"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân’dan Risale-i Nur’a yansımalar

M. Fahri UTKAN
03 Aralık 2021, Cuma
Kur’ân dört ana konu üzerinde tahşidat yaptığı gibi Risale-i Nur Külliyatı’nda da bu dört konu (Tevhid/Allah’a iman, Nübüvvet/Peygamberlik, Haşir ve ibadet ile adalet) üzerinde çokça durulmuş ve asrın anlayışına uygun açıklamalar yapılmıştır. Bütün Külliyatı delil olarak gösterebileceğimiz gibi aşağıda bazı bölümleri nazarlarınıza arz etmek istiyorum. Faydalı olması ümidiyle...

1) Kur’ân Besmele ile başladığı gibi, Risale-i Nur Külliyatının da ilk konusu Besmele/ ‘Bismillahirrahmanirrahim’ ile ilgilidir.

2) Bazı konuların birçok yerde tekrar edilmesi.

Bu konuda Üstad şöyle diyor:

“Ben gönderilen risaleleri mütalâa ettim. Bir kısım hakikatleri mükerrer gördüm. Makam münasebetiyle tekrar edilmiş. Benim arzu ve belki ihtiyarım olmadan ne için böyle olmuş, kuvve-i hafızama gelen nisyandan sıkıldım. Birden şiddetli bir ihtar ile, ‘On Dokuzuncu Söz’ün âhirine bak’ denildi. Baktım, risalet-i Ahmediyenin (asm) mu’cize-i Kur’âniyesinde tekraratının çok güzel hikmetleri, tam tefsiri olan Risaletü’n-Nur’da tamamıyla tezahür etmiş. O tekrarat, o hikmetler için tam yerinde ve münasip ve lâzım olmuş.” (Kastamonu Lâhikası, s. 29)

Yine bir başka yerde aynı konu için Üstad şunları söylüyor:

“On Dokuzuncu Söz’ün âhirinde Kur’ân’daki tekrarın ekser hikmetleri Risale-i Nur’da dahi cereyan eder. Bilhassa ikinci hikmeti tam tamına vardır. O hikmet şudur ki: Herkes Kur’ân’a muhtaçtır. Fakat herkes her vakit bütün Kur’ân’ı okumaya muktedir olamaz, fakat bir sûreye galiben muktedir olur. Onun için en mühim makàsıd-ı Kur’âniye, ekserî uzun sûrelerde derc edilerek her bir sûre bir Kur’ân hükmüne geçmiş. Demek hiç kimseyi mahrum etmemek için, haşir ve tevhid ve kıssa-i Mûsa (as) gibi bazı maksatlar tekrar edilmiş. Aynen bu ehemmiyetli hikmet içindir ki, bazı defa haberim olmadan, ihtiyarım ve rızam olmadığı halde, ince hakaik-ı imaniye ve kuvvetli hüccetler, müteaddit risalelerde tekrar edilmiş. Ben çok hayret ediyordum; neden bunlar bana unutturulmuş, tekrar yazdırılmış? Sonra kat’î bir surette bildim ki; herkes bu zamanda Risale-i Nur’a muhtaçtır. Fakat umumunu elde edemez; etse de tam okuyamaz. Fakat küçük bir Risale-i Nur hükmüne geçmiş bir risale-i camiayı elde edebilir ve ekser vakitlerde muhtaç olduğu meseleleri ondan okuyabilir. Ve gıda gibi, her zaman ihtiyaç tekerrür ettiği gibi, o da mütalâasını tekrar eder.” (S. T. Gaybî, s. 59-60)

Bu konuda başka bir örnek:

“Tembih: Risale-i Nur, Kur’ân’ın ve Kur’ân’dan çıkan bürhanî [delile dayalı, ispatlı] bir tefsir olduğundan, Kur’ân’ın nükteli, hikmetli, lüzumlu, usandırmayan tekraratı gibi onun da lüzumlu, hikmetli, belki zarûrî ve maslahatlı tekraratı vardır. Hem Risale-i Nur, zevk ve şevk ile dillerde usandırmayan, daima tekrar edilen Kelime-i Tevhidin delilleri olmasından, zarûrî tekraratı kusur değil; usandırmaz ve usandırmamalı.” (Şuâlar, s. 137)

3) Kur’ân’ın bâtıl dinleri ve dinsiz felsefeyi mağlûp etmesi gibi, ondan ders alan Risale-i Nur’un da felsefecileri ve ilmen dalâlette olanları mağlûp etmesi.

“Teşbihte hata olmasın, nasıl ki Kur’ân’ın gayet kuvvetli ve mantıkî hakikati, sair dinleri, felsefe-i tabiiyenin savletinden ve galebesinden kurtarıp onlara bir nokta-i istinad oldu, taklidî ve aklın haricindeki usûllerini de bir derece muhafaza etti; aynen öyle de, bu zamanda onun bir mu’cizesi ve nuru olan Risale-i Nur dahi felsefe-i maddiyeden gelen dehşetli dalâlet-i ilmiyeye karşı avâm-ı ehl-i imanın taklidî olan imanlarını, o dalâlet-i ilmiyenin savletinden kurtarıp umum ehl-i imana bir nokta-i istinad ve yakın ve uzaklarda olanlara dahi zabt edilmez bir kal’a hükmüne geçmiştir ki bu emsalsiz dehşetli dalâletler içinde yine avâm-ı mü’minînin imanını şüphelerden ve İslâmiyetini hakikatsizlik vesveselerinden muhafaza ediyor.” (Emirdağ Lâhikası, s. 169)

4) Kur’ân’ı okumak nasıl sevaplara sebep oluyorsa, Kur’ân hakikatleri olan Risalelerin okunması da vird ve duâ niyetine geçmesi.

“Haşiye: Sirâcü’n-Nur’u tashih ederken, bu Ramazan’da ehemmiyetli virdlerime tam vakit bulamadığımdan müteessir oldum. Birden ihtar edildi ki: Okuduğun bu mebhaslar, bir cihetle ibadet olduğu gibi, hem ayn-ı mârifetullah ve zikrullah ve huzur-u kalbî ve muhabbet-i imaniye olmasından, senin noksan bıraktığın virdlerinin yerini tam doldurur. Ben de elhamdülillâh dedim.” (Emirdağ Lâhikası, s. 417)

Okunma Sayısı: 851
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı