"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Toptan cezalandırma olmaz, olamaz

M. Latif SALİHOĞLU
13 Eylül 2019, Cuma
Kurân’ın “kànun-i esâsisi”, yani “İlâhî anayasa”nın gayet metin ve sarsılmaz bir hükmü şudur: “Velâ tezirû vâziretün vizra uhrâ.”

Enâm Sûresi 164. âyetinde yer alan bu hükmün, Kurân’ın bir tefsiri olan Risâle-i Nur’daki muhtasar izâhı şöyledir:

“Birisinin cinayetiyle başkaları, akraba ve dostları mesul olamaz.”

“Kur’ân’ın bir kanun-i esasîsi ki, ‘Birisinin hatasıyla başkası mesul olamaz.’ Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa, o cinayete şerik sayılmaz.”

* * *

İşte, Kurân’ın bu kudsî düstûruna iman eden bizler, küçük-büyük her hadisede, hemen her gelişme karşısında, buna olan imanımızı tazelediğimiz gibi, buradaki mukaddes prensipleri diğer din kardeşlerimize de daima hatırlatmaya çalıştık.

Keza, aynı istikametteki hakikatleri dün açık bir dille ifade ettiğimiz gibi, bugün de, inşaallah yarın da aynı ölçü ve hassasiyet içinde nazara vermeye devam etmek azim ve kararlılığı içinde oluruz. Bundan kimsenin en ufak bir şüphesi, tereddüdü olmasın.

Kaldı ki, suç şahsî olduğu gibi, cezâ da şahsî olmalıdır. Bir şahsın suçu sâbit olmadığı müddetçe, ona ceza vermek zulüm olduğu gibi, bir kimse suçlu ve cezalı olsa bile, onun yakınlarına veya taraftarlarına “toptancı” bir anlayış ile ceza verilemez.

Dolayısıyla, toptan cezalandırma yöntemi, gayet zalimane, vahşiyâne bir tatbikat, bir icraat hükmüne geçer.

İşte, dünden bugüne bizim bütün yazıp söylediklerimiz, hiç mübalâğasız ve hiç inhirafsız şekilde, hep bu istikamette olmuş.

* * *

Bu vesile ile, aynı minvâl üzere geçmişte yazdıklarımızdan bazı misâlleri burada tekrâren takdim etmek istiyoruz.

Zira, sonradan mahkemelik olmuş, yahut suçlu/cezalı duruma düşmüş bazı kişi veya gruplar hakkında, yani suçları henüz sâbit olmamış, yani “sabıka kayıtları” mahkemeler nezdinde henüz “vukuâtsız” görünenler hakkında tâ yıllar önce yazdığımız bazı ifadeleri tutup günümüze tatbik ederek bizi suçlamaya, bize kara çalmaya tevessül edenler var. Dedikodu ile etrafa mütemadiyen şüphe ve tereddüt pompalamaya çalışıyorlar.

Oysa, bir sözün kim tarafından, kime karşı, ne zaman ve ne maksatla yazıldığına-söylendiğine bilhassa bakılması gerekiyor. Her ne ise...

* * *

İşte, Kurân’ın mezkûr esasından ve hükmünden aldığımız derse binâen, geçmiş yıllarda yazdıklarımızdan bazı pasajlar:

Hukuk ve adâlet nazarında “Suçun şahsiliği” prensibi esastır. Şahısların bir suçu, hatası varsa, bunlar ortaya çıkarılır ve ona göre muamele yapılır.

Hükümet veya devlet, fikirleri aykırı da olsa, herhangi bir grubun üzerine böyle huşûnetle gidemez. Hissî veya ideolojik davranamaz. Onları toptan cezalandırma cihetine gidemez.

Üstad Bediüzzaman’ın tabiriyle “Her hükûmette muhalif bulunur” ve “Hükûmet ele bakar, kalbe bakmaz.”

Bir fikrî cereyana, bir başka fikrî cereyan mukabele edebilir. Taraflar, birbirinin fikrini çürütme cihetine gidebilir. Nitekim, aynı şeyi biz yapıyoruz ve bize karşı da yapılıyor. Bu durum gayet normaldir.

Devletin kuvveti ise, ideolojik bir silâh gibi kullanılamaz. Devlet, fiilen yanlış yapanın, suç işleyenin üzerine gider, delilleri bulduğunda da cezalandırma yoluna gider ve gitmeli. Buna kimsenin bir itirazı olamaz ve olmamalı. Haklı itiraz, belli bir kesimin tamamını tefe koyup onları toptan cezalandırma yöntemine başvurulmasına, öfkeyle muamele yapılması cihetine gidilmesine karşıdır.

Okunma Sayısı: 2390
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Süleyman

    13.9.2019 06:53:42

    Yeni Asya’nın hükümet ve cemaat çatışmasındaki adaletli ve şefkatli duruşunun sırrını net biçimde açıklayan bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı