"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ceren’in asıl katili

Kâzım GÜLEÇYÜZ
10 Aralık 2019, Salı
Muğla’da Gülenda isimli 19 yaşındaki genç kızın acımasız bir “flört vahşeti”ne kurban gitmesinin üzerinden çok zaman geçmemişti ki, Ordu’dan gelen yeni bir cinayet haberiyle sarsıldık.

Bu defaki kurban 21. yaş gününü kutlamaya hazırlanırken eve dönüş yolunda peşine takılıp karşısına çıkan ve hiç tanımadığı bir şahsın katlettiği Ceren Özdemir’di.

Arkası gelmeyen kadın cinayetleri konusundaki kamuoyu duyarlılığının artmış gibi göründüğü, ama sorunun temeline ve çözüme yönelik kayda değer bir gelişmenin yaşanmadığı bir ortamda üst üste gelen bu cinayetlerin, eşzamanlı olarak  gerçekleştikleri halde sessiz sedasız geçiştirilen benzer olaylardan farkı, bazı sansasyonel taraflarının da bulunmasıydı.

Bilhassa Ceren Özdemir cinayetinin.

Bu korkunç olayın en çarpıcı yönlerinden biri, katilin, hakkında verilen “Tehlikelidir” şeklindeki uzman raporuna rağmen açık cezaevine nakledilmiş ve oradan firar etmiş olmasıydı. Bilerek salıvermek gibi birşey...

Basında çıkan haberlerden, benzer durumda olan ve çıkar çıkmaz yine cinayet işleyen başkalarının da olduğu öğreniyoruz.

Toplumda hatırı sayılır bir kesim ne zamandan beri infaz indirimi ve tahliye beklerken azılı katiller için bu süreç başlamış bile!!!

İşin en çarpıcı taraflarından biri, bu katillerin firarı için uygun zeminin, 2016’da çıkarılan 671 sayılı KHK ile hazırlanmış olması. Malûm tutuklamalar çoğalınca cezaevlerinde yer açmak için, Ceren’in katili gibi psikopatlara da açık cezaevine nakil yolu açılmış. Neticesini görüyoruz...

800 civarındaki bebeği anneleriyle birlikte içeride tutma inadını sürdürürken, bu gibi azılı katillere firar yolu açan OHAL düzeni.

Darbeyle de, terörle de hiçbir alâkaları olmayan nice insanı sorgusuz sualsiz işten çıkarıp bütün haklarını gasp ederek aileleriyle birlikte perişan ederken, psikopat canileri göz göre göre salıveren KHK zihniyeti.

Ceren’lerin katlinden bu zihniyet de sorumlu.

Hâlâ KHK’ları savunan ve bunu yaparken “Tercih değil, zorunluluk” diyen yetkililer işin bu cihetini hiç akıllarına getirdiler mi? O tavırlarıyla koruyup sürdürmeye çalıştıkları halin daha ne fecaatlere kapı açtığını ve bunun hesabını  nasıl vereceklerini hâlâ düşünmeyecekler mi?

Okunma Sayısı: 3984
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Numan Kurt

    10.12.2019 20:08:31

    Teşekkür ederim Kazım bey.Haklısınız.

  • Yusuf taha

    10.12.2019 16:55:36

    Hakkaniyetli ve adaletli idarecilerin olmadığı ülkede fesat çıkar.

  • Abdulkadir Turan

    10.12.2019 15:31:12

    Toplumda eğitim ve ahlâk bilinci baş göstermedikçe;Allah muhafaza bu tür cinayetler daha çok meydana gelebilir.Gencecik bedenler,cahil ve azılı katillerin çirkin elleriyle ölüme mahkûm ediliyor.Toplum ise sadece seyirci.Yetkililer ise acil durum ilân edip,bu meseleye derhâl el uzatmalı ve çare yollarına başvurmalıdır.

  • Serkan Durmuş

    10.12.2019 10:34:59

    Peygamberimiz önce şirk toplumunda sıfat ve esma-i ilahiyeyi tashih etti. Tevhid inancını tesis edip mümin bir topluluk oluşmasına sabırla çalıştı. Mümin olanların Müslim olması için önce zulme savaş açtı ve adaleti savunup tesis etti. Bunu gören birçok müşrik de Müslim oldu çünkü adalet ekmek su gibi temel ihtiyaçtı. İslam medeniyeti ve şeriatı ( muamelat esasları )böyle yükseldi. Bediüzzaman cumhuriyet sonrası için iman hayat ve şeriat tasnifini tam da bu minvalde yapmış. Dinsizliğin belini kıran müminler bir türlü müslimce davranamıyor ki zamanın müşrikleri adalet sancağı altında mümin olsun. Bediüzzamanın dediği gibi: İslamiyete layık doğruluğu yaşamadığımız için insanların fevc fevc mümin olmasına engel oluyoruz. Ne demişler balık baştan kokar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı