"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mânevî cihad zamanı (1)

M. Latif SALİHOĞLU
03 Eylül 2019, Salı
Nasıl ki “Zaman, şahs-ı mânevî zamanı”dır, aynen öyle de “Dinî cihad meselesi”nde de “Zaman, cihad-ı mânevî zamanı”dır. Zira, bu zaman itibariyle “Kurân bizi maddî müdafaadan men’ ediyor.”

Burada hizmet, mücadele, yahut müdafaadan kast ettiğimiz şey, bilhassa bu zamanda, yaşadığımız vatanda, hatta İslâm ve insanlık âleminde zalimlere, gaddarlara ve sâir muzır unsurlara karşı usûl ve metod itibariyle ne yapılması, nasıl davranılması gerektiğiyle ilgilidir.

Hemen hatırlatalım ki: Usûl, daima esastan önce gelir. Kezâ, maksada, yani esasa vâsıl oluş, ancak usûle riâyet edişle mümkündür. Bu sebeple, verilecek bir mücadelede, (hatta yapılacak bir hizmette) şayet metod yanlış ve strateji hatalıysa, zafer ve başarı yerine hüsrân ve mağlûbiyetle karşılaşmak kuvvetle muhtemeldir... Yakın tarihte, bu acı reâlitenin sayısız örnekleri var.

Meselâ, Şeyh Said'in din/imân cihetiyle dâvâsı haklıydı. Bunda şek-şüphe yok. Ancak, yanlış bir içtihat ve sakat bir metodla giriştiği mücadeleyi vahim bir âkıbetle noktaladı. Zamanın gaddar hükümeti, bu yanlışlarını fırsata çevirdi ve yüz binlerce mâsumun canını yakıp kanını döktürdü.

***

Üstad Bediüzzaman diyor ki:

Eğer maddî müdafaadan Kur’ân menetmeseydi, bu milletin can damarı hükmünde, umûmun teveccühünü kazanan ve her tarafta bulunan o şakirtler, Şeyh Said ve Menemen Hadiseleri gibi cüz’î ve neticesiz hadiselerle bulaşmazlar; Allah etmesin, eğer mecburiyet derecesinde onlara zulmedilse ve Risale-i Nur’a hücum edilse, elbette hükûmeti iğfal eden zındıklar ve münafıklar bin derece pişman olacaklar.

(Tarihçe-i Hayat: Denizli Hayatı)

***

Kezâ, başta Mısır'da ve Suriye'de mücadele meydanına atılan İhvan-ı Müslimîn'in dâvâsı haktı ve mukaddesti. Ancak, onların metodik olarak "Siyasî İslâm" şeklinde anlaşılan telâkkileri ve aynı düşünceyle girişmiş oldukları "Önce devletin alt kademelerini, sonradan da ülke yönetiminin tamamını ele geçirme" çabaları boşa çıktı. Üstelik, âkıbetleri de çok vahim oldu. Sosyalist Nasır Mısır'da ve Nuseyrî Esad da Suriye'de oyuna getirdikleri İhvanlar'a karşı katliâma girişti ve on binlerce Müslümanın kanını döktü.

Benzer örnekler daha da çoğaltılabilir.

Hiç şüphe edilmesin ki, aynı tarz senaryolar özellikle 1950'den sonra Türkiye'de de sahnelenmek istendi. Ancak, bunda muvaffak olunamadı. 

Lâkin, tehlike tamamen geçmiş değil. Aynı türden heveslenmeler, değişik zaman ve zeminde hortlatılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla, kudsî dâvâya hizmette ve muzır unsurlarla mücadelede takip edilecek metod, son derece önem arz ediyor. Aksi halde, harcanan onca zaman ve emek, bir anda zâyi olup gidebilir.

* * *

Dünyanın muhtelif merkezlerinde olduğu gibi, hiç şüphesiz ülkemizde de mebzul miktarda hainler var, zalimler var, zındıklar var, riyâkâr münafıklar var... Bunlar mutlaka vardır ki, yaklaşık iki yüz senedir din, vatan ve millet zararına çalışmalar yapılıyor, yer yer neticeler alınıyor.

Esasında, insî ve cinnî şeytanlar elele vermiş, tam bir müştereklik içinde kendi vazifesini yapıyor.

Senin karşılarına çıkıp "Durun. Yapmayın, etmeyin. Bu yaptığınız ayıptır, günahtır, zulümdür..." demenin pek bir kıymet-i harbiyesi yok. Zira, onların varlık sebebi, zaten insanlara ayıp ve günah şeyleri işletmek, meydanı her türlü fitneye, fücûra, dalâlet ve zulümkârlığa teslim ettirmektir.

Burada en mühim mesele, hizmet ve mücadele noktasında, bir mü’min ve Müslüman olarak senin ne yapman, nasıl davranman gerektiği hususudur. 

İşte, bu noktaya da bir sonraki yazıda bakmaya çalışalım.

(Devamı var)

Okunma Sayısı: 1164
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı