"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ergenekon dersleri

Kâzım GÜLEÇYÜZ
03 Temmuz 2019, Çarşamba
12 yıl önce başlayan ve şimdiki Cumhurbaşkanının o zaman Başbakan sıfatıyla “Millet adına savcısıyım” diyecek kadar sahiplendiği Ergenekon davası 235 beraat kararıyla sonuçlandı.

Ergenekon davasını en baştan sakatlayan ve mağduriyetlere yol açan en önemli sebeplerden biri soruşturma ve yargı süreçlerindeki âdil yargılanma hakkı ihlâlleriydi.

Süreç boyunca Kuddusi Okkır, Ali Tatar, Kâşif Kozinoğlu gibi isimlerin dahil olduğu 18 kişi içeride veya dışarıda vefat etti. 12 yıl sonra verilen kararın onlar için bir anlamı yok.

Peki, delil yetersizliği gerekçesiyle verilen beraatle, dava konusu karanlık yapı ve ilişkiler temize çıkmış oldu mu, o da tartışılır.

Sonuçta, söz konusu hukuk ihlâlleri hem “darbecilerle hesaplaşma” iddiasını boşa ve şaibeli yapıları “temiz”e çıkardı, hem de yol açtığı mağduriyetlerle hukuka gölge düşürdü.

Yerine rövanş mantığıyla ikame edilip nice masumun hayatını karartan malûm davaların da çoğu karara bağlandı ve sonuca yaklaşıldı, ama nihaî netice bakalım ne olacak?

Biz meş’um 15 Temmuz kalkışması için başından itibaren ısrarla hep şunu tekrarladık:

250 insanımızın şehit olmasına sebebiyet veren bu kanlı fitneyi tezgâhlayanlar, uygulayanlar, alet olanlar... kimlerse sağlam delillerle tesbit edilip en ağır cezalar verilsin.

Ancak bu olay fırsat bilinip iş kurunun yanında yaşı da yakacak bir cadı avına dönüştürülmesin ve masumların canı yakılmasın.

Herşey hukuk içinde yürüsün. 

Ama maalesef içinden geçtiğimiz süreçte de bu çağrılara itibar edilmediği için, artarak devam eden vahim ihlâller yeni ve çok daha ağır ve yaygın mağduriyetlere sebep oluyor.

Bu kısır döngüden artık çıkmalıyız.

Gündemdeki yargı paketlerinin birinci önceliği bunu sağlamak olsun. Yargı üzerindeki derin baskılar kalksın. Hukuk kendine gelsin. Adalet tecellî etsin ve hak yerini bulsun.

Konuyu bağlarken son bir notumuz var:

Biz Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde de “Hukuk herkese lâzım, adaletten şaşılmasın” diyorduk, şimdi de aynı şeyi söylüyoruz. 

Ama o zaman bize “Ergenekoncu” diyenler şimdi çok daha farklı ve başka havalarda. 

Âkif’in deyişiyle “Edepten yok payesi; bir kızarmaz yüz, bir yaşarmaz göz bütün sermayesi” olunca, “normal!” deyip geçelim.

Okunma Sayısı: 4189
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    3.7.2019 15:04:49

    "Herşey hukuk içinde yürüsün" diyorsunuz. Lakin önce sorgulanması gereken "sistem" değil mi? Parlamenter demokratik hukuk devletini tekçi, tekelci sisteme dönüştüren, kuvvetler ayrılığını kaldıran bir yapıdan "Herşey hukuk içinde yürüsün" talebinin gerçek muhatabı olan yargının -mesela- durumu nedir? Siyasette durum, "Âkif’in deyişiyle “Edepten yok payesi; bir kızarmaz yüz, bir yaşarmaz göz bütün sermayesi” olunca" ülkenin durumuna normal demek pek mümkün görünmüyor. İftiranın bile mantığının değiştiği günleri yaşıyoruz. Eskiden "çamur at izi kalsın" denilirdi. Şimdi ise "çamur at tahliye ol" deniliyor. 23 Haziran, siyaset tarzını bile değiştirdi. Artık "sessiz" ve "derinden" gitmek yeni tarz-ı siyaset. Çok şeyleri olup bittikten sonra öğreneceğiz. Dolayısıyla ders ve ibret almaya vakit de kalmayacak. Vesselam.

  • Gündüz Alp-2

    3.7.2019 14:42:03

    En yakın canlı iki örnek: 31 Mart ve 23 Haziran. "....Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde de “Hukuk herkese lâzım, adaletten şaşılmasın” temennisinde dile getirilen "hukuk ve adalet" yalnızca darbe süreçleri için değil seçimler de dahil olmak üzere bütün süreçlerde lazımdır. 31 Mart yerel seçiminde kendi lehine sonuç çıkmayınca "hukuku" kullanarak "adaleti" şaşırtan ve söylemleriyle halkı yanıltan iktidar ve ortağı, anlaşılan o ki Ergenekon ve benzeri antidemokratik süreçlerden ders almamış. Zira "kurunun yanında yaşı da yakacak bir cadı avına dönüştürülen ve masumların canını yakan" bir uygulama ve anlayış, ders ve ibret alınmadığına hem işaret hem şahitlik eder. Tarihin tekerrürü de işte bu noktada başlıyor: Ders almamak! Bırakın kendini sorgulamayı, sorgulayanları "edepsizlik" muhalifi "sefih" olmakla itham eden bir anlayıştan, tarihten ders çıkarmasını ya da ibret almasını beklemek, fazla iyimserlik veya "safdillik" olmaz mı?

  • Gündüz Alp

    3.7.2019 14:21:12

    Sayın Güleçyüz, seçmeni yoran ve bunaltan "seçim"den daha ziyade "geçim derdi" başta olmak üzere; rafa kaldırılan demokrasi ve hukuk, yok edilen hürriyet ve adalet ile pervasızca ihlal edilen insan haklarıdır. Sözde "dindar" ya da "kendine demokrat" olan siyasilerin (menfaatleri gereği) bunu anlaması hayli zordur. Zira menfi tarzda menfaat üzere cereyan eden siyasetin, tekçi ve tekelci yönetim anlayışlarının "ders çıkarma" "ibret alma" gibi huyları çok fazla inkişaf etmemiştir. İşte ülkemiz! Dün, Ergenekon için "savcı" pozisyonu alan ve fakat "kumpas" diyerek Türkiye'nin darbe ve darbecilerle hesaplaşma sürecini boşa çıkartan tavırları...Ve beraat. Sanki bu ülkede hiç darbe olmamış, darbeye teşebbüs edilmemiş gibi.. Bugün, "Allah'ın lutfû" denilen 15 Temmuz kalkışması ve zulümlere ardına kadar açılan kapılar... Ders alınmış mı?

  • Abdülhalim ASA

    3.7.2019 11:50:55

    Konuya dönecek olursak, maattessüf, müteaddit defalar “Dün” terörist, bugün vatan kahramanı serencamı, kişiler ve olaylar üzerinde 100 yıla yakın bir zamandır ülkemizde bu minvalde dönüp duruyor, bu sebepten ötürü, gazetemizin bu konularda biz demiştik, düsturu anlayanlar için çok şey ifade ediyor. Bu noktada üstadın eski dönem eserleri ve içtimai konulara haiz lahikaların hayatımızda daha çok tatbikat alanına sirayet etmesi gerektiğini düşünüyorum. Kıymetli Camiamız başta olmak üzere Cenab-ı Hakkın Din-i mübin-i İslam-ı ve çok sevdiğim, Nurcu ağabey ve kardeşleri ailelerimizle birlikte hak yoldan ayırmamasını temenni ediyorum.

  • Abdülhalim ASA

    3.7.2019 11:50:37

    Kazım ağabey Yeni Asya’nın maattessüf anlaşılamayan tavrı Kuran’ın temel bir düsturu olan hiç kimse başkasının günah yükünü yüklenemez ayetinin tefsirini çok veciz bir ifadeyle risalelerde beyan eden Üstad Hazretleri koca kitapta bir iki satır için bütün kitabı mahkum edemezsiniz diye suç ve suçlu ile ilgili çok mühim bir pencere açıyor, Yeni Asya mensupları olarak bizler bu hali yaşamaya gayret ediyoruz, gazetede bu minvalde bizlerin bu fiili hareketinin metinsel bir ifadesi oluyor.

  • Osman YILDIRIM

    3.7.2019 08:26:01

    Evet, Sayın Güleçyüz maalesef biz hersey hukuka uygun olsun dediğimiz zamamn bazıları" Siz Ergenekoncusunuz" diyordular. Şindi yine hukuk işlesin herşey hukuk çerçevesinde ceryan etsin diyoruz ayni kuşiler bize " Siz FETÖ cüsünüz" demekteler ve işin en garibide bunu söyleyenler yıllarca birlikte omuz omuza hizmet ettiğimiz kişilerdir. Yani baltanın sapı olanlardır. Bu ne çetin bir imtihandır anlamak çok zor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı