"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

‘Hasretinden prangalar eskittim’

M. Said ZEKİ
13 Mayıs 2019, Pazartesi
HAPİSHANE NÜKTELERİ - 1

Kur’ân’da anlatıldığı üzere Hz. Yusuf (as) bir iftira sonucu zindana düşer. Burayı bir medrese kabul edip, ilâhî tebliğ görevini yaparak mahpusların hidayet ve irşadı için çalışır. Namaz vakitlerini tesbit etmek için saati icat eder. O hem mahpusların, hem saatçilerin piridir. Bir fikir ve inanç için mücadele verenlerin yolunun bir şekilde zindandan geçtiğini görüyoruz. Fikir suçluları diğer suçlulardan ayrılır. Sokrat’tan Galile’ye, İmam-ı Azam’dan Bediüzaman’a, Necip Fazıl’dan Nazım Hikmet’e hangi fikir ve inançta olursa olsun bir çırpıda çok isimleri saymak mümkün. İskilipli Atıf Hoca gibi idam edilenler olduğu gibi, ömür boyu zindanda yaşayıp burada ölenler de olmuş. 

Bir de tanınmamış, meşhur olmamış yüzlerce, binlerce kişiyi düşündüğümüzde ‘Medrese-i Yusufiyenin öğrencilerinin hiç de az olmadığını anlarız. Fikir suçlarının yanı sıra adi suçlardan mahkûm olanları da sayarsak buranın ‘ayrı bir dünya’ olduğunu görürüz. Kimimizin hiç duymadığı, gündemine bile almadığı, gözden ve gönülden ırak, sadece ‘düştüğü yeri yakan ateşin hissettirdiği’ ayrı bir dünya. Acılar, kahırlar, hasretler…

ZİNDANDAN MEHMED’E MEKTUP

Necip Fazıl zindandan oğlu Mehmed’e mektup yazar: ‘Duâ, duâ eller karıncalanmış; / Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış / Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış…

Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte! / Ölsek de sevinin, eve dönsek de! / Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! / Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! / Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’

Ahmet Arif sevdiğine sitem eder: ’Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. / Dışarda gürül-gürül akan bir dünya... / Bir ben uyumadım, / Kaç leylim bahar, / Hasretinden prangalar eskittim. / Saçlarına kan gülleri takayım, / Bir o yana / Bir bu yana...’

Sabahattin Ali zamanın geçmediğinden şikâyet eder: ’Dışarda mevsim baharmış, / Gezip dolaşanlar varmış, / Günler su gibi akarmış... / Geçmiyor günler, geçmiyor’.

Edip Akbayram Metris’ten seslenir: ’Şu Metris’in önü, bir uzun alan / Bir tek seni sevdim, gerisi yalan / Senin hasretindir, hücreme dolan / Bir tek seni sevdim, gerisi yalan’

BAŞKALARIN GÜNAHINA AĞLAYAN ADAM

Bediüzzaman’ın gördüğü ise adeta bir rüya sinemasıdır: “Bir zaman, Eskişehir Hapishanesi’nin penceresinde, bir Cumhuriyet Bayramı’nda oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden, mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki, o elli altmış kızlardan ve talebelerden kırk ellisi, kabirde toprak oluyorlar, azap çekiyorlar. Ve on tanesi, yetmiş seksen yaşında çirkinleşmiş, gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar kat’î müşahede ettim. Onların o acınacak hallerine ağladım. Hapishanedeki bir kısım arkadaşlar ağladığımı işittiler. Geldiler, sordular. Ben dedim: ‘Şimdi beni kendi halime bırakınız, gidiniz.’”

İMAM-I ÂZAM EMEVİLERLE DE ABBASİLERLE DE UYUŞMADI

Bir de İslâm tarihinden misal vererek yazıyı tamamlayalım: İmam-ı Âzam Ebû Hanife’nin hayatının bir bölümü Emevilerin, bir bölümü Abbâsilerin hâkimiyetinde geçti. Her iki dönemde de siyâsî iktidara karşıydı. Onun siyâsetini Ehl-i Beyt taraftarlığı belirliyordu. Ehl-i Beyt’e büyük muhabbeti vardı. 

Abbâsîler iktidara geldiklerinde Ehl-i Beyt’i gözeteceklerini söylemişlerdi. Ancak onların iktidara geldikten bir süre sonra Ehl-i Beyt’e zulmetmeye devam ettiklerini görünce, onlara da karşı çıktı. Derslerinde fırsat buldukça iktidarı tenkid etti. Her iki siyasî iktidar devrinde de kendisinden şüphelenilmiş, onu kendi taraflarına çekmek, halk nezdindeki itibarından yararlanmak için kendisine Kadılık görevini teklif etmişlerse de o, her iki dönemde de teklifleri reddetmiş ve bu sebepten dolayı işkenceye uğramış, hapsedilmiştir. Ebû Hanife alenen halkı Ehl-i Beyt’e yardıma çağırdığı için hapsedildi ve her gün kırbaçlatıldı. Bunun sonucunda yetmiş yaşında şehid hükmünde öldü. Zehirletildiği de rivâyet edilir. 

Allah masumların ve mazlûmların yardımcısıdır. Allah zalimleri ise asla sevmez.

Okunma Sayısı: 1439
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı