"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İki türlü siyaset: Müsrif ve muktesit

M. Latif SALİHOĞLU
14 Mart 2019, Perşembe
Bu zamanda “âzamî ihlâs” düstûru ile hareket edenler, aynı şekilde “âzamî iktisat” ile yaşamaya da büyük gayret gösterirler ve göstermeliler.

Kezâ, iktisatla yaşayan, huzur ve bereket bulur; ayrıca, israfı teşvik eden Süfyaniyetin damına-tuzağına düşmekten kurtulur.

Evet, şu dehşetli âhirzaman devrânında, herkes için böylesine mühim, böylesine keskin bir yol ayrımı söz konusudur: İktisatlı yol ihlâsa götürür; israflı yol, ifsada doğru sürükletip yuvarlandırır.

* * *

İçinde duygusallık barındıran siyasetler, haliyle duygu sömürüsüne ve türlü istismara açık olur: Türkçülük, Kürtçülük, Atatürkçülük gibi. Tabiî ki, “Din adına siyaset” de buna dahildir ve aslında en zararlı, en tehlikeli olanıdır.

Bu türden istismara açık olan siyasetler ise, tarafgirlik hatırına israfa yol açar, kapı açar, envâ-i çeşit tünel ve kanallar açar.

O halde, içinde duygusallık barındıran ve israfı mübah gören bu tarz-ı siyasetten uzak durmalı, ona giden yollara sülûk etmemeli.

Hele ki, “din adına” veya “dindarlık” görüntüsüyle siyaset yapanların, israflı-müsrifli faaliyetlerde bulunmaktan bilhassa kaçınması icap eder. Aksi halde, katmerli bir günahın, katmanlı bir vebâlin altına girmiş olurlar: Hem “dini âlet etmek”ten, hem de “israflı faaliyet”te bulunmaktan dolayı...

* * *

Üstad Bediüzzaman’ın tarif ve tercih ederek ders verdiği tarz-ı siyaset ise “muktesit meslek”tir. Fevkalâde zengin bir mahiyet arzeden ve adeta mücevherat dolu bir hazinenin anahtarı mesabesinde olan bu tâbiri “ilm-i siyaset” açısından ve “taallüm-ü siyaset” itibariyle burada biraz açmaya çalışalım.

“Siyasetteki muktesit meslek" tâbiri, tâ 1910’larda telif edilen Münâzarât isimli risâlede geçiyor. İçtimaiyât ağırlıklı bu eserde geçen Üstad Bediüzzaman'a ait söz konusu ifadenin orijinal hali şöyledir: "İnkılâptan on altı sene evvel (1892’de), Mardin cihetlerinde, beni hakka irşad eden bir zâta rast geldim. Siyâsetteki muktesit mesleği bana gösterdi." (Age: 123)

Burada bahsi geçen "inkılâp", 1908'deki Hürriyet ve II. Meşrûtiyetin ilânıdır. Bu hadise, Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil ediyor. O tarihte bülûğ çağında bir delikanlı olan genç Said, ilimle olduğu kadar, siyasî ve içtimaî hayatla da ciddî sûrette alâkadar olmaya başlamış.

Nitekim, bu alâkadarlığı sebebiyle, Said Nursî, “Selânik Dönmesi” olan o zamanki Mardin Mutasarrıfı tarafından kelepçelenerek Bitlis'e sürgün edildi. İşte, ilk mükellefiyet yaşına girdiği esnada, ilk sürgün cezazıyla da böylelikle tanışmış oldu.

Aslında dengeli siyasetin lâzımı olan “vasat yol, orta yol” anlamına gelen "muktesit" tâbiri, bildiğimiz “iktisat”la bağlantılıdır. 

İktisad demek, israfa da gitmeyen, ama aynı zamanda hasisliğe ve cimriliğe de tenezzül etmeyen en doğru, en ideal bir yaşayış tarzı demektir. Nitekim, ömür boyu "âzamî iktisad"a riâyet eden Üstad Bediüzzaman, bu hakikati hayatının en ehemmiyetli bir düstûru olarak hem yaşamış, hem talebelerine ders vermiştir.

İşte, aynı o hakikatli prensip ve düstûra, siyaset mesleğinde de riâyet etmeye âzamî derecede gayret göstermiştir. Öyle ki, bu dengeli prensibe uymayan, aşırıya giden, israfa düşen, radikalizme kayan, tarafgirlikle hareket siyasî anlayıştan “şeytandan kaçar gibi” kaçınmış ve "Eûzubillahimineşşeytani ve's-siyaseti" demek sûretiyle, onun şerrinden Allah'a sığınmıştır.

Okunma Sayısı: 1219
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Latif Salihoğlu

    18.3.2019 15:35:44

    Muhterem Bülent Biçer... Kayıtlarda o zatın ismine rastlayamadık. Ama, Muhammed Abduh'un talebelerinden biri olduğu kuvvetle muhtemel.

  • Bülent Biçer

    14.3.2019 15:46:42

    "İnkılâptan on altı sene evvel (1892’de), Mardin cihetlerinde, beni hakka irşad eden bir zâta rast geldim. Siyâsetteki muktesit mesleği bana gösterdi." (Age: 123)...Kimdir bu zaat Latif Bey?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı