Hanefî mezhebinin kurucusu olan İmam-ı A’zam Ebu Hanîfe, Milâdî 5 Eylül 699 tarihinde Irak’ın Kûfe şehrinde doğdu. Eylül 767’de Bağdat’ta vefat etti. Mezarı da aynı yerdedir.
Asıl adı Nu’man bin Sabit’tir. Dürüst ve mümtaz bir şahsiyet olduğu için kendisine ‘’Hanif’’ ismi verilmiş.
«
Ebu Hanîfe, bir taraftan ilimle uğraşırken, bir taraftan da ticarî faaliyetlerde bulunmuş örnek bir şahsiyettir. Kimseye yük olmamak için, kumaş ticaretini yaparak maişetini temin etmenin çaresine bakmış. Her iki meslekte de başarılı olmakla birlikte, ilmî çalışmayı daima esas ve üstün tutmuştur. Kuvvetli kaynaklar, onun İmam Cafer-i Sadık’tan da ders aldığını bildiriyor.
Yaşadığı yıllar, Emevîlerin son dönemi ile Abbasîlerin ilk dönemine rastlıyor. Dayatmacı otoriteye boyun eğmediği için, zaman zaman her iki devletin de hışmına uğramıştır. Türlü bahanelerle hapse atılmış, cezalandırılmış, bazet de işkence çektirilmiştir. Buna rağmen, zalimlere boyun eğmeyerek, hak bildiği davada yoluna kararlılıkla devam etmiştir.
«
Ebu Hanîfe, derin fıkıh bilgisine sahip bir âlimdir. Bununla beraber, inandığını çekinmeden söyleyen üstün bir cesarete sahipti. Nitekim, sırf bu sebepten dolayı, hayatında çok büyük sıkıntılara ve mahrumiyetlere düçâr edilmiştir.
Yaşadığı devirde, halife olsun, valiler olsun, yaptıkları hata ve zulümlere açık bir şekilde karşı çıkmıştır. Ayrıca, halk nazarında onlara meşruiyet kazandırmamak için, devlet büyüklerinden gelen hediyelerin tamamını reddetmiştir. Bu sebeple, ayrıca cezalandırılmaya çalışılmıştır.
«
İmam-ı A’zam, bilhassa fıkıh alanında yaptığı içtihatlarla ilim dünyasına pek çok eser bırakmıştır. Bu mümtaz eserler, hem Hanefî mezhebinin inceliklerini serd ediyor, hem İslâm fıkhının temel ölçülerini gayet güzel ve muhkem bir sûrette izâh ediyor. Sonradan gelen aynı çizgideki imamlar ve âlimler, yine onun eserlerini ikmâl etmeye çalışmışlardır.
İmam-ı A’zam’ın en meşhur eseri Fıkhu’l-Ekber’dir. İsmi "Büyük fıkıh" mânâsındadır. Ehl-i Sünnet’in akâidine dair olduğu için, esere bu isim verilmiş.
«
Şimdi de Ebu Hanife’nin kulağa küpe olması gerek veciz bazı sözlerini iktibasen takdim edelim:
● Bir devlet başkanı kamu malından çalar ve halkına ihanet ederse, zulme sapmış olur. Böyle bir durumda onun halifeliği iptal olur. Ayrıca, vereceği kararlar hükmünü, geçerliliğini kaybeder.
● Bilmediklerim ayağımın altına konulsa, başım gökyüzünün en yüksek katına yükselir.
● Avamın ve tacirlerin yanında ilme ve dine ait olmayan sözlerden kaçın ki, mala rağbet ve sevgi üzerinde durulmasın.
● Avam arasında ne gül, ne de tebessüm et; yani yılışık olma.
● Gereksiz yere çarşıya, pazara çıkma.
● Kemâle erişmemiş yeni yetmelerle çok konuşma; onlarla senli benli olma.
● Size vasiyet ediyorum: Beni gasp edilmemiş hâldeki bir toprağa defnedin.