"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasette hareketli günler

Mehmet KARA
07 Haziran 2020, Pazar
Meclis 48 gün sonra açılırken, yeniden tatile girmeden önce siyasette önemli değişiklikler bekleniyor.

Temmuz ayında Meclis Başkanı seçimi var, TBMM başkanvekilleri, komisyon başkanları Grup başkanları değişecek kabine revizyonu da yapabilir. Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı sayısı arttırılabilir. Yani iki ay boyunca siyaset epey hareketli olacak.

Bir süreden beri devam eden erken seçim tartışmaları da siyasetin gündemine iyice oturdu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Siyasî Partiler ve Seçim Kanunları’nda değişiklik yapılması ile ilgili sözleriyle gündeme gelen erken ya da baskın seçim iddiaları ve peşinden de vekil transferlerinin önüne geçilmesi için düzenleme yapılacağının söylenmesi siyaseti oldukça hareketlendirmişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, erken seçim olması durumunda, seçime girebilmeleri için Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’ne milletvekili verebileceklerini söylemesi siyasette ‘vekil transferine’ ilişkin tartışmaları hareketlendirirken, Erdoğan, seçimin 2023’te normal zamanında yapılacağını söylemişti. 

En son olarak da Bahçeli’nin, “Erken seçim söylemi ayıplı bir tuzaktır, kirli bir tertiptir, dibi uçurum olan bir tezgâhtır” sözlerine karşılık muhalefet partileri de, Anasol-M hükümetinin görev süresinin bitmesine 1.5 yıl varken erken seçimi gündeme getiren, 2018 yılında da seçime 2 yıl varken erken seçim fitilini ateşlemesini gündeme getiriyor. 

Vekil transferinin önüne geçilmesi için çalışma yürütülürken kullanılan üslûbu eleştiren İYİ Parti’li Lütfü Türkkan, “Meclis’e geldiğimizin 15. Günü bir vekilimiz MHP’ye geçti. Diğer iki vekilimiz AK Parti’ye geçti. Onlar satılık vekiller mi?” diye soruyor…

Vekil transferinin sınırlandırılması için ortak çalışma yapan AKP’nin, daha geçen gün bir belediye başkanını transfer etmesi de ibretlik…

Hükümet her ne kadar kendi menfaati için istese de bu tartışmalarda gündeme gelen Siyasî Partiler ve Seçim Kanunları’nın değiştirilmesi ve demokratikleştirilmesi gerekiyor. Bunun yolu da temsilde adaletin sağlanması için öncelikle seçim barajının kaldırılmasından geçiyor. 

Yapılması gereken bir değişiklikte milletvekillerinin “hür” olmasını sağlayacak ve genel başkanların vekillerinin isim ve listedeki yerlerini belirleyemeyeceği bir sistemin getirilmesidir. 

Dar veya daraltılmış bölgenin yanında tercihli sisteminde getirilmesi hep söylenen demokratik adımlardan birisi olmalı…

***

IRKÇILIK VİRÜSÜ!

Dünya koronovirüsle mücadele ederken bir yandan da ABD’de başlayan ve Avrupa’nın bazı ülkelerini de içine alan bir virüsle mücadele ediyor. Bu da ırkçılık. Irkçılık da bir bakıma hastalıktır. En az koronavirüs kadar tehlikeli olan bu hastalıklı düşünce işbaşına gelen ve kafasında ırkçılık fikri olan yöneticiler yüzünden ülkeleri zorluyor. 

Bu hastalık kimi zaman ABD’de olduğu gibi zencilere, kimi zaman başörtülülere, kimi zaman bir ırka, kimi zaman da bir dine karşı yapılıyor. 

Almanya ve Kanada başbakanları da ülkelerinde ırkçılık olduğunu vurgulaması bu hastalığın koronavirüs gibi iyice yayıldığını gösteriyor. Fransız futbolcu Paul Pogba’nın ifadesiyle bu “cahilliğe” bu hastalığın yayılmasına sessiz kalınmaması gerekiyor. Bütün dünya koronovirüsle topyekûn mücadele ettiği gibi bu hastalığa da artık sessiz kalmayıp, yok edilmesi için bir araya gelmelidir. 

Kendisini üstün görmek ve karşı tarafı inkâr ederek düşman ilân etmek suretiyle ortaya çıkan ırkçılık hastalığı ancak ortak mücadele ile yok edilebilir.

***

NEFES ALAMIYORUM!

Aslında yeni başlayan bir şey değildi. ABD’de yıllardır siyahlara karşı hep bir ayrımcılık yapılıyor ve ikinci sınıf vatandaş olarak görülüyordu. Barack Obama’nın başkan olması bile bu ayrımcılığı tam anlamıyla bitirmemişti. 

Son olarak bir siyahî ABD vatandaşının polisler tarafından boğazına basılarak öldürülmesi, koronovirüsten ölen ve vak’a sayıları itibariyle birinci sırada yer alan ABD’de büyük olaylara ve karışıklığa sebep oldu. ABD bugüne kadar görmediği protesto gösterileri ile karşı karşıya kaldı. 

Aslında bu olay bir bakıma bardağı taşıran son damla oldu. Bir de buna Trump’ın söz ve davranışları da eklenince olaylar bütün ABD’yi karıştırdı.

Bu olaylar karşısında seyirci konumda olan ve adeta “ohh olsun” diyerek seyredenler yaşanan olayları “ABD baharı” olarak değerlendiriyor.

“Demokrasi ve hürriyet getireceğiz” bahanesiyle adına “Arap Baharı” denilerek Libya’dan başlayan Mısır ve Suriye’ye kadar uzanan olaylarda kan ve gözyaşı bir türlü dinmedi. Irak ve Libya bölündü, Mısır’da yönetim değişti. Suriye’de yoğun insan hakları ihlâllerini netice veren insanlık dramı devam ediyor. Ülkeyi yönetenlerin hatalarından dolayı ülkelerdeki vatandaşlar yıllardır acı çekiyor. Ortadoğu’nun kan gölüne dönmesinde, bir ur gibi Ortadoğu’nun kalbine saplanan İsrail’in zulümlerini destekleyen, onu şımartan ABD’nin etkisi büyük. Dolayısıyla şimdi ABD’nin bu sıkıntılarda olması birçok kişiyi memnun ediyor. Yine de ABD’de ülkeyi kasıp kavuran ve insanların zarar görmesine sebep olan hadiselere “Oh iyi oldu” demenin ne kadar doğru olduğu tartışılır.

Meseleye bir de şöyle bakmak lâzım. “ABD, on yıllardır dünyada ve ülkesinde işlediği cinayetlerin bedelini ödüyor” şeklinde meseleye bakmanın yanı sıra yöneticilerin hatalarından masum vatandaşların da zarar gördüğünü göz ardı etmemeli…

Polis tarafından öldürülen zenci ABD vatandaşının son sözlerinin “Nefes alamıyorum” cümlesi aslında her şeyin özeti. Ülkeyi yönetenlerin hatalarından milletler zarar görüyor ve nefes alamaz hâle geliyor… 

***

HEY NELER OLUYOR ORADA!

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek son günlerde televizyonların en çok aranan ismi. Hükümet ortağı gibi hareket eden Perinçek’in bugüne kadar AKP, Erdoğan ve hükümetle ilgili yaptığı hiçbir eleştiri ve yakıştırmalarına cevap vermeyen AKP kanadından Perinçek’e belki de ilk defa cevap gelmesi ilginçti.

AKP Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Şamil Tayyar’ın, “Cumhurbaşkanımıza ‘İslâmcı Kemalist’ diye rol biçen, AK Parti’nin akıl danesiymiş gibi rol çalan Perinçek ve avanesini uyarayım. Sadece FETÖ karşıtlığı sizi değerli kılmaz, ilâve meziyetlere ihtiyaç var. Haddinizi bileceksiniz. Darbe seçmeyeceksiniz. Millî olacaksınız” ve “Teröristbaşı Öcalan’a akıl hocalığı yapanlar. FETÖ karşıtı gözüküp örtülü iş tutanlar. 27 Mayıs’ı kutsayıp idamları alkışlayanlar. Türkiye sevdası Çin, Rusya, İran’dan sonra gelenler. Karanlık odaklara maşalık yapanlar. AK Parti’yle yol alamazsınız, hadi çöplüğünüze” tarzındaki paylaşımları “neler oluyor?” sorusunu gündeme getirdi.

Bakalım bunun altından neler çıkacak? Yeni bir oyun mu kuruluyor, ya da oynanıyor.

Bugüne kadar ses etmedikleri Perinçek’e söylenen bu sözlerden sonra Sayın Tayyar geri adım mı atacak yoksa bu tarz cevaplar hükümet kanadından artarak devam mı edecek? Bekleyip göreceğiz… Belki de yakında kokusu çıkar…

Okunma Sayısı: 2175
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı