"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Savaş fitnelerini bitirmek için

Kâzım GÜLEÇYÜZ
26 Şubat 2020, Çarşamba
Arap tarihinde haram aylar olarak bilinen Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarında cahiliye dönemi Arapları bile aralarındaki çatışma ve savaşlara ara veriyorlardı.

Aradan bunca asır geçti, halimiz ortada.

Bir Receb ayına daha girdik; Suriye, Libya, Yemen, Afganistan ve Irak gibi İslam beldelerinde iç çatışmalar hız kesmeden devam ediyor.

Her fırsatta “İslam barış dinidir” sözünün tekrarlandığı bir ortamda çok acı bir tablo.

Her bir savaşın, yıllardır bütün şiddetiyle devam ettiği ülkeleri ne hale getirdiği ortada.

Sovyet işgaline karşı bütün dünyanın hayranlıkla izlediği bir destan yazan mücahitlerin ülkesi Afganistan, işgalcileri kovduktan sonra sürüklendiği iç savaş fitnesinde yüz binin çok üzerinde insanını kurban verdi.

Dış parmakların müdahalesi ve asker göndermesi ile daha da karmaşık hale gelen bu durum, Irak, Yemen, Suriye ve Libya gibi ülkelerde çok daha vahim sonuçlar doğurdu.

İşin en hazin tarafı, Cahiliye Araplarının bile uyduğu “haram aylarda savaşmama” hassasiyetinin günümüzde kendini Müslüman addedenlerin adresine hiç uğramaması.

Bizim de maalesef müdahil hale getirildiğimiz Suriye ve Libya’da yaşananlar malûm.

Barış ve huzurun en çok hâkim olması gereken İslam beldelerindeki bu yürek yakıcı çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi için öncelikle Müslümanların inisiyatif alıp seferber olması icab ederken, bu yönde herhangi bir işaretin görülmeyişi de son derece üzücü.

Daha da acı olan, Receb-i Şerife ve üç aylara, bu çatışma ülkelerinden gelen şehit haberleriyle girmiş olmamız. İdlib’de şehit sayısı 16’ya çıkmışken, Libya’da Cumhurbaşkanının önce “birkaç tane” deyip sonra “iki tane”ye indiren sözleriyle haberdar olduğumuz, ama gerek sayıları, gerek isim ve kimlikleri hakkında hiçbir resmî açıklama yapılmayan şehitlerimiz söz konusu.

Halihazırda kan gölü olan bu coğrafyaları asırlarca ahenk ve huzur içinde yönetebilmiş bir cihan devletinin vârisi olarak Türkiye buralardaki çatışmalara muharip taraf olarak müdahil olma yanlışına düşürülmemeliydi.

Onun yerine, çatışmaların dışına ve üzerine çıkan kapsayıcı bir yaklaşımla arabulucu ve uzlaştırıcı bir tavır ve duruş ortaya koyarak barışı hâkim kılmaya odaklanmalıydı.

Duamız, ibrenin artık barışa dönmesi için.

Okunma Sayısı: 2570
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • erhan

    26.2.2020 12:32:56

    evet, dikkat ederseniz bütün bu olaylar, yani savaş, kan, zulüm, hep islam coğrafyasında oluyor, Saddam'ın ırakı, Humeyni'nin İranı, Beşar'ın suriyesi, Kaddafi'nin libyası, Salih'in yemeni, daha sayamadığımız bir çok örnek ülke ve yönetim şekli vardır. eğer bir ülkede haksızlıklar almış başını gidiyorsa, o ülkeyi yönetenler para ve güce tapınmaya başlamışsa, bu uğurda muhalefet eden her kişiyi o cu bu cu diye bir torbanın içine atıyorsa ve bütün Yargı sistemini kendi istediği memurlar gibi kullanıyorsa, o ülkenin iflah olması mümkün değildir. bu nedenle DEMOKRASİ diyoruz, insan hakları diyoruz, Hak, Hukuk, Adalet diyoruz. kendi şahsi, ailevi,yandaş, candaş grupların çıkarlarını Ülkelerinin çıkarlarından daha çok önemseyen yöneticiler olunmaması için bu ülkelerde siyasi iktidarların 2 dönem ile sınırlandırılması anayasaların değişmez maddesi haline getirmek lazım. "Zalimler için yaşasın Chennem"

  • Abdulkadir Turan

    26.2.2020 12:28:43

    Bu fitneyi bertaraf edip söndürmenin yegâne çaresi;Tüm İslâm ülkelerinin biraraya gelip,elele vererek ve diplomasi dilini kullanarak,zâlimlere ve zulmüyle övünenlere,misliyle hatta daha fazlasıyla karşılık vermek ve onların beslendiği kaynakları (zor olsa da) kurutmaya çalışmaktır.

  • Ali Tam

    26.2.2020 10:01:29

    "Tükürün zâlimlerin o hayâsız yüzüne!" 6- Gün Savasinda bir Misirli pilotun Yahudiler tarafindan parayla satin alinmasi ile bir Savas Ucagini Israile indirmesi ile Yahudilere tüm bilgileri carsaf gibi seren hain sayesinde Araplarin Cühelalari Dünya'ya rezil edildiler. Israil durmadi Türkiye'den Suudi Arabistandan, BAE'den, Iran, Irak, Suriye, Sudan, Libya vb Islam Cografyasindan HAINLERI satin alarak Zalimlerin ülkelerini hallac pamugu gibi SEFALETE SÜRÜKLEMELERINE neden oldu. Nasil Zalimlere Tükürülür onu bile beceremez hale geldik, yukarisi biyik asagisi sakal tükürük mezrasi oldu ama Zalimlerin yüzü AK-PAK. Hergün Depremler, Seller, Ciglar ve sair BELALAR da bize ders ve ibret olmuyor gibi. Birakin Haram Aylarin kudsiyetine muhalefeti IMANIMIZ TEHLIKEDE, DEAS KEFERELERI KABEYE Şirk, Israıl Keferelerı KIRLI POSTALLARIZLA Mescid i Aksa'yı kirletiyor. Kılımız kıpırdamıyor. Bu NASIL IMAN?

  • Aydın Bak

    26.2.2020 01:12:11

    Yeni Asya Gazetemizin, 5 1.nci yılını tebrik ediyor, başarılar diliyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı