memleketin istikbali hesabına vazgeçilmelidir. Gelecek oyların "2 puan" artması, milletin ve memleketin istikbâlinden daha mı kıymettar ve ehemmiyetlidir?

  • Özcan Erkiş

    8.4.2017 16:35:21

    (2) Sözde "dindar "ama hakikatte Siyasal İslâmcı iktidarın zihniyetini çok güzel özetleyen bir sözü, mağdur ettikleri insanlar için söylemişlerdi: "Ağaç kökü yesinler! " Şu anda yaşananlar mağduriyetin çok ötesinde bir ZULÜMdür. Müslümanın müslümana zulmü. Önce OHAL ile demokratik hukuk devletini sonra da temel insan hak ve hürriyetlerini yok ettiler. Bunların hiç biri inkâr edilemez. Normal hâle avdet ettiğimizde ve adalet mekanizması sağlıklı işler hâle geldiğinde hak yerini bulacak ve inşâallah hukukun üstünlüğüyle haklı olanlar haklarını alacaklardır. Çünkü Hakk'a istinad eden haklılar mağlup olmazlar. Mağlubiyeti muvakkattır. Zulüm de devam etmez...

  • Özcan Erkiş

    8.4.2017 16:20:25

    Sayın Güleçyüz, artık sözün bittiği değil, sözün bir kıymetinin kalmadığı bir süreci yaşıyoruz. Sözler tesirsiz, feryatlar vicdanlarda yeterince ma'kes bulmuyor. Neden acaba? Korku ve baskıdan mı? Yoksa toplumsal algıya ve hipnoza maruz kaldığımızdan mı? Veya genetiğiyle oynanmış gıda maddeleri misüllü, Siyasal İslâmcı iktidarın milletin dinî ve imâni genetikleriyle oynamasından mı? Zira bu kadar mağduriyet ve zulüm ve feryat karşısında böyle bir suskunluk ve duyarsızlık, toplumun istikbali hesabına hiç hayra alamet değildir. Fakat her şeye rağmen ümitvarız ve duâ ediyoruz. Zira yeis-i mutlak küfürdür, biliyoruz.

  • 672 KHKlı

    8.4.2017 15:40:11

    Sanki bizim durumumuzu yazmış. Hasbünallah ve nimel vekil.

  • Ali Tam

    8.4.2017 03:34:46

    Yarin bizim de bir Nur kizimiz Medrese-i Yusufiye'de 40 lanacak. O her saat zulmen haksizca hapiste gecen zamanina bedel sevaplara nail olurken, ona zulmeden müsebbibleri günahlarini cogaltiyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı