Önce Yunus Emre’nin onun hakkındaki meşhûr olmuş birkaç kıtasını alalım, ondan sonra Veysel Karanî’nin üç şahsiyetini sırasıyla tarif etmeye çalışalım.
Yunus Emre’ye izafe edilen “Yemen illerinde Veysel Karanî” isimli İlâhî tarzındaki şiir biraz uzuncadır. Buraya bir kısmını aldık.
Ayrıca, değişik nüshalara baktığımızda, bazı mısraların, hatta bazı dörtlüklerin birbirinden farklı olduğunu görüyoruz. Biz doğruya en yakın olan ve mana bütünlüğü bulunan kısımları tercih ettik.
Şimdi söz Yunus Emre’nin:
Urum’da Acem’de âşık gezdiği,
Yemen illerinde Veysel Karanî.
Allah'ın Habibi “dostum” dediği,
Yemen illerinde Veysel Karanî.
Şiirin birinci mısrasında geçen iki tabire de açıklık getirerek konuya öyle devam edelim: “Urum” tâbiri ile “Diyâr-ı Rûm,” “Acem” tâbiriyle de İran, yani “Diyâr-ı Acem” kastediliyor. Şiirde, Veysel Karanî’nin buraları da gezdiği ve buralarda çokça sevildiği nazara veriliyor.
Elinde âsâsı hurma dalından,
Sırtında hırkası deve yününden,
Hiç yalan çıkmaz onun dilinden,
Yemen illerinde Veysel Karanî.
Anasından destur aldı, durmadı,
Kâbe yollarını geçti, boyladı,
Geldi ol Resûl’ü evde bulmadı,
Yemen illerinde Veysel Karanî.
Peygamber camiden evine geldi,
Üveys’in nurunu kapıda gördü,
Sordu Aişe’ye: Eve kim geldi?
Yemen illerinde Veysel Karanî.
Yunus der ki, gelin biz de varalım,
Ayağın tozuna yüzler sürelim,
Hak nasip eylesin, komşu olalım,
Yemen illerinde Veysel Karanî.
«
“Deve çobanı” olarak da bilinen Veysel Karanî, aslen Yemenlidir. Doğduğu köy ve bağlı bulunduğu Karan aşireti sebebiyle de ona “Karanî” denilmiştir.
Doğum tarihi tam olarak bilinmemekle beraber, Milâdî 594 senesi olduğu tahmin ediliyor. Vefat tarihi ise 657. Mezar yeri kesin olarak bilinmemekle beraber, İslâm diyârının muhtelif yerlerinde onun ismiyle inşâ edilen cami ve türbe var.
Veysel Karanî, dünya gözüyle görüşemediği Hz. Peygamber (asm) tarafından çokça sevildiği için, ümmet-i Muhammed de onu ziyadesiyle sevmiş ve onun adına ziyaretgâhlar yapmıştır. Buna göre, Yemen’de, Şam’da, İran’da, Özbekistan’da ve Anadolu’da birkaç yerde Veysel Karanî ismiyle anılan türbe ve cami var. Türkiye’de en meşhûr olanı, Siirt’e bağlı Baykan ilçesi yakınlarında bulunan Ziyaret beldesindeki Veysel Karanî külliyesidir.
«
Veysel Karanî’nin hayatını tahkik ettiğimizde, onun üç şahsiyetinin bulunduğunu görüyoruz.
Birincisi: Onun gerçek hayatı. Çobanlık yapmış. 657 senesinde Hz. Ali’nin yanında Sıffîn Harbine iştirak etmiş. Yemen’den Medine’ye, bilâhare Kufe’ye giderek orada münzevî bir hayat yaşamış.
İkincisi: Onun efsanevî hayatı: Çok geniş bir coğrafyada onun adına muhtelif makamlar, türbeler, camiler yapılmış. Uhud Harbinde, Resulullah’ın bir dişinin kırıldığını duyunca, onun aşkına o da bir dişini kırdığı rivâyet edilir. Gerçek hayatı ile efsanevî hayatı birbirine en çok karıştırılan şahsiyetlerden biridir Veysel Karanî.
Üçüncüsü: Onun manevî şahsiyeti: Hz. Peygamber, hem Hz. Ömer’e, hem de Hz. Ali’yi hırkasını emanet bırakarak, bunu Medine’ye gelecek Veysel Karanî’ye hediye olarak teslim etmelerini söylemiş. Allah’ın Resûlü ile Veysel Karanî arasındaki samimî muhabbetin mana âleminde tahakkuk ettiği söylenir. Yine, Veysel Karanî mana âleminde Resûlullah’tan (asm) ders almıştır. Bu hâl, İslâm literatüründe Üveysîlik olarak adlandırılır. Bu tabir, Resûlullah’ı (asm) zahiren görmediği hâlde ona derin bir muhabbetle bağlı olan Veysel Karanî’den gelmektedir. Nitekim bazı mübarek zâtların bu yolla manevî ilim ve feyze mazhar oldukları da nakledilmiştir.